Romanlarla yolculuk

Bu hafta sizi kütüphanemden seçtiğim romanlarla farklı şehirlere sıra dışı bir yolculuğa davet ediyorum

Lise yıllarında Ferit Edgü’nün “Kimse” adlı romanı, ardından da bir yıl sonra “O / Hakkâri’de Bir Mevsim” yayımlanmıştı. Kendimi bildim bileli sistemli bir şekilde okuyan ben, o sıralar sürekli bir şeyler yazmaya çalışıyor ve hayalimde normalde çıktıklarımdan farklı bir sürü yolculuğa çıkıyordum. Bu iki kitabı piyasaya çıkar çıkmaz satın alıp bir solukta okumuştum. Sonrasında ise aklımda tek bir şey vardı artık: Hayatı sadeleştirmek, bir sırt çantasına iki üç parça bir şey atıp yola çıkmak ve gizemli Hakkâri’nin o muhteşem doğasını yaşamak; küçük bir köy evinde yazı yazmak, karda mahsur kalmak ve bir köy kahvesinde çay içip karın dinmesini beklemek!

İzin verirler miydi acaba kahvede oturmama? Ne güzel dertlerimiz oluyor gençken. Hayallerimden çok daha fazlasının gerçekleşeceğini bilemezdim elbette o zamanlar.

Bugün görüyorum ki Melih Cevdet Anday’ın deyişiyle “gözlem gücünü anlatı ustalığından alan” Ferit Edgü, bu ustalığıyla meğerse beni de benden almış, rehberlik mesleğine ve yazmaya doğru giden hayat yolumdaki en önemli kilometre taşlarından biri olmuştu.

Romanlarla yolculuk

Murathan Mungan’ın usta kaleminden

Şimdi de sevgili dost Murathan Mungan’ın “Paranın Cinleri” ve “Harita Metod Defteri” kitaplarıyla Mardin’e dokunalım. İlk olarak “Paranın Cinleri”ni okumanızı öneririm. Murathan Mungan “Bütünüyle özyaşamöyküsel malzemeyle çatılmış olan ‘Paranın Cinleri’ gibi ‘Harita Metod Defteri’ de, içinde yaşanmış bazı olayların, anların, onların bende bıraktığı izlerin, izlenimlerin yer aldığı, hafızamın gerçeklere sadakatine yaslanan, tamamı anılardan oluşan bir anlatı kitabıdır” diyor.

Murathan Mungan’ın usta kaleminden çıkan bu iki kitabı okurken onun hayatının koridorlarının sizi Mardin’in sokaklarına, evlerine çıkardığını görecek, kendinizi insanlarla sohbet ederken, onlarla gülüp ağlarken, taşlara, uçurtmalara, bulutlara ve daha da önemlisi tarihe dokunurken bulacaksınız.

Kars’tan İstanbul’a yolculuk

Orhan Pamuk’un “Kar” ve “İstanbul” kitaplarıyla da Kars’a ve İstanbul’a gidelim. Şair Ka ile birlikte hiç durmadan yağan karın altında sokak sokak, dükkân dükkân dolaşıp, hüzünlü ve güzel Kars şehrini ve insanlarını tanıyacağınız ‘‘Kar’’, Kars’ı görmeden mutlaka okunması gereken bir kitaptır.

“İstanbul” kitabını bitirdiğim andan itibaren bir müddet önüme gelen herkese, bu kitabı mutlaka okuyun, bence çok büyük bir ödül geliyor demiş, PEN Ödülü olabilir diye düşünmüştüm. Nereden bilebilirdim Nobel Ödülü olacağını? Artık hem Orhan Pamuk hem de doğup büyüdüğüm güzeller güzeli şehrim İstanbul, Nobel ödüllü. Bu kitabın en heyecan verici yanı Ara Güler başta olmak üzere pek çok önemli fotoğrafçının fotoğrafları; ayrıca resim, çizim ve gravürler eşliğinde İstanbul’da çok farklı bir yolculuğa çıkıyor olmanız. Bu kitaptan sonra İstanbul’u daha iyi tanımak isteyeceğinize eminim.

Maalouf ile Beyrut

Fransa’da yaşayan ve dünyanın en önemli yazarlarından olan Lübnanlı Amin Maalouf’un “Doğu’dan Uzakta” kitabı ile Lübnan’a uzanalım. Bu romanda Lübnan İç Savaşı’nın ardından dünyanın değişik yerlerine dağılan ve yıllar sonra bir arkadaş cenazesi sebebiyle ülkelerine dönüp uzun bir yüzleşme yaşamak zorunda kalan insanlar anlatılıyor. Belki de hakkında dünyada en çok kitabın yazıldığı ama kimsenin de doğru dürüst anlamadığı bir olaydır Lübnan İç Savaşı. Lübnan, Ortadoğu’nun kara kutusudur ve Lübnan İç Savaşı’nı anlamadan Ortadoğu’yu anlamak mümkün değildir. Bu kitapla birlikte Beyrut’tan Lübnan’ın dağlarına müthiş bir keşif gezisi yapmaya ve iç savaşın şifrelerini çözmeye davet ediyor Amin Maalouf sizi. Okumalarda iyi gezmeler…