Cennette şiddet

Oliver Stone’nun yönettiği “Vahşiler”, Kaliforniya sahillerinin cennetsel tasvirine bir uyuşturucu karteli şiddetini yüklüyor

Cennette şiddet
Filmde Taylor Kitsch, Blake Lively ve Aaron Johnson (soldan sağa) başrollerde.

Oliver Stone’nun Don Winslow’un 2010 tarihli ve aynı adlı romanından uyarladığı “Vahşiler”, yönetmenin uzun süredir vakit geçirdiği politika ve ekonomi konulu filmleri bir yana koyduğu ve “National Born Killers” gibi filmlerinin şiddetine döndüğü bir yapım...
Afganistan’da savaşmış eski asker Chon ve Berkeley mezunu botanikçi Ben, Kaliforniya’da ‘dünyanın en iyi otları’nı yetiştirmektedirler. Filmin anlatıcısı da olan Ophelia, yani O ise ikisinin de sevgilisidir. Ben ve Chon, Elena tarafından yönetilen Meksikalı bir uyuşturucu karteline katılmayı reddettiklerinde, Elena onları tek zayıf noktalarından vurur: Adamlarına O’yu kaçırttırır.
O’nun annesini canlandıran Uma Thurman’ı filmin temposunu bozmamak için kurgu masasında bırakan Stone, olgunluk döneminde gerçekten de dinamik bir yönetimle karşımızda. Şiddet dozunu da az tutmayan Stone’nun “Vahşiler”i Michael Mann’in “Miami Vice”ı ve şiddete bulanan cennet meselesi dolayısıyla Danny Boyle’un “The Beach”i arasında bir yerlerde... Gelgelelim, Orange Country’den fırlamış O’nun şımarık anlatımı, hayat amacının iki erkeğini mutlu etmek ve alışveriş yapmaktan ibaret olması, hoş bir kadın karakter sunmuyor açıkçası. Film, Ben’in inandığı Budizm’den, Chow’un Irak ve Afganistan travmalarına, dokunduğu her şeyin içini boşaltarak yoluna devam ediyor. Bunlara aldırmayıp, yönetmen Stone’nun amaçladığı gibi şiddet, güzellik ve gençliğin cazibesine kapılırsanız sorun yok.

“Vahşiler / Savages”
Yön.: Oliver Stone
Oyn.: Blake Lively (O), Taylor Kitsch (Chon), Aaron Johnson (Ben), Benicio Del Toro (Lado), John Travolta (Dennis), Salma Hayek (Elena)
Sen.: Shane Salerno, Don Winslow, Oliver Stone
Gör.: Daniel Mindel
Müz.: Adam Peters

“Olmak İstediğim Yer”

Emekli rockçının yolculuğu
İtalyan yönetmen Paolo Sorrentino’nun (“Il Divo”) Sean Penn’i başrolüne yerleştirdiği, adını Talking Heads şarkısından alan yol filmi “Olmak İstediğim Yer / This Must Be the Place”, beğenin ya da beğenmeyin kayıtsız kalmanın zor olduğu bir film.
Filmin Cure’un solisti Robert Smith’e benzeyen eksantrik ana karakteri Cheyenne (Sean Penn), zamanında Mike Jagger’la bile sahne almış emekli bir rock yıldızıdır. Dublin’de yaşarken, babasının ölüm haberini alır ve ABD’ye gider.

30 yıldır görmediği babasının
hayatı boyunca uğraştığı ‘dava’yı üstlenir ve babasının aradığı adamı bulmak için yola koyulur.
Filmde defalarca ‘çocuk adam’lığı vurgulanan Cheyenne’nin finalde erkeğe dönüşümü iç rahatlığıyla benimsemek kolay değil. Ağzının kenarından saçını üfleyen, kelimeleri yutarak konuşup, garip bir şekilde gülen Cheyenne, Penn’in oyunculuğu nedeniyle de eğreti duruyor. Yine de Avrupalı yönetmen Sorrentino’nun yabancısı olduğu ABD’yi, aynı Alman Wim Wenders’in başyapıtlarından “Paris, Texas”da gibi egzotik, keşfe açık ve karanlık bir ülke olarak anlatımında sürükleyici bir yön olduğu da inkar edilemez.

“Bir Mafya Hikayesi”

Emekli gangster
Fransız sinemasının Hollywood tarafından yeniden çekilen işlerine senarist veya yönetmen olarak imza atan Olivier Marchal’ın yönettiği “Bir Mafya Hikayesi / Les Lyonnais”, Momon takma adlı ‘emekli’ bir gangsterin öyküsü anlatılıyor. Momon’un mafya günlerinden eski ortağının hayatına dönmesiyle düzeni sarsılıyor.

“Yaşam Savaşı”

Hastalığa karşı savaş
Valerie Donzelli’nin yönetip başrollerinden birini üstlendiği “Yaşam Savaşı / La guerre est declaree”de genç çift Juliette (Valerie Donzelli) ve Romeo’nun (Jeremie Elkaim) Adam adında bir oğulları olur. Ancak Adam iki yaşındayken hastalanır. Çift, çocuklarının uzun tedavi sürecinde morallerini bozmamaya çalışırlar.

Yine tımarhane!
ABD, Fransa ve Belçika ortak yapımı “Cinnet Gecesi / The Incident”da, bir akıl hastanesinde çalışan bir grubun fırtına yüzünden serbest kalan akıl hastalarıyla olan mücadelesi anlatılıyor. Rupert Evans, Dave Legeno ve Anna Skellern’in rol aldığı filmi Alexandre Courtes yönetiyor.

Oliver Stone rol alıyor
Oliver Stone’nun oğlu Sean Stone’un imzasını taşıyan “Tımarhane / SecretStone”da, bir grup insan kötü bir şöhrete sahip bir akıl hastanesine dair söylentilerin gerçek olup olmadığını merak ederler. Ve terk edilmiş hastaneyi ziyaret ederler. Korku gerilim türündeki filmde Alexander Wraith, Antonella Lentini’nin yanı sıra Oliver Stone da rol alıyor.

“Buried”in senaristinden
Üç iş arkadaşı bir ofis partisinin sonrasında para çekmek için ATM makinesine giderler. Makinenin bulunduğu cam kulübenin önüne konuşlanmış gizemli bir adam, şiddete başvurarak onları dışarı bırakmaz. Alice Eve, Josh Peck ve Brian Geraghty’nin başrollerini paylaştığı “Uyarısız Şiddet: ATM / ATM”,
David Brooks’un ilk uzun metrajlı çalışması.
Bir tabutun içerisinde geçen müthiş film “Buried”in senaristi Chris Sparling, bu filmde benzer bir başarıya imza atamıyor.