Doğanın sanatçısı

“Sonbahar sanattır, gerisi mevsim” demiş Cemal Süreya. Sonbahar da hiç onu utandırır mı? Paletindeki tüm renklerle boyar doğayı… Bize, o renk cümbüşünün zevkini huşu içinde çıkarmak kalır artık

İkinci Yeni şiirinin öncü şairlerinden Cemal Süreya’yı yalancı çıkarmamak istercesine kısa sürede doğa, sarı, yeşil, kırmızı, turuncu ve kahverenginin çeşitli tonlarıyla her yerde muhteşem tablolara dönüşür. Ünlü şairin dediği gibi gerçekten de sanattır sonbahar.

Fotoğraf çekmek, yürüyüşlere, gezmelere, yolculuklara çıkmak için de en ideal zamandır. Profesyonel fotoğrafçılar yollara koyulmuşlardır bile. Siz de makinenizi hazırlayıp planlara başlayabilirsiniz. Eğer fotoğraf makineniz yoksa da sakın üzülmeyin. Artık cep telefonlarıyla da neredeyse profesyonel makineleri aratmayan işler çıkarıyor insanlar. Hatta dilerseniz internette fotoğrafçılık veya cep telefonu fotoğrafçılığı kurslarından birine katılıp cep telefonuyla neler yapabileceğinizi de öğrenebilirsiniz. Sanırım herkesin yeteneklerini geliştirebileceği ve gözler önüne serebileceği bir fırsat bu aylar.

Yedigöller’den Sinop’a

Oldum olası sonbahar denince akla ilk gelen ve her gideni büyüleyen yerlerin başında Yedigöller gelir. Doğayla baş başa kalıp kafanızı dinleyebileceğiniz, Millî Park’ta bulunan göllerin etrafında gezinip flora ve fauna açısından sizi olumlu anlamda çok şaşırtacak bu bölgede eşsiz doğa fotoğrafları çekebilirsiniz. Buraya bir gün içinde gidip dönmek yorucu olacağından; kamp yapmak, karavanla gitmek ya da oradaki tesislerde konaklamak mümkün.

Orta Karadeniz’de yer alan Sinop’ta da muhteşem bir görsel şölendir sonbahar. Fotoğraf tutkunları Sinop gezilerini fotoğraf ve kültür turuna dönüştürebilirler. Türkiye’deki tek fiyort oluşumu Hamsilos koyunu, Erfelek şelalelerini, Sinop Kalesi’ni, Sinop Tarihi Cezaevi’ni görmeden dönmeyin. Sinop’un tüm bu güzelliklerini ve daha fazlasını görebilmek için bir günden fazla zamana ihtiyacınız olacağını ve mutlaka konaklama işini düşünüp gitmenizi, gezinizi yağmuru en çok alan ekim ayına bırakmamanızı öneririm.

Doğanın sanatçısı


Kapadokya’dan Ege’ye

Kim ne derse desin bir turizm profesyoneli olarak sonbaharın en güzel yaşandığı yerlerin başında “Güzel Atlar Ülkesi” Kapadokya gelir derim. Peri bacaları, kaya oluşumları ve kiliseleri, balonla yapacağınız geziler, taş konaklarında konaklama, yenecek yemekler, yüzlerce eşsiz fotoğraf karesi haline dönüşecektir.

Elbette Ege de çok hoş bir şekilde karşılar ve yaşar sonbaharı. Özellikle de Kuzey Ege. Kaz Dağları, kanyonları, ormanları, vadileriyle sizi büyüleyecek. Konaklamak da ayrı zevktir bu bölgede. Kaz Dağları’nda pek çok yürüyüş rotası çıkar karşınıza. Hepsini kendi başıma hallederim demeyin! Konaklayacağınız yerden bilgi ve profesyonel yardım alın mutlaka. Kendi başınıza yapabileceklerinizi ve yapmamanız gerekenleri size söyleyecek ve rehberli yürüyüşler için de yardımcı olacaklardır.

Artvin’de iki gün

Karadeniz’de beni en büyüleyen yeri de tavsiye etmek istiyorum size: Yaylaları, Şavşat ve Borçka’daki Karagölleri, Türkiye’nin tek biyosfer rezerv alanı Maçahel (Camili), krater gölleri, flora ve fauna zenginliğiyle sonbaharda yağlıboya tablosuna dönüşen ve bir doğa harikası olan Artvin… Artvin’de mutlaka en az iki gün geçirmek gerektiğini de vurgulayalım!


Doğanın sanatçısı

İstanbul’da olup, ben hiçbir yere gidemem, şehirden de ayrılmak istemiyorum diyeniniz varsa, Belgrad Ormanları derim. Hem kayın ağaçları arasında muhteşem bir yürüyüş yapıp harika fotoğraflar çeker hem de akşam evinize dönersiniz.

Eylül ayının bize sunduğu bu güzel fırsatları kaçırmayın, ertelemeyin. Sonra İkinci Yeni şiirinin en sevilen şairlerinden Turgut Uyar’ın dediği gibi “Eylül toparlanıp gitti işte, Ekim falan da gider bu gidişle” diye üzülmeyin! Bol fotoğraflı, rengârenk günler dileğiyle.


Doğanın sanatçısı