Agatha Christie’ye saygılarla

Rian Johnson, eski usul “Kim yaptı?” polisiyesi “Bıçaklar Çekildi”de (Knives Out), saf bir Agatha Christie ruhu yakalıyor ve bu alandaki hasreti sonlandırıyor

“Bıçaklar Çekildi/KnIves Out”

Yön.: Rian Johnson
Oyn.: Daniel Craig (Benoit Blanc), Chris Evans (Ransom Drysdale), Ana de Armas (Marta Cabrera), Jamie Lee Curtis (Linda Drysdale), Michael Shannon (Walt Thrombey), Don Johnson (Richard Drysdale), Toni Collette (Joni Thrombey), Christopher Plummer (Harlan Thrombey)
Sen.: Rian Johnson
Gör.: Steve Yedlin
Müz.: Nathan Johnson

Agatha Christie’ye  saygılarla



Rian Johnson, lisede geçen kara filmi “Brick”ten (2015), dolandırıcılık komedisi “The Brothers Bloom”a ve bilimkurgu “Star Wars: The Last Jedi”ya tür sinemasının başarılı örneklerini sunabilen bir sinemacı. “Brick”ten beri planladığı eski usul “Kim yaptı?” polisiyesi “Bıçaklar Çekildi/Knives Out”da saf bir Agatha Christie ruhu yakalıyor ve bu alandaki hasreti sonlandırıyor. Çok satan polisiye kitaplar yazan Harlan Thrombey, bir sabah evinde ölü bulunur. Tablo intihara benzese de, özel dedektif Benoit Blanc ve polis, bir gece önce evde Harlan’ın doğum günü için toplanan aileyi sorguya alır. Herkesin gizlediği şeyler bir bir ortaya dökülür. Johnson bir kez daha tür sinemasına hakimiyetinin farklı türlerde sınır tanımadığını kanıtlıyor. Kartlarını tek tek açan senaryo, bir Agatha Christie eseri gibi dört dörtlük bir matematikle işliyor. Johnson’ın özgün metni, güncel referanslar ve mizahtan da yoksun değil. “Ensemble”ın hakkını veren oyuncu kadrosu, filmde bilerek karikatür bırakılmış tiplemeleri başarıyla canlandırıyor. Johnson’ın görünmezlik anlamında klasik ancak kurgusuyla dikkat çeken yönetmenliği de filmin “Kim yaptı?” heyecanını sürekli ayakta tutuyor. İsmini bir Radiohead şarkısından alan “Bıçaklar Çekildi”, polisiye tutkunlarına sinemanın son dönemde sunduğu en güzel sürpriz…

Haftanın diğerleri

Sabır sınırlarını zorluyor

Agatha Christie’ye  saygılarla


Kanada’nın erkenden deha ilan edilmiş, ancak hızla çektiği dramatik filmleriyle birçok sinemaseverin sabrını zorlayan yönetmeni Xavier Dolan’ın yeni filmi “Matthias ve Maxime” (Matthias et Maxime), geçen yıl Cannes’da yarıştı. Dolan’ın ana karakterlerinden birini canlandırdığı film, çocukluk arkadaşı Matthias ve Maxime’in birbirlerine bir çekim hissetmelerinden sonra yaşanan krizler üzerine. Dram dozunun yüksekliğiyle hedeflenenin ama tam tersi bir mizah etkisi yaratan film, Dolan’ın kendisine aşırı güveninin yıkıma sürüklediği bir diğer yapım olarak anılmaya aday.

Kelimelerin yetersiz kaldığı bir felaket

Agatha Christie’ye  saygılarla


Andrew Lloyd Webber’in Broadway müzikali hiti “Cats”in Tom Hooper tarafından çekilen sinema uyarlaması, fragmanları çıktığından beri alay konusu olmaktan kurtulamadı. Ancak filmin tamamının oluşturduğu felaket, fragmanın da ötesinde. Aralarında Ian McKellen, Idris Elba ve Judi Dench’in yer aldığı önemli oyuncuların, yüzlerini koruduğu ama özel efektlerle tüylü bir posta ve bıyıklara vs. sahip olduğu tip kurma çalışması, iki saatlik seyir süresi boyunca rahatsız ediciliğini bir an bile yitirmiyor. Özellikle de saygın oyuncuları kedi boyutlarında, algının sınırlarını zorlayan bir mekânda yalanırken, çöp karıştırırken görürken… Weber’in her kedinin kendisiyle ilgili şarkı söylediği müzikaline, kötü kedi ekiyle yapılan hikâye arkı, durumu daha da vahimleştityor. Hooper’ın “Sefiller/Les Misérables” uyarlamasında da kullandığı kaotik kamera hareketleri bu filmde daha da öne çıkıyor. Sonuç, tam bir akıl tutulması eseri, özel bir skandal!