Zeytindağı...

Falih Rıfkı Atay, ‘Zeytindağı’ adlı kitabında Osmanlı’nın bozgun yıllarını anlatır. Filistin cephesindeki yenilgiler üzerine Osmanlı komuta heyeti trenle İstanbul’a dönerken (veya kaçarken), istasyonda perişan bir kadın çırpınmaktadır. Kitaptan okuyoruz:

“... İstasyonda bir kadın durmuş, gelene geçene: ‘Benim Ahmed’i gördünüz mü?’ diyor.

Hangi Ahmed’i gördük mü? Yüz bin Ahmed’in hangisini?

Yırtık basmasının altından kolunu çıkartarak, trenin gideceği yolun, İstanbul yolunun aksini gösteriyor: ‘Bu tarafa gitmişti’ diyor.

O tarafa Aden’e mi, Medine’ye mi, Kanal’a mı, Sarıkamış’a mı, Bağdad’a mı?

Ahmed’ini buz mu, kum mu, iskorpit yarası mı, tifüs biti mi yedi? Eğer hepsinden kurtulmuşsa, Ahmed’ini görsen ona da soracaksın: ‘Ahmed’imi gördün mü?’
Hayır. Hiçbirimiz Ahmed’ini görmedik. Fakat Ahmed’in her şeyi gördü.

Allah’ın Muhammed’e bile anlatamadığı cehennemi gördü.

Şimdi Anadolu’ya, Batı’dan, Doğu’dan, sağdan, soldan bütün rüzgârlar, bozgun haykırışarak esiyor.

Anadolu, demiryoluna, şoseye, han ve çeşme başlarına inip çömelmiş, oğlunu arıyor.

Vagonlar, arabalar, kamyonlar, hepsi ondan, Anadolu’dan utanır gibi, hepsi İstanbul’a doğru, perdeleri kapatmış, gizli ve çabuk geçiyor.

Anadolu Ahmed’ini soruyor.

Ahmed’i ne için harcadığımızı bir söyleyebilsek, onunla ne kazandığımızı bir anaya anlatabilsek, o’nu övündürecek bir haber verebilsek ne iyi olurdu...

Fakat biz Ahmet’i kumarda kaybettik!”

(NOT: Bu kitabı 2104 yılında bir konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan da gençlere tavsiye etmişti.)

KAMYON

Şanlıurfa’da kamyoncular yol kapatarak eylem yapmak istemişler. Polis, engel olmuş. İtiş kakış yaşanmış. Bizde tarım üreticisi de zaman zaman yol kapatarak eylem yapar, polisle başı belaya girer.

Fransa gibi ülkelerde ise bunlar olmaz. Neden mi?

Çünkü çiftçi ve nakliyeciler yasal yolu bulmuştur.

Yolu kapatmazlar. Bir konvoy halinde yola çıkar ve karınca hazında ilerlerler. Trafik mecburen durma noktasına gelir.

ANKARA

Ankara Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile Sinan Aygün’ün çatışması her akşam bir başka kanalda sündürülüyor. Melih Gökçek ve Kadir Topbaş’ın belediye başkanlıkları döneminde onlarca yolsuzluk iddiası ortaya atıldı. Son olarak Hattat Holding’in İstanbul Belediyesi’ne tanıklı kanıtlı arsa rüşveti gündeme geldi. Hiçbiri ekrana taşınmadı.

Mansur Yavaş ise defineci akınına uğradı!

Altından işe yarar bir şey çıkar umuduyla kaz babam kaz!

HEDİYE

Sık sık bütçeden büyük paralar almasıyla gündeme gelen Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu eleştirilerden kurtulmak için tasarruf yaptığını sanıyorduk. Yanılmışız. Çünkü öğrendik ki Diyanet yeni yıl takvimi için bile 9 milyon lira harcamış.

Parayı kendiniz kazanmazsanız harcaması kolay oluyor malum.

Birkaç ayrı bankayla iş yapan işletme sahibi dostumuz anlattı.

- Bankalar her yıl ajanda, takvim, kalem, not defteri gibi küçük hediyeler verirdi, dedi, bu yıl hiçbir banka en küçük hediye vermedi. Sanırım hediye vermemek konusunda anlaştılar.

Muhtemeldir. Diyanet İşleri’nin eli ise bankalar kadar sıkı değil.

SAVAŞ

Millet Meclisi Libya’ya asker gönderme tezkeresini kabul ederken karar alma ve uygulama konusunda bütün yetkiyi Cumhurbaşkanı Erdoğan’a verdi.

Şu sırada politik amaç ve askeri hedefler tartışılıyor. Savaşlardan önce politik amaç belirlenir, askeri hedef ve kullanılacak güç buna göre hesaplanır. Savaş hazırlığı bu plana göre yapılır. Ancak öngörüler tutar mı? Ne kadar tutar?

Örneğin Suriye’de Esad’ı devirmek için yola çıkarken sonunda YPG’ler, PYD’ler, İdlib’ler, milyonlarca mülteci, milyarlarca dolar harcamayla karşılaşacağımız kimin aklına gelirdi?

Savaşlar her zaman umulmadık sonuçlara, ağır maliyete gebedir...

SÖZCÜ

Meslek hayatları FETÖ ile mücadele içinde geçmiş Sözcü gazetesi mensuplarının FETÖ’ye destekten hapis cezasına çarptırılmaları kamuoyuna çeşitli mesajlar veriyor.

Mesaj tüm gazetecilere ayağınızı denk alın, muhalefet etmeye fazla özenmeyin, diyor.

İki... Kamuoyuna... Ben suç işlemedim, bana bir şey olmaz diye cesaret denemeleri yapmayın. Suç işlemeden de suçlanıp hapse atılmanız olasıdır.

Hapis kararının daha pek çok mesajı var.

Genel kaygı ise... Birkaç gazeteciye gözdağı verme hevesinin FETÖ ile mücadelenin inandırıcılığını aşındırma ihtimalidir.

KAPTAN

Emekli kılavuz kaptan Saim Oğuzülgen ile Kanal İstanbul’u konuşurken... Aklının almadığı noktaları sayıyor...

Örneğin, diyor, bir motor arızası ve dümen kilitlenmesi durumunda gemiler demir atar. Kanalın derinliği 21 metre olacakmış. Büyük gemilerin su çekimi (su altındaki kısmı) ise 16-17 metredir. Kalıyor üç dört metre yer. Bu kadar sığ yerde ne demir atabilirsiniz ne atacağınız demir tutar. Üstelik orada Karadeniz’den Marmara’ya doğru hızlı bir akıntı olacaktır. Kanalda seyrederken arızaya uğrayan gemi ister istemez kenarlara vura vura Marmara’ya doğru sürüklenecektir.