Genlerinizi yönetin genç kalın

27 Ekim 2020

Yaşlı bir bedende genç bir bedenin özelliklerini ne kadar fazla taklit edebilirsek bu özellikler ne kadar yüzeysel görünürlerse görünsünler beden o kadar uzun yaşayacaktır.

İkinci olarak genleri içinde bulundukları bedenin gerçekte olduğundan daha genç olduğuna kandırmaya çalışabilirdik. Genç bir bedenin yüzeysel kimyasal özelliklerinin taklidini yaparak geç etki eden zararlı genlerin devreye girmesini önlemek mümkün olabilirdi. (Gen bencildir)

Beyin sürekli bedenin nasıl hissettiğini izliyor, aldığı geribildirimlerle buna uygun kimyasallar üretiyor ve kana salıyor. Böylelikle bu düşünme ve hissetme süreci sonunda bir var oluş haline giriyor.

Dr Kazuo Murakami’nin "Genlerinizi Uyandırın" isimli kitabında der ki;

Mutluluğu yöneten genler; herkesin içinde gizlidir ve sadece devreye alınmayı bekler. Bize düşen görev, onları harekete geçirmek ve yaşantımıza fayda sağlayacak biçimde çalışmalarını sağlamaktır.

Bilindiği kadarıyla; genlerimizin yalnızca %5-10’luk bir bölümü gerçek anlamda çalışmaktadır. Geriye kalanlarının ne yaptığıysa meçhuldür. O halde, nasıl yaparız da genlerimizi mutlu olmamızı sağlayacak biçimde çalıştırırız? Bu sorunun cevabı: Her günü olumlu bir tutum içinde ve dolu dolu yaşamaktır.

O halde genlerinizi harekete geçirin!

“Olumlu” ve “olumsuz” düşünme kavramları bize artık öylesine tanıdık gelmektedir ki; “olumlu düşün” ifadesi gündelik dilimizin adeta bir parçası halini almıştır. Ancak, yaşamda hem iyi hem de kötü şeyler vardır. İşler ters giderken, olumlu bakışı yitirmemek her zaman kolay değildir.

Yazının devamı...

Düşüncenin enerjiye dönüşümü

8 Ekim 2020

Geçenlerde Pembenar için Nazar üzerine yaptığımız bir röportajda “Düşüncenin Enerjiye Dönüşümü” adlı kitaptan bir söz aktarmıştım. Şimdi aynı kitaptan bazı güzel alıntılarımı paylaşmak istiyorum.

Bütün vücudumuzda dolaşan sinir tellerini telefon hatlarına benzetecek olursak beynimizin de muazzam bir telefon santrali olduğunu söyleyebiliriz. Beyin vücudumuzda bulunan bütün sinirleri son derece çapraşık ama aynı derecede de düzenli bir sistem sayesinde birbiri ile temasa geçirir. Beyinde bu işi yapan bir milyonu aşkın kanal bulunmaktadır bunların arasında da on binlerce birleşme noktası vardır.

İşte bu son derece karmaşık gibi görünen şebekede insan aklının alamayacağı kadar büyük bir haberleşme komut alıp verme faaliyeti devam eder gider.

Bedenimizin fonksiyonlarının otomatik olarak yürümesini sağlayan bilinç altıdır. İster uyuyor olalım ister uyanık, irade dışı hayat devam eder gider. Kulağımıza duymasını, gözümüze görmesini, ağzınıza tatmasını, kalbimizi atmasını midemize yemekleri sindirmesini, kanımıza damarlarda dolaşmasını söylemek durumunda olsaydık yaşamak ne kadar zor olurdu değil mi?

Bilinç, bilinçaltına direktifler verir.

Verdiğiniz her emir meydana getirdiğiniz her önerme benimsediğiniz her İnanç, bilinçaltına kayıt edilir.

Bilinçaltı günümüzün modern bilgisayarlarından daha gelişmiş bir hafıza sistemine sahiptir. Teyp gibi kayıt yapar. İşte o zaman her emir, her inanç, her düşünce bilinçaltının hata yapmayan hafıza (bellek) sisteminin ayrılmaz bir parçası olur. Hatta düşünmediğiniz dikkat etmediğiniz şeyler dahi orada depolanır ve gerektiğinde ortaya çıkar.

Kendimize uykumuzun en hafif olduğunu ve garip bir sebepten dolayı her gece saat 4'de uyandığımızda söylesek o harika, gönüllü hizmetçi olan bilinçaltımız, bunu bir emir olarak kabul edip bizi her gece 4'te uyandıracaktır.

Yazının devamı...

Atalardan aktarımı temizleme

9 Eylül 2020

Hz. Peygamberimizin şöyle bir sözü var, beni hep çok düşündürmüştür: “Şakî (kötü kimse) anasının karnında iken şakî olandır. Saîd de (iyi insan) kendisinin dışındakilerden öğüt (başka varlıklara bakıp ibret) alandır.

DNA'nın hafızası var ve atalarımızın deneyimlerini saklıyor!. Daha anne karnında iken bu kodlar DNA yazılımına yükleniyor. Yoksa bir çocuğun daha anne karnında kötü kimse olarak yazılması niye olsun değil mi?

Bununla ilgili elbette yapılmış deneyler var. Yani atalarımızın bazı korkularının genetik yolla bir sonraki nesle aktarıldığını deneylerle ortaya koymuşlar.

Erkek farelerin olduğu odanın zeminine elektrik telleri bağlıyorlar. Farelerin ayaklarına periyodik olarak elektrik şokları kuş kiraz kokusu uyguluyorlar. Özellikle acetophenone, bu kokunun ana bileşeniymiş.

Bir sonraki aşamada deneydeki farelerin yavruları oluyor. Onlar biraz büyüdükten sonra, bilim adamları onlara sadece acetophenone veriyor. Eziyet falan yok. Küçük fare hemen kokuya tepki veriyor. Yani, ürküyor ve kaçıyor.

Deney farelerin ikinci neslinde yine tekrarlanıyor! Ve bu deney Ataların belleğinin torunları tarafından korunmuş olduğunu gösteriyor çünkü onlarda kaçıyor ve hatta daha sonraki torunlar tarafından bile aynı tepkiyle karşılanıyor.

Evet, bu bir yazılım programı gibi bir şey düşününce.

Ama “Kader” değil, alnımıza yazılan silinemez bir yazı değil.

Yazının devamı...

Refahın sırrı

23 Ağustos 2020

Satürnün doğum haritanızda diğer kötücül gezegenlerle beraber olumsuz bir açıyla herhangi bir evinizde bulunması kişinin yaşamında o konuyla ilgili sorunlar yaşayacağını anlatır deriz hep... Ama doğum haritalarına baktığınızda bazılarının bu açılardan hiç etkilenmeden geçtiğini görebilirsiniz. Mesela dünyada çok zengin ve başarılı bazı kimselerin doğum haritaları incelendiğinde inanılmaz zorlayıcı açılar olduğu ama tam tersi bu kişilerin bundan hiç etkilenmediği görülür.

Peki, bazılarını etkilerken bazılarına hiç dokunmamasının ne gibi bir özelliği olabilir?

Bunu sağaltmanın en kolay yolu nedir biliyor musunuz? İyilik yapmak… Evet, iyilik yapmak.

Amerika da Milyonerlerin Mesihi olarak adlandırılan bir isim Randy Gage Evrene karşılıksız veremezsiniz diyor ve refahın sırrını şöyle anlatıyor.

“Bu refahın birinci temel sırrıdır ve çoğu insanın gözden kaçırdığı bir sırdır. Onlar refaha bir 'bana ver' durumu olarak yaklaşırlar ve onu çevreleyen gerçek enerjiye hiç uyumlanmazlar. Bu evrendeki her şey, bir değere karşılık bir değer değiş-tokuşu prensibine dayanır.

Verdiğiniz şey size kat be katı olarak geri döner.

Genellikle on katı, bu yüzden iyilik tohumları ektiğinizde çok daha fazla iyilik size geri gelecektir.

Bu bağışladığınız para, verdiğiniz sevgi ve yaptığınız iyilik için geçerlidir. Ne kadar çok denerseniz deneyin evrene tek taraflı bir şey veremezsiniz.

Yazının devamı...