Interbank 64'teyken Etibank da verildi

Interbank 64'teyken Etibank da verildi


     Güneş Taner'in 1998 takvimi:
     Ocak: Etibank'ın Çağlar'a satışı
     Mayıs: Egebank'ın Murat Demirel'e satışı
     Temmuz: Türkbank pazarlıkları
     Ağustos: Türkbank'ın Korkmaz Yiğit'e satışı
     Ekim: Egebank'ı ABD'de tanıtma
     Kasım: TBMM'de gensoruyla düşürülme

       Özelleştirme İdaresi Etibank için 1 Aralık 1997'de ikinci kez ihaleye çıkıyor. En yüksek fiyatı (155.5 milyon dolar) Cavit Çağlar veriyor.
       Satışın resmileşmesi için Hazine'nin onayı gerek. Ancak Çağlar'ın sahibi olduğu İnterbank'ın 64. madde kapsamında olduğunu hatırlatan Hazine, bu oluru vermiyor. Bankacılık ve Sigortacılıktan sorumlu Müsteşar Yardımcısı Osman Tunaboylu, (şimdiki Ziraat Bankası Genel Müdürü) imzasını taşıyan Hazine Raporu'nda "İnterbank'ın Bankalar Kanunu'nda belirlenen yükümlülüklerini yerine getiremediği için 64. madde kapsamında bulunduğu ve aynı şahsa ikinci bir banka verilmesinin uygun olmadığı" belirtiliyor.
       Bu arada Hazine Müsteşarı Mahfi Eğilmez, 5 Aralık 1997'de istifa ediyor. Kulislerde ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Güneş Taner'le anlaşamadığı ifade edilse de Eğilmez, ekonomik programın yürüyeceğinden umudu kestiği için bu kararı aldığını belirtiyor. Eğilmez'in yerine 8 Aralık'ta Yener Dinçmen Hazine Müsteşarı oluyor.
       Hazine'nin ilk raporu beğenilmiyor olmalı ki, aradan 2 hafta kadar geçtikten sonra yine Osman Tunaboylu imzalı ikinci bir rapor hazırlanıyor ve bu raporda İnterbank'ın 64. madde kapsamında olduğundan hiç söz edilmiyor. Sadece Çağlar'ın yanına bir ortak alması isteniyor. O da Dinç Bilgin'i alıyor.
       Ve ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Güneş Taner ile Hazine Müsteşarı Yener Dinçmen'in onaylarıyla devletin bir bankası, satın aldığı bir başka bankayı ister kötü yönetimden, ister hortumlamaktan olsun 64. kapsamına sokmayı başaran! Cavit Çağlar'a satılıyor. (Ocak 1998) Belki hatırlamakta zorlanırsınız, Merkez Bankası Başkanlık koltuğunda da Gazi Erçel oturuyor.
       Taner kendini "O satışın altında sadece benim imzam yok ki... Başbakan Mesut Yılmaz'ın da Başbakan Yardımcısı Bülent Ecevit'in de var" diye savunuyor.
       Her koyun kendi bacağından asılır. Kamuoyu bilmek istiyor:
       * Hazine Raporu neden değiştirildi?
       * Bu satışa neden onay verildi? Onay için baskılar oldu mu?
       * Çağlar'ın o dönemde Cumhurbaşkanı olan Süleyman Demirel'e yakınlığının bu satışta etkisi oldu mu?
       Arşivleri şöyle bir karıştırın. 1998 ne verimli bir yılmış meğer! Hazine'nin bağlı bulunduğu ekonominin direksiyonundaki bakan Güneş Taner, bakın sadece 1998'de ne müthiş bankacılık operasyonlarının altına imza atmış:
     * 6 Mayıs 1998: Egebank'ın Yahya Murat Demirel'e satışı.
       * 5 Ağustos 1998: Türkbank'ın Korkmaz Yiğit'e satıldığı Alaaddin Çakıcı'mlı, Erol Evcil'li meşhur ihale.
       * 2 Ekim 1998: Egebank'ın Newyork'taki toplantısında bankayı Amerikalı iş çevrelerine tanıtma konuşmasının, ekonomiden sorumlu Güneş Taner tarafından yapılması.
       * Ve 27 Kasım 1998'de Türkbank skandalı nedeniyle TBMM'de aleyhinde verilen gensoru nedeniyle bakanlıktan düşürülüşü.
       Taner'in gensoruyla düşürüldüğü gün çantası elinde Meclis salonunu terkedişi dün gibi gözlerimin önünde. Taner'in bakanlıktan düşmesinden 1.5 ay kadar sonra da 8 Ocak 1999'da İnterbank, içi boşaltılmış olarak devletin kucağına teslim ediliyor. Ancak Çağlar bir gün önce, yani 7 Ocak 1999'da Etibank'taki hisselerinin tümünü Dinç Bilgin ve Sabah Grubu'na devretmeyi ihmal etmiyor.
       3 ay sonra, nisan 1999'de seçim oluyor. Taner milletvekili seçiliyor. Bakanlar Kurulu'nun oluşmasını da bekliyor ve Ecevit hükümeti 9 Haziran 1999 tarihinde kurulup da Taner bakan olamayınca, Dinç Bilgin'in sahibi bulunduğu Medya Holding'e Murahhas Aza ve Yönetim Kurulu üyesi oluyor (1 Ağustos 1999). Gerisini hepimiz biliyoruz. Etibank'a el konmadan 3 - 5 gün önce de Medya Holding'den istifa ediyor.

Faks terörü bıktırdı

       İstanbullu okurumuz Murat Çehreli, Koç Allianz Sigorta'dan 15 gün içinde tam 40 kez aynı faksı alınca, çareyi köşemize başvurmakta buldu.
       İnşaat işiyle uğraşan Çehreli, işyeri faksına gönderilen hayat poliçesi başvuru formlarından haklı olarak bıkkınlık getirmiş. Diyor ki:
       "Numaramızı internetten bulmuşlar. Her türlü yolu deneyerek bu faksları göndermemelerini sağlamaya uğraştıysak da başaramadık. Göndermeye devam ettiler. Aynı metin, İstanbul'daki farklı ofislerden geliyor. Sanırım bu ofislerin birbirlerinden de haberi yok."
       Arkadaşımız Yasemin Yanbay'ın edindiği bilgiye göre Koç Allianz'ın acentalar dışında İstanbul'da doğrudan Genel Müdürlük'e bağlı çalışan 4 ayrı satış ofisi var. Okurumuza en sık faks gönderen Gayrettepe'dekiymiş. Sorularımızı yanıtlayan ofis müdürü Engin Canıdar, potansiyel müşteri olduğunu düşündükleri kişilere bu tür kampanyalarla ulaşmayı amaçladıkları söyledi.
       Koçbank kredi kartı sahiplerinin ve Koç Finans'tan kredi kullananların bilgilerine kolaylıkla ulaşmaları çok normal. Ancak başka kaynaklardan da yararlanıyorlarmış. Mesela İstanbul Ticaret Odası, şirketlere elindeki bilgileri satıyormuş.
       Bu bir pazarlama stratejisi de olsa ölçünün kaçtığını Canıdar da kabul etti. Biz devreye girdikten sonra okurumuzdan özür dilediler ve fakslar da sonunda kesildi.



Yazara E-Posta: mtamer@milliyet.com.tr