Rengârenk bir yıldız: Hatay

Kültür, inanç ve gastronomi turizmi rotalarının yıldızı Hatay, Türkiye Cumhuriyeti sınırlarına en son katılan, Akdeniz’in en doğusunda, bir yanı Akdeniz’e bir yanı Suriye’ye bakan çok renkli bir şehir.

Hatay, UNESCO tarafından, gastronomi alanında Gaziantep’ten sonra “Yaratıcı Şehirler Ağı” kapsamına alınmış, güzel ilçesi Antakya da New York Times’ın 2020’de görülmesi gereken yerler listesine girmişti. Bu bölgede son yıllarda çok olumlu gelişmeler var. Her geçen gün daha iyi hizmet anlayışıyla pek çok kaliteli yatırım yapıldı şehre. En önemlilerinden biri mimar Emre Arolat’ın imzasını taşıyan, dünyanın en büyük tek parça mozaiğini yukarıdan görebileceğiniz, arkeopark-müze alanının yanındaki “The Museum Hotel” oldu.

Rengârenk bir yıldız: Hatay

Hatay’ın Antakya ilçesi turizm açısından her zaman öne çıkan yeridir. Antik çağlarda “Doğu’nun Kraliçesi” lakabıyla anılan, Roma İmparatorluğu döneminde Roma ve İskenderiye’den sonra imparatorluğun üçüncü önemli kenti “Antiochea” idi bu güzel belde.

İsyancı bir nehir

Hatay’ın, ortasından Asi Nehri’nin geçtiği ilçesidir Antakya. Kendi içinde dolambaçlı ve hızla dönen akışı nedeniyle “Orontes” yani “isyancı” derlerdi ona Antik Çağ’da. Sırtını Silpius (Habib-i Neccar) dağına dayamış, ayaklarını Orontes (Asi) nehrinin sularına uzatmış bir şehir düşünün. Ticaret yollarının üzerinde bulunması, Akdeniz’in en doğusunda yer alması, Orta Doğu’ya ve Doğu’ya açılan kapı olmasıyla her zaman uygarlıkların geçiş noktası görevini üstlenmişti.

Bölgede yapılan kazılardan çıkan çok sayıda mozaik ve tarihi eser, ufak ama hoş bir müzede yıllarca sergilendikten sonra şimdi şanına yaraşır büyüklükteki Antakya Arkeoloji Müzesi’nde misafirlerini bekliyor.

Rengârenk bir yıldız: Hatay

Mola nedeni künefeciler

Antakya’yı mutlaka detaylı gezmek gerekir. Korkmayın, dalın eski ve dar sokaklarına! Yürürken karşınıza sinagog, kiliseler ve camiler çıkacak. Tarih boyunca çok kültürlü yapısını korumuş, kültür ve sanatın yanı sıra bu dinamikler mutfağa da yansımıştır. En çok da Osmanlı ve Fransız mutfağının karışımı zarif sofralar eminim çok hoşunuza gidecek. Herkese, her damağa hitap eden bir zenginliktir bu yörenin mutfağı.

Şehrin çarşılarını gezin. Adı Antakya ile anılan künefenin yapım aşamasını izleyin. Şehrin her köşesinde göreceğiniz künefeciler iyi bir mola nedenidir. Bir de Affan Kahvesi’nde mola bu şehrin olmazsa olmazlarındandır. Mutlaka bir çay ya da kahve içip, meşhur Haytalı tatlısını deneyin.

Apollon ile Daphne’nin hikâyesi

Antakya’da İsa’nın havarilerine inancı yüzünden şehit düşmüş Habib-i Neccar’ın adının verildiği camiyi görün. Doğal bir mağaradan oluşan ve daha sonra yapılan eklemelerle kiliseye dönüştürülen, İsa’nın 12 havarisinden biri olan Aziz Petrus’un adıyla anılan St. Pierre Kilisesi’ni gezmeden dönmeyin.

Elbette Hatay sırf Antakya’dan ibaret değil. Roma döneminin sayfiye yeri olan ve doğasına hayran kalacağınız Daphne yani bugünkü Harbiye’ye gidin. Mitolojideki ilginç hikâyelerden olan Apollon ile Daphne’nin hikâyesini dinleyin. Burası bölgenin meşhur zeytinyağlarının, defne sabunlarının ve ipek dokumalarının yapıldığı yer.

Musadağ yöresinde varlığını sürdüren son Ermeni köyü Vakıflı bir dağ köyü ve gezginlerin her zaman en sevdiği uğrak yerlerinden biri olmuştur. Vakıflı kadınlarının yaptığı reçeller, el işi ürünleriyle tanınan bu köy, bir süre önce açılan “Vakıflıköy Müzesi” ile şimdi çok daha anlamlı ve ilgi çekici.

Rengârenk bir yıldız: Hatay

Mühendislik harikası Titus Tüneli

Vakıflıköy’ün yakınlarındaki Hıdırbey köyünde bulunan anıtsal Musa Ağacı’nı gördükten sonra dağlardan inerek Asi Nehri’nin Akdeniz’e döküldüğü noktadaki Antik Çağ’ın Seleucia Pieria liman kenti Samandağ’a varırsınız. Burada Roma döneminden kalan, dünyanın ilk tüneli diye adlandırılan, mühendislik harikası Titus Tüneli ve kayalara oyulmuş Beşkili Mağara’yı gördükten sonra Çevlik’te kıyı şeridinde yemek yiyip mutlaka gün batımını izleyin Akdeniz’in bu en doğusundaki sahilimizden.

DİĞER YENİ YAZILAR