Koronavirüs’ün karanlık yüzü

Dünyanın virüs nedeniyle eve kapanması; kaygı, belirsizlik, iş kaybı, kişisel alan eksikliği gibi nedenlerle aile içi şiddet patlamalarına neden oluyor. Oysa ailelerin dayanışma, anlayış ve metanetle birbirine sıkı sıkıya sarılma zamanı şimdi değilse ne zaman?


Dünyayı eve ‘hapseden’ koronavirüs salgını, birçok ülkede aile içi şiddeti artırdı, kadınların ve çocukların güvenliğini tehdit eder hale geldi. Türkiye de dahil olmak üzere, Çin’den Amerika’ya, Brezilya’dan İspanya’ya, Fransa’dan Almanya’ya birçok ülke, eve kapanma sonrası, aile içi şiddet olaylarında artış olduğunu doğruluyor. Yaşamla ilgili belirsizlik, iş kayıpları ve kişisel alan eksikliği, mesafenin korunamamasının yarattığı baskı, şiddetin nedenleri arasında.
Birleşmiş Milletler (BM) Kadın Birimi sosyal yaşamdan uzak durmanın, eve kapanmanın şiddet uygulayanlara daha fazla şiddet uygulamak için imkân yarattığını açıklarken, Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre de doğal afet, savaş ve salgın gibi kriz dönemlerinde cinsiyete dayalı şiddet görme riski daima artmakta.

Guardian’da yer alan bir haberde; aile içi şiddet gören kadınların, Kovid-19 nedeniyle ‘eve kapanma’larının kendilerine şiddet uygulayanlarla ve istismarcılarıyla baş başa kalmaları, insanlardan ve onlara yardım edecek birimlerden uzaklaştırmak anlamına geldiğine dikkat çekiliyor.

Her türlü ilişki ve yaş grubu arasında şiddetin meydana gelmesi, evlerde gerekli mesafenin olmaması, insanların birbirlerine kızması için daha fazla fırsat sunuyor. Aktivistler de medyaya yaptıkları açıklamalarda, tüm sığınma evlerinin açık olduğunu, ancak bunların çözüm olmaması halinde boş otellerin de devreye girmesi gerektiğini hatırlatarak, mağdur kadınların sosyal medya üzerinden de kendileriyle iletişim kurabileceklerini belirtiyorlar.
Peki ne oluyor?

YARDIM HATLARI KİLİTLENDİ

Örneğin Çin’de aile içi şiddet raporları; yerel polis teşkilatlarına bildirilen aile içi şiddet vakalarının virüsle birlikte üçe katlandığına, aile içi istismar raporlarında yaklaşık yüzde 50’lik bir artış yaşandığına işaret ediyor. ABD’de de Amerikan basını aile içi şiddete karşı danışma hatlarını arayan kadınların sayısının korona yüzünden eve kapanmayla her geçen gün arttığını belirtmekte. Time’da yayımlanan ‘Dünya eve kapanırken aile içi şiddet kurbanları çıkış yolu arıyor’ başlıklı bir yazıda, kadınların eşleri tarafından ya şiddete uğradığı ya da ‘Seni evden atarım, sokakta virüs kaparsın’ diye tehdit edildiği ya da evden çıkmasın diye ilaç almasının dahi engellendiği bilgisine yer veriliyor. Brezilya’da durum daha vahim. Koronavirüs izolasyonuyla kadına ve çocuğa şiddet olaylarının yaklaşık yüzde 50 artış gösterdiğine yönelik haberlerle ilgili, Brezilyalı bazı yetkililer böyle bir dönemde bu zorlukla başa çıkmak için “sakin kalın” önerisinde bulunuyorlar. Kıbrıs, Lefkoşa’da 24 saat yardım hattı ve çağrılara yapılan başvuruların yüzde 30 artmasını “dramatik bir yükseliş” olarak açıklıyor. Türkiye’de de durum farklı değil. Örneğin sadece İstanbul’da, aile içi şiddet olayı geçen yıla göre 38,2 artış gösterdi. Türkiye genelindeyse fiziksel şiddet yüzde 80, psikolojik şiddet yüzde 93, sığınma evi talebi yüzde 78 arttı.

AVRUPA’DA ŞİDDETİN DOZU

Karantina kuralları özellikle ciddi bir zorluk oluştursa da artan istismar, çatışma, ekonomik kriz kadınların bu hizmetlere erişmesinin önünde ciddi bir engel yaratıyor. Örneğin İtalya’da yardım hatlarına yapılan çağrılarda düşüş olduğu ancak bunun yerine umutsuz metin mesajları ve e-postalar artmış görünüyor. Buna karşın İtalya’da koronavirüs salgınına yönelik tedbirlerin hafiflemesiyle aile içi istismar raporlarında artış beklenmekte. İspanya’da ise ilk aile içi şiddet ölümle sonuçlandı. Bu olayda da koronavirüs nedeniyle evlere kapanma etkili olduğu düşünülmekte. Yunanistan’da sorunu önemsediklerini, gerçek boyutunu araştırdıklarını ve çözüme yönelik çalışmalara başladıklarını belirtiyorlar.

SIĞINMA EVLERİNDE YER KALMADI

Almanya’da da koronavirüs salgını nedeniyle birçok iş yerinin kapanması ve kısmi sokağa çıkma yasağının ardından aile içi şiddette artış var. Almanya Federal Kadın Danışma Merkezleri kadın sığınma evlerinde yer kalmadığını, mağdur olan kadınların yardım için polise yönlendirildiğini söylüyor. Yeşiller Partisi şiddete maruz kalan kadınların otellere yerleştirilmeleri konusunda çalışma yapılmasını talep ederken, Alman medyası teması yasaklayan kurallara rağmen, çocukların kötü muamele gördüğü şüphesinin olduğu durumları hatırlatıyor.

ÇOCUK İSTİSMARCILARINA DİKKAT

Çocuk mağdurlara dikkat çeken bir başka ülke İngiltere. İstismarcıların sokağa çıkma yasakları nedeniyle kendilerini yalnız ve gergin hisseden çocukları hedef almaya çalışabileceği, evde ebeveynlerin çocuklarına internette neler yaptıklarını düzenli olarak sormasının her zamankinden daha önemli olduğu hatırlatıldı. Benzer bir açıklama Avrupa Polis Teşkilatı’ndan (Europol) geldi. İnternet üzerinden çocukları taciz eden kişilerin koronavirüs salgınından faydalanmaya çalıştığını belirterek, internette çocukların istismar edildiği görüntülere erişmek isteyenlerin faaliyetlerinde artış olduğunu, siber suçluların bu durumdan faydalanmaya çalıştığını açıkladı.

FRANSA’DA İHBAR ECZANEYE YAPILIYOR

Aile içi şiddeti doğrulayanlardan biri de Fransa. Sadece Paris’te aile içi şiddetin bir haftada yüzde 36 artış gösterdiği ve şiddet içeren bir eşle, virüs nedeniyle evde kalan 200.000 kadın için endişe duyulduğu yönündeki haberler çözümü de beraberinde getirdi. Eczaneler aile içi şiddet mağdurlarına yardım etme çabalarının bir parçası oldu. Öyle ki; şiddete uğrayan kadına şiddet uygulayanın da eşlik etmesi halinde dahi, kadınlar eczanede “Maske 19” kod kelimesini kullanarak durumunu bildiriyor. Eczacı da polisi arıyor. Hindistan medyası da kadınları susturan erkek şiddetini “Sesini değil, koronayı bastır” diyerek sayfalarına taşıdı. Polis teşkilatının her türlü şiddetin failini tutuklayacakları bilgisine de yer vererek… Avusturya İçişleri Bakanlığı verilerine göre de evde kalın uyarıları sonrası 961 erkeğe şiddet nedeni ile evden uzaklaştırma cezası verildi.

ANLAYIŞ, SABIR VE METANET

Ölümcül bir virüse karşı ülkeler birbirine destek olmaya çalışırken bir evin içerisinde kader birliği yapmış ailelerin parçalanışını izlemek, kadınların ve çocukların böyle bir dönemde dahi şiddete, istismara maruz kalmasına seyirci kalmak, çözüm üretememek dehşet verici. Oysa şu an hepimiz aynı kaderi paylaşıyoruz. Lütfen birbirimize anlayış gösterelim. Sevginin büyüklüğüne, sabrın selametine, bir lokma ekmeği sağlıklıyken paylaşmanın önemine inanalım. Ailelerin dayanışma, anlayış ve metanetle birbirine sıkı sıkıya sarılma zamanı şimdi değilse ne zaman?