Hep oradaydı bilirdiniz

93 yıllık hayatının yaklaşık 70 yılını gazeteciliğe adayan Sami Kohen’e veda ediyoruz. Kohen için ‘Milliyet’in yaşayan tarihiydi’ diyen Milliyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mete Belovacıklı Sami Bey’i anlattı...

Çetrefilli bir konu varsa danışabileceğinizi, sohbet ederken bilmediklerinizi öğrenebileceğinizi, yorumlanmaya muhtaç bir konuyu tartışabileceğinizi bilirdiniz.

Kibirsiz ama engin bir deneyimin, sakin ama kararlı bir kişiliğin, eğip bükmeden ama kırmamaya da özen göstererek kurulan cümlelerin sahibiydi Sami Bey.

Milliyet’in yayına başladığı tarihten itibaren nelerin, nasıl, neden yaşandığının bire bir tanığı olarak, gölgesi genç meslektaşlarının üzerine sükûnetle iniverirdi her zaman. 

Espriyi severdi, dozunda ve ince olması şartıyla. Çalışırken ve çalıştırırken ciddiyet isterdi.

Geçmişten bugüne uzanan sohbetlerde arada hüzünlenirdi. Gidenler gelirdi aklına, yaşanmışlıklar, eski tatlar, dokunuşlar...

Çabuk sıyrılırdı ama zor anlaşılır hüznünden. İlacı işiydi. Hemen işle ilgili bir konuyu getirirdi gündeme.

Duvarındaki koskocaman dünya haritasının önünde otururken bir bakardınız herkesi, her şeyi, her haberi kucaklamak istiyor, bir bakardınız şu koca dünyada ne kadar küçük bir nokta olduğunuzu fark etmenizi sağlıyor.

Heyecanlanırdı yeni bir proje duyduğunda, güzel bir haber bulduğunda, iyi bir yazı konusu yakaladığında. Birden Yeni İstanbul gazetesinden Milliyet’e transfer olmuş o genç gazeteciyi görürdünüz.

Milliyet mi oydu, o mu Milliyet’ti? Her kuruluş yıl dönümünde gençleri yanına alıp fotoğraf çektirirken, gazetenin yaşıyla kendi yaşını kıyaslayanlara biraz “Eh, vallahi haklısınız” ile “Daha durun bakalım, böyle çok fotoğraf çektiririz” arasında gidip gelen bir yüz ifadesiyle dimdik duran Milliyet’in yaşayan tarihiydi o.

Gazeteyi anlamak için geçmişten bugüne yazdıklarına baksanız, köşe yazılarında, mülakatlarında, haberlerinde hem ciddiyeti hem tadında bir mizahı hem de bilgi derinliğini görürdünüz. O yüzden Milliyet kimliğinin vücut bulmuş hali gibiydi aynı zamanda.

Bazen kendisini çok yalnız hissedip hissetmediğini sorardım kendi kendime. Sonra çevresiyle, olaylarla, dünyayla kurduğu ilişkiye bakar, bu sorunun ne kadar yersiz olduğunu düşünürdüm. Olaylarla ve dünyayla birlikte yaşardı çünkü. Yetmez, sizi de o tarafa doğru çekerdi.

Bende kendisinin hediye ettiği bir masa lambası var. Abdi Bey’den kendisine kalan, kendisinin bana emanet
ettiği. Işığı hâlâ yanan...

O ışık sayenizde hiç sönmeyecek Sami Bey...

Hep oradaydı bilirdiniz

İlk günden bu yana Milliyet’in serüvenine ortak olan Sami Kohen’in daktilosu hayatının bir parçasıydı... O daktiloyu aydınlatan ise Abdi İpekçi’nin hediye ettiği masa lambasıydı.