Gitarın ‘Yeşil Tanrı’sı

Fleetwood Mac’in kurucularından, Britanya’nın yetiştirdiği en önemli blues gitaristlerinden biri olarak anılan Peter Green, önceki gün 73 yaşında hayatını kaybetti. Green, BB King’in “tüylerini diken diken eden” tek gitaristti.

Fleetwood Mac’in kurucusu gitarist Peter Green, 73 yaşında hayatını kaybetti. Ailesi yaptığı açıklamada Green’in önceki gün uykusunda ve huzur içinde öldüğünü belirtti. Green, Fleetwood Mac’i yıldız bir gruba dönüştüren üç albümün ardından Eric Clapton’la kıyaslandığı bir kariyerden uzaklaştı; “özgürlüğü için” gruptan ayrıldı.

Gitarın ‘Yeşil Tanrı’sı



Green’in yıldız gitarist olarak hikâyesi uyuşturucu bağımlılığıyla tetiklenen bir psikolojik krizle sonlanmış gibi gözükse de, şöhretin getirdiği finansal kazanca karşı eleştirel duruşu da sahneden erken inmesinde etkili oldu. Işıkların altından zamansız kaybolması, Green’in rock tarihine geçmesine engel olmadı. Britanya’nın yetiştirdiği en özgün blues gitaristlerinden biri olarak anıldı. Nitekim Rolling Stone, Green’i gelmiş geçmiş en önemli gitaristler listesinin 58. sırasına yerleştirmiş ve “İngiltere’nin en yenilikçi blues gitaristi” olarak tanımlamıştı.

Londra’da doğan Green, gitarını ilk kez 10 yaşında eline aldı ve ABD’den Britanya’ya gelmiş blues plaklarını dinlemeye başladı. Aralarında Muddy Waters, Buddy Guy ve BB King’in de olduğu ustaların müziğiyle büyüdü ve kendi kendine gitar çalmayı öğrendi. O dönemki ilham kaynaklarından BB King, ileride onun için şunları söyleyecekti: “Duyduğum en tatlı gitar tonu Green’inkiydi. Tüylerimi diken diken eden tek kişiydi.”

Green, yetişirken gitara odaklansa da, profesyonel müzisyen olarak kariyerine bas çalarak başladı. Onu gitara döndüren o dönemde Bluesbreakers’da çalan Eric Clapton oldu: “Clapton’ı Bluesbreakers’da gördükten sonra gitara döndüm. Les Paul gitarında gezinen parmakları inanılmazdı. Şeytan tüyü de vardı herhalde.”

Kısa bir süre sonra Bluesbreakers’da Clapton’ın yerine gitar çalarak doldurulması zor bir boşlukla sınandı. Hayranlar başta mesafeli yaklaştıkları Green’i ileride Fleetwood Mac’i de spot ışıklarının altına taşıyacak canlı performanslarından birkaçına şahit olduktan sonra kabullendiler. Hatta kabullenmekle kalmayıp ona Clapton’ın “gitar Tanrısı” lakabının bir versiyonunu taktılar: “Yeşil Tanrı” (Green God).

Para eşittir şeytan

Bluesbreakers’tan ayrılıp davulcu Mick Fleetwood ile birlikte 1967 yılında Fleetwood Mac’i kurdu. Onlara basta John McVie de katıldı. Green’in bu grup kurulur kurulmaz bestelediği enstrümantal “Albatross”, grubun Britanya listelerinde bir numaraya yükselen tek parçası oldu. Grubun erken dönem hitlerinden “Black Magic Woman” ve “Oh Well” de Green’in imzasını taşıyordu. Green’in grubun ilk üç albüme vurduğu damga, Fleetwood Mac’i Britanya’nın blues patlaması gruplarının en önemlilerinden biri haline getirdi.

1970 yılında Green’in uyuşturucunun da etkisi olduğu söylenen psikolojik sorunları ağırlaştı ve gruptan ayrıldı. Ayrılmadan önce grubun para ve ünle ilişkisini eleştiren Green, tüm kazandıklarını yardım kuruluşlarına vermek istiyordu. Green, gruptan ayrılmadan önce yaptığı son şarkı ve cevher niteliğindeki “The Green Manalishi (With the Two Prong Crown)”da para ve finansal kazanca duyduğu öfkeyi, parayı şeytan olarak tanımlayarak gösteriyordu.
Şizofreni teşhisi konulan Green, 1970’lerin bir bölümü tedavi görerek geçirdi.

Mick Fleetwood, ileride Green’in o dönemdeki psikolojik sorunlarına karşı tutumlarıyla ilgili pişmanlıklarını dile getirecekti: “Keşke daha hazırlıklı olsaydık. Bunları görüp yardımcı olabilseydik. Grupta tutmak olmasa da, çok duygusal bir yolculuğun ilk adımlarında yanında olabilseydik.”

Şubat ayında Londra’da Palladium’da Fleetwood Mac’in ilk dönemine ve Green’e saygı duruşunda bulunmak için düzenlenen konser, bir araya gelmesi zor bir kadroyu Green’in müziğini kutlamak için topladı: David Gilmour, Pete Townsend, Noel Gallagher, Neil Finn, Steven Tyler ve John Mayall. Mick Fleetwood, konserden önce Peter Green’in hakkını vermeyi öncelik kabul ediyordu: “Bu grubu benim kurmadığımı herkes bilsin, Green kurdu.”

Fleetwood Mac’in ardından bazı projelerde yer alıp solo albümler çıkarsa da Peter Green bir daha ilk döneminin yıldızlığına dönmedi. Arada, mezar kazıcılığı ve benzin istasyonunda çalışmak gibi işler de yaptı. Green’in “Gitarda ne yaptığımı tam olarak bilmiyordum. İyi bir şeyler çıkardıysam çok şanslıyım” cümlelerindeki tevazuda gizli olan şuydu: Green, ne kadar hızlı çaldığı ve teknik mükemmelliği öne çıkarmamayı seçip parçalarda yakaladığı duygularla ölümsüzlüğe ulaşan bir isimdi. Mick Fleetwood, Green’in ardından grup arkadaşı için şu kelimeleri seçiyordu: “Işık saçan bir müzik. Ödün verilmeyen bir tutkuyla çalınan...”

Gitaristlerin gitaristi

Londra’daki saygı duruşu konserindeki gitaristlerin de işaret ettiği gibi Peter Green, gitaristlerin en sevdiği gitaristlerden biriydi. Green’i ilham kaynağı olarak gösteren müzisyenler listesinde Gary Moore, Wishbone Ash’den Andy Powell, Noel Gallagher ve Radiohead basisti Colin Greenwood da bulunuyordu. Green parçaları Santana, Aerosmith, Status Quo, Black Crowes, Midge Ure, Tom Petty ve Judas Priest’in de aralarında olduğu isimler tarafından yorumlandı.