Bu sınav hepimizin!..

Çin’in Wuhan kentinde başlayan Korona virüsü, üç ay gibi kısa bir süre içinde neredeyse bütün dünyaya yayıldı. Küresel boyutta bir yıkıma yol açtı. Öyle ki; kıtaları, ülkeleri, şehirleri, kasabaları, köyleri vurarak ilerliyor. Cinsiyet, ırk, yaş, sosyal statü, kurum, devlet, millet tanımıyor.

Peki nedir bu, bir ders mi?

Öyle olmalı.

ABD’li eski beyzbolcu Vern Law’ın “Tecrübe acımasız bir öğretmendir. Önce sınavı yapar, sonra dersi öğretir” dediği aktarılır.


Şimdi bütün dünya bu acımasız “öğretmenin” sınavına tabi. Bir virüsle nasıl mücadele edileceğini anlamak için dersimizi sonra mı alacağız ya da belki daha şimdiden o ‘dersi’ almaya başladık mı?

Şundan bahsediyorum: Birçok ülkenin sağlık sistemi tamamen çöktü. Hastaneler yetmiyor, hastane koridorlarında insanlar yerlerde yatıyor. İlaç, tıbbi ekipman ve insani yardım malzemelerinin yokluğu birçok ülkenin kâbusu oldu. Küresel ekonomi ağır darbe aldı. Sadece Amerika’da işsiz sayısı 6 milyonu aştı. Böyle giderse önümüzdeki günlerde bu sayının 20 milyonu aşacağı öne sürülüyor. Türkiye’de de 11 Mart itibariyle hayatını kaybedenlerin sayısı giderek artarken, bütün ilgili kurumlar belediyeler sorunu bertaraf etmenin yollarını arıyor.

Önce bir bilgi. Milliyet Gazetesi dünyanın bir ucunda, bir şehrinde göründüğü andan yani Ocak ayından itibaren virüsle ilgili 1389 haberi okurlarıyla paylaştı. Sadece haber de değil, virüsün nasıl yayıldığından, nasıl önlemler alınması gerektiğine ilişkin sayısız bilgiye de yer vererek. Öyle ki; Ocak’ta 21 haber, Şubat’ta 61 haber, Mart’ta 641 haber ve son bir hafta içerisinde 150’nin üzerinde haberle insanları uyardı.

Bu sınav hepimizin..


Sadece biz mi? Dünya medyasında alınması gereken önlemler hemen her gün haberlere konu olsa da dünya genelinde 50 binden fazla kişinin ölmesine neden olan virüsün 1 milyon vaka sayısına ulaşıp daha da artmasının önüne geçilemedi. En korunaklı yerlerin; hastanelerin, kurumların, hükümet binalarının içine kadar girdi.

Şimdi soralım?

Dünya eve kapanırken; sürekli dışarıyla temasta bulunan çalışanlarınıza ilişkin hem kendi sağlıkları hem de kurum çalışanlarının sağlığını düşünerek çeşitli önlemler alıyor musunuz?

Dünyayı ölümcül sonuçlarıyla sarsan virüsle ilgili kurum içi çalışanlarınızı bilgilendiriyor musunuz?

Bütün bu önlemlere rağmen virüse maruz kalan çalışanlarınızın tedavilerini başından sonuna kadar izliyor onlara destek oluyor musunuz?

Biz bütün bunları yapıyoruz.

Evet biz sadece haber yapmıyoruz. Böylesi zor bir dönemde çalışanlarımıza ne yapmaları gerektiğini, neler yaptığımızı da her gün kurum içi yazışmalarımızla hatırlatıyoruz. Bu bağlamda; ülkemizde ilk vaka tespitinden önce bütün tesislerimizde önlem aldık. Üstelik Dünya Sağlık Örgütü’nün gerekse Sağlık Bakanlığı’nın Kovid-19’un yayılmasını önlemek amacıyla belirlemiş ve yayınlamış olduğu tüm önlemleri… Örneğin Demirören İdari İşler Grup Direktörlüğü kurum içi yazışmalarından birinde şöyle diyor: “Bütün binalarımız dezenfekte edilmiş olup, aktif koruyuculuk süreleri devam etmesine rağmen sık aralıklarla tekrar edilmektedir.

Binalarımıza girişte ateş ölçme ve kontrollü giriş uygulamamız kesintisiz bir şekilde uygulanmaktadır. Program konukları ve teknik zorunluluklar hariç hiçbir ziyaretçi binalarımıza kabul edilmemekte olup, zorunlu giriş durumunda kontrollü olarak bina içinde hareket etmeleri sağlanmaktadır.

Kişisel hijyen ile ilgili el dezenfektanları bina içerisinde her noktadan ulaşılabilir durumda olup, ihtiyacı olan birimlere ek konumlaması yapılmıştır. İşyeri hekimimizin uygun bulduğu birimlere maske desteği de sağlanmıştır.

Ortak kullanım alanları, merdiven tırabzanları, asansör tuşları vb. gibi temas edilen alanlar sıklıkla dezenfekte edilmekte ve gerekli ek önlemler alınmaktadır.
Yemekhane alanları izole edilmiş olup, yemek servisleri tek kullanımlık malzeme ve paket servis yöntemi ile verilmektedir.

Personel servis araçları ve taşeron araçlarımız düzenli olarak dezenfeksiyon işleminden geçirilmektedir. Evden çalışma uygulamamız sebebiyle, servislerde bulunan personel yoğunluğu da düşük seyretmektedir.

Korona virüs ile mücadele ettiğimiz bugünlerde sizlere daha yakından destek olmak için aşağıdaki durumlarda sağlık ekibimize bilgi vermenizi rica ederiz. Hastaneye başvurulup korona virüs test yaptırıldığında, Korona virüs test sonucu (pozitif/negatif) belli olduğunda, hastanede yatış vb. durumlarında.”Ve medya mensuplarının önemli bir bölümü evden çalışıyor.

Bu sınav hepimizin..

Peki ama bir medya grubunun olası durumu tespit etmesi, virüse karşı almış olduğu sıkı önlemleri kurum çalışanlarıyla paylaşması örnek alınması gereken bir duruma işaret ederken, dünyanın alarm verdiği bir zamanda dahi, sırf bir kurumu karalamak adına bunu sansasyonel bir habere dönüştürmek, haber sitelerinde yayımlamak nasıl bir kafanın ürünüdür?

Bu sınav hepimizin..


Ve mesela bir sendika kamuoyunu yanlış bilgilendiriyor: “…Kamuoyuna bilinmesi istenen kadar bilginin verildiğine dair pek çok kaynaktan eleştiriler var. Hal böyleyken aynı gevşek tutumun medya sahiplerince de benimsendiği görülüyor. (…) Haber merkezlerinde virüs salgınına karşı etkili bir önlem geliştiremeyen medya sahipleri gazetecileri bile isteye ölüme gönderiyor.”

Dünya  “yoğun bakıma” girmiş, basının hala haber kararttığına inanan bir sendikanın bu ifadelerinin neresinden tutacağız? Ne yazık! Kendi ülkesinde alınan önlemlere, ilgili makamların açıklamalarına, kurumların işleyişine katkı sağlaması gerekenler, basını hedef alan asılsız iddialarda bulunma cesaretini gösteriyor.

Kamuoyunu bilgilendirmek adına en zor şartlar altında çalışan basın kurumlarının aldığı önlemleri böylesine çarpıtarak kamuoyuna sunmak, virüsün ne olduğunu ve olası sonuçlarını hiç kavramamış olmak demektir.

Bu mantıkla hareket ederseniz, virüsle mücadele ederken 600’ü aşkın sağlık çalışanı virüse yakalandığı için de hastaneleri mi suçlayacaksınız?
Sorunun büyüklüğünü hâlâ kavrayamayanlara bizim önerimiz şu; Herkes kendi üzerine düşeni  yapsın. Toplumda alınan tedbirlerin ne kadar yaşama geçirildiğine dair veri toplasın. Hep beraber bu sorundan nasıl, ne şekilde kurtulabileceğimize dair önerilerde bulunsun. Elbette eksiklikler, hatalar, yetersizlikler olacaktır. Ancak inancımız odur ki; eleştiri ya da öneriler yapıcı olduğu sürece anlam kazanır. Sorumlu bulmaya çalışarak, kurumları hedef alarak bütün bir topluma zarar verdiğinizi unutmayın.
Biz bu sorumlulukla hareket ediyoruz.

Peki siz? Siz kendi çalışanlarınıza karşı aynı sorumlulukla hareket ettiğinizi söyleyebilir misiniz?

Yoksa siz dünyayı ele geçiren bir virüse karşı bağışıklık mı kazandınız?