Almanya ligi mi, dünya ligi mi?

Almanya ligi mi, dünya ligi mi?


     Siemens'in yeni gözdesi elektronik ticaret. Dr. Pierer'e göre oyunu dünya liginin kurallarına göre oynamayan, sonuçta Almanya liginde bile kendine yer bulamayabilir

       Münih - Alman ekonomisinin dev kuruluşu Siemens kabuk değiştiriyor. Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Heinrich von Pierer, Siemens'i global rekabette geri kalmaması için dönüştürüyor. Şirketler alınıyor, şirketler satılıyor. Özellikle de elektronik ticaret ve enformasyon teknolojisine ağırlık veriliyor.
       Bu yılki basın toplantısında Dr. Pierer, zafer kazanmış komutan edasındaydı. Frankfurt Borsası'nda işlem gören hisse senetleri, son 1 yılda (30 Kasım itibarıyla) ortalama yüzde 44 değer kazanmışken, Siemens hisse senetlerinin aynı dönemdeki değer artışı, yüzde 147 gibi akıl almaz bir oranda gerçekleşmişti. Dr. Pierer, Siemens'i geçen yıl "borsanın dulu ya da yetimi" diye niteleyenlerin şimdi "borsanın sevgilisi" diyerek yere göğe koyamadıklarını anlattı. Son 4 yıl boyunca negatifte seyreden nakit akışının (1998'de eksi 1.8 milyar mark) ilk kez bu yıl pozitife (2.1 milyar mark) döndüğünü vurguladı. Şirket satın alımlarının da katkısıyla cironun 117.7 milyar marktan 134.1 milyar marka, çalışan sayısının 416 binden 443 bine ulaştığını söyledi. Faaliyetlerinin yüzde 73'ünün Almanya dışında olduğunu belirtti.
       Westinghouse'u satın alarak konvansiyonel santraller konusunda Amerikan pazarında kendilerine ciddi bir yer açtıklarını, ayrıca ABD merkezli birkaç internet şirketini toplam 1 milyar dolar ödeyerek satın aldıklarını, Siemens çatısı altındaki bazı şirketlerin Newyork Borsası'na kote ettirilerek Wall Street'te işlem görmeye başladıklarını vurguladı.
       Basın toplantısının ardından Dr. Pierer'le özel röportaj yapma olanağını da bulduk. Pierer, Almanya'da son günlerin 2 tartışmalı şirketi Holzman ve Mannesmann'la ilgili sorularımızı da yanıtladı.

Schröder Holzman'ı neden kurtardı?

     150 yıllık inşaat devi Holzman'ın batmasının hükümet tarafından önlenmesiyle ilgili olarak şöyle dedi:
       "Holzman'ı kurtardığı için Şansölye Schröder'i eleştirmiyorum. Onun durumunu anlayabiliyorum. Siyasi açıdan onun için önemliydi. İşlerini kaybetmemek için çabalayanları da anlayabiliyorum tabii. Ama bu kurtarma operasyonunun bazı riskleri de var. Örneğin Holzman'ın inşaat sektöründeki rakiplerini düşündüğünüzde siz eğer bir firmayı sübvanse ederek rakiplerine göre daha düşük maliyetlerle çalışır duruma getirirseniz, diğerlerine haksızlık etmiş olmaz mısınız? Bu nokta, altı çizilmesi gereken bir durum. Ayrıca Almanya'da başka sektörlerde de iflaslar var. Pekiyi onlara kim yardım edecek? Birine edilirken, ötekine hangi kritere göre ve nasıl hayır denecek?"

Siyasiler Mannesmann'a müdahale edemez

     Soru : Pekiyi ya Mannesmann?
     Pierer: Mannesmann'a gelince... Almanya'da hiçbir politikacının, Mannesmann olayına müdahale edeceğini sanmıyorum. Zaten istisnasız hiçbiri müdahale etmiyor. Mannesmann'da kararı, hisse senedi sahipleri verecek. Eğer hisse senedi sahiplerinin çıkarları hisselerini satma yönündeyse, Vodaphone'nun Mannesmann'ı ele geçirme girişimi başarıya ulaşır. Bu iyi bir şey mi ve halk bunu hoş karşılayacak mı, o farklı bir soru tabii. Ama Şansölye Schröder dahil hiçbir Alman politikacının bu işe müdahale etmediği kesin.
       Dünya liginde Anglo Sakson kapitalizmi denen sistem ön plana çıkıyor. Bu sistem, Kıta Avrupası'nın değerlerinden farklı. Örneğin bizim çalışanlara karşı yaklaşımımız farklı. Ama aynı zamanda şu soruyu da kendimize sormamız gerek: Biz Almanya'da kendi firmalarımızı, globalleşmiş bir dünyanın kurallarının dışında kalarak başarıyla yönetebilir miyiz, yönetemez miyiz? Bana göre yönetiriz diye ısrar etmeye devam edersek, günün birinde kendi firmamızı, başkaları tarafından ele geçirilmeye aday hale düşürebiliriz. Evet, başkaları gelir ve size oyunun nasıl oynanması gerektiğini gösteriverir.
       Sorun Vodaphone'a ya da Mannesman'a karşı olmak değil. Sorun, dünya liginde mi yer alacağız, yoksa Almanya liginde mi oynayacağız sorunudur.
       Çalışanların tepkilerini anlayabiliyorum. Ama bana göre oyunu, global kurallara göre oynamak zorundayım.

Zayıflayan Euro'nun Siemens'e etkileri

     Soru - Tahminler, gelecek yıl Almanya'nın büyüme hızının ikiye katlanarak % 2.7'ye ulaşacağını gösteriyor. Avrupa Birliği ülkeleri için yapılan öngörüler daha da iyimser. Yüzde 3'lük büyümeden söz ediliyor. Siz de aynı görüşte misiniz?
     Dr. Pierer: Evet, gelecek yıl için tahminlerimiz iyimser. Alman ekonomisi de büyüyecek. Diğer Avrupa ülkeleri kadar olmasa da bizimki de iyi bir oran. Biz Siemens olarak hesabımızı yaparken, hükümetin yüzde 2.7'lik oranını esas alıyoruz. Gerek Avrupa, gerekse Alman ekonomisi için iyimserim.
     Soru - Avrupa ekonomilerinde tablo iyimserken ve büyüme sürerken, ortak para birimi Euro neden hala zayıf ve giderek daha da zayıflıyor? 1999 başında 1.18 dolar cıvarındayken, şimdi neden neredeyse 1 dolara eşitlendi?
     Dr. Pierer - Bilmiyorum. Muhtemelen nedenlerden biri, 7 - 8 yıldır sürekli büyüyen Amerikan ekonomisinin gücüdür. Diğer neden ise bazı Avrupa ülkelerindeki siyasi sorunlardır. Galiba bu 2 nedenden dolayı dolar güçlü ve giderek daha da güçleniyor.
     Soru - Euro'nun zayıf olması belki rekabet açısından Siemens'in işine yarayabilir, ama siz bireysel yatırımcı olarak paranızı Euro'ya yatırır mısınız?
     Dr. Pierer: Evet Euro toparlanamıyor. Siemens olarak bu durum hem yararımıza, hem de değil. Bir yandan rekabet gücümüzü artırıyor, ama Avrupa dışındaki faaliyetlerimizde alımlarımızı büyük ölçüde dolarla yaptığımız için de aleyhimize işliyor. Kişisel yatırımcı olarak uzun vadede kur farklarının çok da önemli olmadığını düşünüyorum. Siemens'in yatırımları açısından baktığımızda ise dolar çok güçlendiği halde gördüğünüz gibi Amerika'ya yatırım yapmaya devam ediyoruz. Çünkü Amerika'da uzun dönemli perspektif çok pozitif. Elektrikte ABD, dünyanın en büyük pazarı. Sadece bu bile bizim orada yatırım yamamız, 65 bin kişi istihdam etmemiz için yeterli bir neden. Diğer alanlarda da orası dünyanın en büyük pazarı ve biz orada olmak zorundayız.

Siemens bir yandan evlenip diğer yandan boşanıyor

       "Siemens, tüm faaliyet alanlarında küresel pazarda lider konumuna yerleşmeyi amaçlamaktadır. Eğer bu amacımıza tek başımıza ulaşamazsak, önümüzde çok net dört seçenek var:
       * Şirket satın alma
       * Kooperasyon
       * Şirket satışı
       * Şirket kapatma"
       Böyle diyor Siemens Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Heinrich von Pierer ve son dönemdeki operasyonlarını şöyle sıralıyor:

Satın alınan şirketler

       * Elektrowatt (akıllı bina yönetimi)
       * Westinghouse (ABD'de konvansiyonel enerji santralleri üretiyor)
       * ABD'de toplam 1 milyar dolarlık yatırımla internet teknolojileri ve telekomünikasyon alanında faaliyet gösteren Argon Networks, Castle Networks ve Redstone Communications satın alındı. Ayrıca Accelerated Networks'ın bir kısım hissesi Siemens'e geçti.
       * Elsag Bailey'in otomasyon şirketi Applied Automation satın alındı

Kooperasyon

       * Japon Fujitsu ile % 50 - 50 ortaklığa gidildi. Bu şirket Fujitsu - Siemens markalı PC'ler, şebeke sistemleri ve ana bilgisayarlar üretecek.
       * Japon Yaskawa ile elektrik motorları üzerine % 50 - 50 ortaklık kuruldu.
       * Alman Voith ile hidro elektrik santral yapmak üzere ortaklık kuruldu. Bu evlilikte yüzde 30 hisse alındı.
       * Japon NEC ile mobil şebekeler alanında faaliyet gösterecek Mobisphere adlı bir şirket kuruldu

Satılan şirketler

       * Elektromekanik bileşimler grubu, Tyco International adlı bir şirkete satıldı
       * Siemens Nixdorf perakendecilik ve bankacılık sistemleri KKR ve GS Capital'e satıldı
       * Kablo sistemleri 1998'de Pirelli'ye satıldı
       * Haberleşme kabloları grubunun satışı önümüzdeki mali yılda tamamlanacak
       * Vakumschmelze, Morgan Crucible'ye satıldı
       * Elektron tüpleri üreten Epcos'un hisseleri geçtiğimiz ekimde Frankfurt ve Newyork borsalarında satışa çıkarıldı
       * Yarı iletken üreten Infineon 2000 yılında halka açılacak



Yazara E-Posta: mtamer@milliyet.com.tr