Geçmişini arayan adamın dönüşü

“Jason Bourne”, yönetmen Paul Greengrass ve başrol oyuncusu Matt Damon’la dokuz yıl aradan sonra dönüyor. Bu dönüş beklendiği kadar heyecan verici mi tartışalım

Dokuz yılın ardından 2000’lerin ruhunu yakalayan ajan serisi Jason Bourne’un yönetmeni Paul Greengrass ve başrol oyuncusu Matt Damon yeniden işbirliği içinde ve seriye yeni bir halka ekliyorlar. Bu yeni halka “Jason Bourne”da, ajan eskiden neyse şimdi de o. Kendinden çalınan geçmişi hakkında bilgi kırıntıları buluyor. Bunu yaparken üstün ajanlık yeteneklerini kullanıyor. Bu esnada CIA birbirine giriyor. Elbette kendi karakteri ve geçmişiyle ilgili hesaplaşması bitmiyor.

Geçmişini arayan adamın dönüşü

“Jason Bourne”da sadece ana karakter değil, Paul Greengrass’in hikaye anlatımı da bildiğimiz gibi. Kamera bir an yerinde durmuyor. Hikaye oradan buraya sürüklenirken, izleyiciye nefes alacak yer bırakılmıyor. Bu durum da, Bourne’un yaşadığı paranoya ve telaşla örtüşüyor. Uzun sözün kısası, Jason Bourne’un dönüşü serinin sevenleri için gerekli her öğeyi barındırıyor.

Şu hariç: Bourne serisi 2000’lerde başladığında çağın ruhunun telaşını, paranoyasını ve güvensizliğini adı henüz konmadan yakalamıştı.

Şimdi ise onu ilerici yapan özellikler sıradanlaştı. O yüzden bu dönüş, zamanın ötesinin heyecanını değil, bir tanıdıkla karşılaşmanın uzun sürmeyen sevincini içeriyor.

“Jason Bourne”
Yön.: Paul Greengrass
Oyn.: Matt Damon (Jason Bourne), Tommy Lee Jones (Robert Dewey), Alicia Vikander (Heather Lee), Vincent Cassel (Asset), Julia Stiles (Nicky Parsons) Sen.: Paul Greengrass, Christopher Rouse Gör.: Barry Ackroyd Müz.: David Buckley, John Powell

Sorunlu ilişkiye dairGeçmişini arayan adamın dönüşü

Oyunculuktan yönetmenliğe geçen isimlerden Maiween, filmlerinin Cannes’ın ana yarışmasında yer bulmasıyla geniş bir kitle tarafından takip ediliyor. Sosyal mevzular hakkında yüzeysel bir bakışa sahip “Polis”in (2011) ardından yeni filmi “Prensim / Mon Roi”da problemli bir ilişkiyi masaya yatırıyor. Geçen yılki Cannes’da başroldeki Emmanuelle Bercot’ya En İyi Kadın Oyuncu ödülü getiren filmde diğer önemli performans Vincent Cassel’den.

Film savcı Tony ile bir gece kulübünde tanıştığı restoran sahibi Georgio arasında heyecan ve tutkuyla başlayan ve bir sorun öbeğine dönüşen ilişki üzerine. Film ilişkiler, bağlılık, insan davranışları hakkında yeni bir cümle kuramıyor. Tony’nin değişimi de ikna edicilikten uzak. Cassel’in serseri erkek rolündeki performansı ise oyuncunun sinema personasının ötesini sunmuyor. Ama “Polis”tekinin aksine sosyal konularda ahkam kesmemesiyle Maiween’in kariyerinde bir ilerleme olduğu iddia edilebilir.

Haftanın diğerleriGeçmişini arayan adamın dönüşü

- Bu hafta kadınların ön planda olduğu iki Hollywood komedisi birden gösterime giriyor. Biri 1980’lerin ünlü serisi “Hayalet Avcıları”nın yeni filmi. Ancak alışılageldiğinin aksine yeni film “Ghostbusters: Hayalet Avcıları”nda kahramanlarımız kadın. “Saturday Night Live” kökenli dört kadın komedyen Kristen Wiig, Melissa McCarthy, Leslie Jones ve Kate McKinnon başrollerde. “Nedimeler”le tanınan yönetmen Paul Feig’in yönettiği filmde, hayalet avcıları New York’ta doğa üstü canlılara savaş açıyorlar. Diğer Hollywood komedisi “Eyvah Annem Dağıttı! / Bad Moms”da ise çok çalışan ve takdir görmeyen üç anne sorumluluklara isyan ediyor. Başrollerde Mila Kunis, Kathryn Hahn ve Kristen Bell var.


- ABD yapımı korku filmi “Şeytanın Oyuncakları / Worry Dolls”, Padraig Reynolds’ın imzasını taşıyor. Film bir kasabada canlanan ve şiddet olaylarını artıran bir lanet üzerine.