Trafik için ortak akıl arıyoruz

Trafik için ortak akıl arıyoruz

       Trafik kampanyamıza Sabancı Üniversitesi'nden destek geldi. Prof. Tosun Terzioğlu'nun evsahipliğinde yapılan arama konferansının ilk halkasına parlamenterinden otomotivcisine, sigortacısından karayolcusuna, öğretim üyesinden hukukçu ve reklamcısına trafik sorununun çözümüne katkısı olabilecek tüm taraflar katıldı

       Terzioğlu: "Türkiye'de aydınlar olarak şikayet etmeyi ve sorun envanteri çıkartmayı mükemmel başarırız da sorunun çözümüne nasıl katkıda bulunabilirim diye kafa yormayız. Hep birileri çıksa da sorunları çözse diye bakarız. Ya Parlamento, ya asker ya da yabancılar... Trafikte de urum farklı değil. Ama cahnavar, hepimizin canavarı"
       19 yaşındaki kızımın, kendi başına sokağa çıkma yaşına gelmesinden itibaren beni fevkalade ürküten trafik, mart ayından beri Tüketici Gözüyle köşemizin demirbaşı haline geldi.
       Tüketici sorunlarındaki 15 yıllık birikimimin, trafik gibi yine hepimizin ortak sorunu olması gereken hayati bir konuda, toplumu harekete geçirmeye belki katkısı olabilir gibi bir umuda kapıldım. Ve trafik kampanyamız, mart ayı ortasında böylece başlayıverdi. Yazı işleri müdürümüz Eren Güvener'in üniversiteyi henüz bitirmiş olan gencecik oğlu Onur'un güpegündüz iş dönüşü servis minibüsünde kaza sonucu hayatı yitirmesi, kampanyanın fitilini ateşledi.
       İlk günlerde çoğu kişi "vakıf mı kuracaksın, bağış mı toplayacaksın" türünden sorular soruyordu. Bir kampanya nasıl başlatılıp nasıl yürütüleceği konularında fikir sahibi olmadığım için, bu kampanyanın nasıl gelişeceğine ilgili herhangi bir planım yoktu. Hala da yok.
       Tek istediğim, bugün ülkemizde hakim olan "trafikte kural çiğnenebilir; bir duble rakı içip araba kullanılabilir; başkası yapıyor, ben neden yapmayayım" psikolojisini ters yüz edebilmek. Trafik kuralı çiğnemenin AYIP haline geldiği bir toplumsal baskı ortamının yaratılmasına katkıda bulunmak.
       Diyebilirsiniz ki hedefin çok iddialı.
       1983 yılının bir kış günü Türkiye'de tüketici bilincini yerleştirmek üzere Cumhuriyet Gazetesi'nde yola çıktığımızda, tüketici - üretici - satıcı ilişkilerinin durumu, bugün trafikteki durumdan farklı mıydı sanki? Dolayısıyla neden olmasın?
       Kampanya başlar başlamaz, toplumun çok değişik kesimlerinden yoğun bir ilgiyle karşılandı. Mektuplar, fakslar, telefonlar, e - postalar adeta yağdı. Her 3 Türk'ten birinin hayatında bir kez mutlaka trafik kazası geçirmeye mahkum olduğu ülkemizde, aslında bu konuya kafa yoranların sayısı hiç de az değil. Ancak değişik nedenlerle bugüne kadar bilgiler biraraya toplanmamış, çabalar çoğunlukla tekil ve sınırlı kalmış.
       Sorunun değişik yönleriyle ilgili birikimler ve görüşler, bizim köşede biraraya toplanmaya başladı. Emniyet Genel Müdürü Yardımcısı ve Trafik Hizmetleri Başkanı Şevket Ayaz'dan Adalet Bakanı Oltan Sungurlu'ya, annesini 13 yaşındayken trafik kazasında kaybeden Halk Sigorta Genel Müdürü Erhan Dumanlı'dan trafikte sivil inisiyatifi ön plana çıkartmak üzere çoktandır çaba harcayan Beyaz Nokta Vakfı Başkanı eski bakanlardan Tınaz Titiz ve Aydınlık için Bir Dakika Karanlık eylemini başlatan avukat Ergin Cinmen'e trafikle yakından ilgilenenlerin yanı sıra bugüne kadar ilgilenmemiş olanlar köşemiz da aracılığıyla biraraya geldiler.
       Günlerden bir gün Birleşik Reklamcılar'ın sahibi İzmir Tolga'dan gelen telefon, bu kampanyayı yeni bir mecraya soktu. "Kampanyayı önce fazla ciddiye almamıştam. Ancak günler geçtikçe toplumun her kesiminden ilgi gördüğünü ve değişik görüşlerin seviyeli olarak tartışıldığı bir platform haline dönüştüğünü gözledim. Her türlü desteğe hazırım" diyen Tolga, gerçekten de bir süre sonra kampanyayı sürükleyen unsurlardan biri haline geldi. İşin içine girdikçe trafiğe çıkmaktan bile ürker hale gelen, hatta kendini bir mağdur adayı olarak görmeye başlayan İzmir Tolga, bu konuda tüm tarafların birikimlerini birbirleriyle paylaşabilecekleri bir toplantının yapılmasında yarar olduğunda ısrar etti.
       Böylelikle önce Sabancı Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, üniversite rektörü Prof. Tosun Terzioğlu, arama konferansı uzmanı Prof. Oğuz Babüroğlu ve üniversitenin Genel Sekreteri Hüsnü Paçacıoğlu ile biraraya geldik. Bir ay kadar sonra da arama konferansının ilk halkası olan 14 kişilik ön toplantı gerçekleşti.
       Bu toplantıda dile getirilen görüşleri, hem üzerinde düşünülmesi ve yeni çalışmaların başlatılması, hem de belgelenmesi amacıyla ayrıntılı olarak sizlere aktarmaya çalışacağım.
       Sabancı Üniversitesi rektörü Prof. Tosun Terzioğlu'nun evsahipliğini yaptığı toplantının katılımcıları TBMM başkanvekili ve DSP milletvekili Uluç Gürkan, Tofaş murahhas Azası Jan Nahum, İTÜ İnşaat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Nadir Yayla, Karayolları Genel Müdürlüğü Bakım Dairesi Başkanı Salih Irmak, Halk Sigorta Genel Müdürü Erhan Dumanlı, Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Eğitim Araştırma Daire Başkanı Remzi Tan, Aydınlık için Bir Dakika Karanlık eylemini başlatan avukat Ergin Cinmen, Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu Başkan Yardımcısı Serdar Öner, ileri sürücülük teknikleri uzmanı eski rallici Demir Bükey, Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi ve arama konferansları uzmanı Prof. Oğuz Babüroğlu, üniversitenin Genel Sekreteri Hüsnü Paçacıoğlu, Birleşik Reklamcılar'ın sahibi İzmir Tolga ve ben Meral Tamer'dik. Katılımcıları belirlerken, trafikle ilgili tüm tarafları biraraya getirmeye çalıştık. (Toplantı sırasında taraflardan Belediye'yi unuttuğumuzu farkettik.)
       Prof. Terzioğlu, daha katılımcılara hoşgeldiniz derken toplantının adını koydu: "Trafik için ortak akıl arayacağız."
       Türk aydını olarak şikayet etmeyi ve sorun envanteri çıkartmayı mükemmel başardığımızı, ama maalesef sorunun çözümüne nasıl katkıda bulunabiliriz diye düşünmediğimizi hatırlatarak sözlerine başlayan Terzioğlu, "hep birileri çıksa da sorunları çözse diye bakarız. Ya Parlemento, ya asker ya da yabancılardan bekleriz bunu. Trafikte de durum farklı değil. Ama canavar, hepimizin canavarı olduğuna göre onu yoketmek için güçlerimizi birleştirmek, hep birlikte çalışmak zorundayız. Burada ortak akıl ve ortak bir hareket planı ortaya koymalıyız," dedi.
       Terzioğlu'nun bu kısacık özlü sözlerinin ardından katılımcılardan her biri, trafik sorununu değişik bir yönüyle ortaya koydu. Toplantının ayrıntılarını, alttaki sütunlardan başlayarak yarın ve cumartesi günü bu köşede bulabilirsiniz.

       Meğer her yıl, teröre eşdeğer sayıda kurbanı trafikte verdiğimiz doğru değilmiş! Rakam daha da yüksekmiş. Çünkü resmi istatistikler, sadece kaza yerinde ölenlerin sayısını gösteriyormuş. Hastanede ölenler bu rakama dahil değilmiş

       Sabancı Üniversitesi'nin Karaköy'de tarihi Minerva Han'daki merkezinde düzenlenen trafikle ilgili ön arama toplantısı, Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Eğitim Araştırma Daire Başkanı Remzi Tan'ın verdiği kısa brifingle başladı.
       "* Almanya'da geçtiğimiz yıl trafik kazalarında 8758 kişi hayatını kaybetti. İtalya'da 6688 kişi öldü. Türkiye'deki ölü sayısı ise 5134. Ancak Almanya'da 48 milyon, İtalya'da 57 milyon araç var. Bizde ise yalnızca 7.7 milyon.
       * 1996'da 344 bin 641 trafik kazası olmuştu. 1997'de 392 bin 661 bin kaza meydana geldi. Bir önceki yıla göre kaza sayısında yüzde 13.93 artış oldu. Buna karşın ölü sayısı azaldı. 1996'da trafik kazalarında 5428 kişi hayatını kaybederken 1997'de ölü sayısı 5134'e düştü. Başka bir deyişle araç sayısı yüzde 8.6 arttığı halde, ölü sayısında yüzde 5.4 azalma oldu.
       * Ölümlü kazalar bu yıl da azalmaya devam ediyor. Geçen yıl ocak - mayıs döneminde ölen 1690 kişiye karşılık, bu sayı bu yılın aynı döneminde yüzde 5.8 azalarak 1592 oldu."
       Ancak yanda yer alan Türkiye ile ilgili tablodaki rakamlar, Tan'dan öğrendiğimize göre sadece olay yerinde ölenleri gösteriyormuş. Yaralı olarak hastaneye kaldırılanlar, hatta trafik kazası geçirdikten yarım saat sonra hastane kapısında yaşamlarını yitirenler bile bu rakamlara dahil değilmiş.
       Buna şaşırmadım desem yalan olur. Sadece ben değil, toplantıya katılanların çoğu şaştı. Demek ki trafik kazasında ölenlerin doğru dürüst istatistiğini tutmaktan bile aciziz. Bu durumda Tan'ın bazı Avrupa ülkeleriyle Türkiye'yi karşılaştırmalı olarak verdiği tabloda da elmalarla armutlar karşılaştırılmış oluyor. Araç başına ölü sayısında Avrupa ülkeleri karşısındaki gerçek durumumuz, tabloda görüldüğünden de vahim.
       Trafik Hizmetleri Başkanlığı ile Sağlık Bakanlığı arasında bu konuda koordinasyonu sağlamak çok mu zor? Umarız yakında trafik kazası sonucu hastanede ya da hastane kapısında ölenlerle ilgili olarak sağlık kurumlarımızdan Emniyet'e bilgi akışı sağlanır da trafik kazalarıyla ilgili istatistiklerimiz de gerçek rakamları yansıtabilir.



Yazara E-Posta: m.tamer@milliyet.com.tr