Kaleler şehri

Eşsiz tarihi, sayısız kültür mirası ve doğal güzellikleriyle Anadolu’nun en doğusunda, yılın her zamanı keyifle gezilebilecek bir köşedir Van


Şehir 2011 yılındaki depremde oldukça hasar görmüştü ama zaman içinde yaralar sarıldı ve toparlandı. Artık şehrin merkezi eskisinden çok daha güzel, turistik yatırımlar da o süreçte oldukça arttı. Fakat benim şahsi tercihim Van Gölü’nün huzur dolu kıyısında sessizliğe, temiz havaya, eşsiz bir manzaraya ve dillere destan Van kahvaltısına uyanmak. Van Gölü’nde yüzmenin keyfi ise anlatılamaz, yaşanır. Göldeki dört adadan en önemlisi Ahtamar’a (Akdamar) Gevaş iskelesinden tekneyle ulaşılır. Dış yüzeyinde Tevrat ve İncil konulu kabartmaları ve eşsiz mimarisiyle Kral I. Gagik döneminde yapılan Surp Haç (Ahtamar) Kilisesi gezilerin olmazsa olmazıdır.ehir günümüzde Van Gölü kıyısında yer alsa da, tarih boyunca savaşlar ve su seviyesindeki değişiklikler nedeniyle sürekli yer değiştirmek zorunda kalmıştır. Orta Çağ İslam coğrafyacılarının küçük deniz anlamına gelen “Buhayre” sözcüğünü kullandığı, Osmanlı’nın “Van deryası” dediği Van Gölü’nü görünce siz de halkın dediği gibi deniz diyeceksiniz emin olun. Van Gölü, Bitlis’in Tatvan ilçesi sınırları içinde bulunan volkanik Nemrut Dağı’nın patlaması sonucu meydana gelen kraterde biriken suların oluşturduğu bir göldür. Türkiye’nin bu en büyük gölünün suyu sodalıdır.

Kaleler şehri

Kedi Villası

Van 100. Yıl Üniversitesi bünyesinde bulunan Van Kedi Villası, narin ve soyları tükenmekte olan Van kedilerinin koruma altına alındığı, üretildiği bir araştırma merkezi. Buraya villa denmesinin nedeni bahçede suyu seven Van kedileri için bir havuz bulunması. Erkek ve dişi kedilerin ayrı tutuldukları bölümleri, yavru kedilere ayrılan oyun alanları, hamile ve yeni yavrulamış kedilerin özel bölümleri uzman eşliğinde geziliyor. İsterseniz oradaki özel mamalarla kedileri besleyip sevebilirsiniz.

Van bir kaleler şehri. Eski Van’daki Van Kalesi (Tuşpa), Urartu kaya yazıtları, açık hava mabedi, kaya mezarlarıyla ilginçtir. Kalenin hemen altında bulunan Van Arkeoloji Müzesi, Van ve civar bölgelere ait eserlerle Türkiye’nin en güzel müzelerindendir.

Doğu Anadolu’da hüküm süren Urartular ile Mezopotamya topraklarına hâkim büyük Asur İmparatorluğu arasında bir sınır çizgisi gibi uzanan ve kalelerden geçilmeyen bu bölgede Van tam bir sınır garnizonudur. Urartular’dan günümüze kadar gelen surları, Haldi Tapınağı, saray yapıları, erzak depoları, sarnıcıyla Çavuştepe Kalesi’ni mutlaka görün. Dünyada Urartu dilini okuyabilen çok az sayıdaki insandan biri olan ören yerinin emektar bekçisi Mehmet Kuşman’ı bulursanız size tapınağın üzerindeki yazıları okuyup tercüme etmesini isteyin.

Kaleler şehri

Hoşap Kalesi ve bir doğa harikası

Van-Hakkâri yolunda yer alan en güzel Orta Çağ kalelerinden Hoşap Kalesi’ne hayran kalacaksınız. Van Gölü ve Süphan Dağı manzaraları eşliğinde Tatvan’a gidip oradan ulaşabileceğiniz Nemrut Dağı uyuyan aktif bir yanardağdır. En son 15. yüzyılda harekete geçmiş olan bu dağın kalderasında Türkiye’nin en büyük krater gölü olan Nemrut Dağı Krater Gölü, etrafta fokurdayan bacaları ve değişik büyüklükteki gölleriyle bir doğa harikasıdır. Benzersiz taş işçiliği örnekleriyle Ahlat Selçuklu Mezarlığı, Emir Bayındır Kümbeti, Çifte Kümbetler ve Ulu Kümbeti ile Gevaş’ta bulunan Halime Hatun Türbesi de mutlaka görülmesi gereken yerler listenizde yer alsın. Bir başka doğa harikası olan Muradiye Şelalesi’ne giderken Malazgirt Savaşı’nın yapıldığı ovaya yakın ve İran sınırına teğet geçtiğinizi bilmenin heyecanını yaşayacaksınız.

Kaleler şehri

Yaşatılmaya çalışılan sanatlardan olan Van’ın dünyaca ünlü kilimleri ve gümüş üzerine yapılan savat işçiliğini yerinde görmenizi tavsiye ederim.