Boğaz’ın yalı camileri

Geçtiğimiz günlerde yanan Vaniköy Camii Boğaziçi’nin en nadide tarihi eserlerindendi. Boğaziçi sayısız paha biçilmez yapıyla dolu eşsiz bir hazine. Bu vesileyle tarihi camilere göz atalım

Dünyanın en güzel ve en özel şehirlerinden biri İstanbul.

Güzelliğinin yanı sıra İstanbul’u ayrıcalıklı kılan o kadar çok şey var ki! Bunlardan biri de Boğaziçi.

Boğaziçi denince herkesin aklına ilk olarak her iki yakanın deniz kenarına dizilmiş o muhteşem yalılar gelir. Sadece yalılar değil, saraylar, kasırlar, köşkler, bahar aylarında her yerde açan erguvanlar, doğanın kuzeye doğru gittikçe yoğunlaşmasının yanı sıra değişik semtlerde eşsiz mimarileriyle tarihi camiler de güzelliğine güzellik katar Boğaziçi’nin.

Haliç civarlarından Boğaz’da vapur ya da tekneyle kuzeye doğru ilerlerken Avrupa yakasında Tophane sahili yakınında yer alan II. Mahmut döneminde yapılmış Barok-Ampir üslubundaki Nusretiye Camii ilk dikkati çeken camidir.

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi binalarını geçince Fındıklı’da küçük bir cami vardır. Fındıklı Camii diye de bilinen ve bir Mimar Sinan eseri olan Molla Çelebi Camii.

Boğaz’ın yalı camileri

İstanbul’un olmazsa olmaz karesi Ortaköy’den

Dolmabahçe Sarayı’nın yanında Sultan Abdülmecit’in annesi Bezm-i Âlem Valide Sultan’ın saray mimarlarından Nigoğos Balyan’a yaptırdığı ve günümüzde Dolmabahçe Camii diye bilinen camiyi görürsünüz. Boğaziçi’nde herkesin en sevdiği yerlerden biri olan Ortaköy kıyılarını süsleyen bir cami vardır ki, dünyanın her yerinde, İstanbul dendi mi, genelde onun da içinde olduğu bir Boğaziçi fotoğrafı yayınlanır: Ortaköy Camii diye de anılan Büyük Mecidiye Camii.

Balyan imzalı camiler

Boğaziçi’ndeki çoğu yapı Balyan ailesinin elinden çıkmıştır. Bu camiyi de Nigoğos Balyan babası Garabet Amira Balyan ile birlikte Sultan Abdülmecit için inşa etmiştir. 19. yüzyılda yapılan bu camiyi sanat tarihçi ve rehber Dr. Sedat Bornovalı “Osmanlı’nın Barok mücevheri” olarak tanımlıyor.

Bebek Koyu’nda, Bebek Parkı ve İskelesi’nin hemen yanında 18. yüzyıldaki bir caminin yerine 1913 yılında Mimar Kemaleddin tarafından Osmanlı’nın erken ve klasik dönem üslupları birleştirilerek yapılmış, size uzaktan yalın ve iddiasız bakışlarla selam veren Bebek Camii’ni göreceksiniz.

Emirgân’da Şerifler Yalısı’nın hemen yanında, bugün Emirgân Camii diye bilinen Hamid-i Evvel Camii ismi nedeniyle I. Abdülhamit döneminde yapıldığını düşündürse de, yapının Ampir üslubu ve başka pek çok detay onun II. Mahmut döneminde inşa edildiğini fısıldar kulağımıza.

Boğaz’ın yalı camileri

Mimar Sinan’ın  büyük dehası

Anadolu yakasında Vaniköy’de geçtiğimiz günlerde çıkan yangında ahşap kısımları kül olan tarihi Vaniköy Camii bulunur. Önümüzdeki günlerde restore edileceği duyurulan cami ve bulunduğu semt adını Vânî Mehmet Efendi’den alır. Hoşap’tan geldiği için Hoşabî diye de anılan Mehmet Efendi’ye buraları zamanın padişahı IV. Mehmet ihsan etmiş. Savaş taraftarı olmayan padişaha II. Viyana Kuşatması kararı aldıranlardan biri olan ve yenilgi sonrası gözden düşen bu vaiz hoca sürgünde ölmüş.

Geçireceği restorasyon sonrası eski haline dönüştürülmüş şekliyle görebilmek umuduyla…

Bir yalıyı andıran görünümüyle Beylerbeyi’ni süsleyen bir başka Hamid-i Evvel hatırası Beylerbeyi Camii Osmanlı mimarisinin güzel örneklerinden bir diğeridir.

Boğaz’ın yalı camileri

Beylerbeyi Sarayı’nı geçtikten sonra sahilde tümüyle ahşap bir yapı olan Üryanizade Mescidi’nin kendine has muhteşem güzellikte ahşap minaresi mutlaka dikkatinizi çekecektir.

Üsküdar sahilinde Mimar Sinan’ın büyük dehasının eseri Şemsi Paşa Camii ise denizle bütünleşen yapılar topluluğunun (külliye) bir parçası.

Boğaz’ın yalı camileri

“Boğaziçi’nin Tarih Atlası”

Boğaziçi ile ilgili iyi bir kitap okumak isterseniz “Tarihin En Uzun Şiiri: Ayasofya” kitabının yazarı sanat tarihçi ve rehber Dr. Sedat Bornovalı’nın akıcı bir dille yazdığı ilk kitabı “Boğaziçi’nin Tarih Atlası”nı tavsiye ederim. Ayrıca bahar gelip Boğaz turları başladığında kendisinin rehberliğini yaptığı bir tura da mutlaka katılmalısınız.