Biliyorduk ama…

İzmir’in bir deprem bölgesi olduğunu, her an bir deprem olacağını ve bunun sonucunun ağır olacağını biliyorduk. Tüm uzmanlar yıllardır bas bas bunu söyledi. Sonunda başımıza geldi, hem de hiç ummadığımız bir anda…

Ofisim Bayraklı’da, depreme orada yakalandım. Gerçekten İzmir’deki herkes o an şunu düşündü: “Ne zaman yıkılacak? Deprem bir an önce dursun, dışarı kaçayım”.

Hepimiz iş yerimizin, evimizin yıkılacağını düşündük gerçekten. Allah böyle bir anı kimseye yaşatmasın. Çok korktuk!

Yıllardır İzmir’de kentsel dönüşümü konuşuyoruz. Dönüşüm noktasında ise kentin çeperlerine odaklandık. Depremde çeperlere hiçbir şey olmadı. Bilmeyenler için hatırlatalım. Depremin vurduğu Bayraklı’daki üç mahalle Manavkuyu, Mansuroğlu ve Adalet, düz ve yüksek katlı binaların olduğu bir bölge. Birçok bina 1999 depreminden önce yapılmış durumda. Yani eski yönetmeliğe göre…

Asıl dönüşümün buralarda olması gerektiğini geçtiğimiz cuma günü itibariyle anladık.

Bayraklı Belediye Başkanı Serdar Sandal’la konuştum. Günlerdir birkaç saatlik uykuyla ayakta duruyor. Çok üzgün. Bir kişinin bile sıkıntı çekmesini istemiyor, sürekli sahayı dolaşıyor. Sandal, “Dönüşüm için artık bu mahalleri konuşacağız ama ilk önce yaralarımızı saracağız” diyor.

Bahsettim üç mahalleyi sokak sokak gezdim. Mansuroğlu Mahallesi’nde durum vahim! 30-40 yıllık binaların önemli bir bölümü hasarlı. Vatandaşlar, binaların önünde bekliyor. Bir konuşmaya şahit oldum: “Dün gece eve girdik, alacağımızı aldık çıktık” O an Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan hasar tespit komisyonundan yetkililer geldi. Her yerinde çatlak oluşan binaya bakan yetkili, “Artçı bir dalgada burası yıkılır” dedi. Onlarca hasarlı binanın önüne sarı şerit çekilmiş ve içeri girilmesine izin verilmiyor. Her bir binanın önünde polisler var. Cumartesi günü birçok iş yeri sahibi bilgisayarını ve evraklarını kurtarmanın derdindeydi.

Bu arada yeni yapılan binalar sapa sağlam ayakta duruyor! Yeni bazı binaların iç bölümlerinde sıkıntı yok değil ama…

Başta İzmir Büyükşehir Belediyesi olmak üzere deprem bölgesine tüm ilçe belediyelerinin bir şekilde destek verdiğini gördük. Özellikle kurumsal kimlikleri oturmuş Konak, Karşıyaka, Bornova Belediyeleri hızlı bir şekilde sıkıntı çeken vatandaşlara ulaşmayı başardı.

Deprem Bayraklı’yı vurdu ancak diğer ilçelerde “hiçbir şey yok” diyemeyiz. Kimse bunun rehavetine de kapılmasın lütfen! Karşıyaka Belediye Başkanı Cemil Tugay’ı aradım. Atatürk’ün annesi Latife Hanım’ın gözlerini yumduğu köşk hasar almış. İçindeki tarihi eserler güvenli bir yere kaldırılmış. Başkan Tugay, “Şuana kadar binden fazla vatandaşın belediyemize başvurusu var. Evlerinde sıkıntı olmuş. 7 evi mühürledik. Hepsi eski yapılar. Hukuki bir süreç var. Kullanılmasını riskli gördüğümüz için mühürledik. Çökme tehlikesi olabilir. Bunları ilgililere bildiriyoruz. Karşıyaka Belediyesi olarak hemşerilerimizin yanındayız” dedi.

Bornova Belediye Başkanı Mustafa İduğ ile de konuştum. O da şunları söyledi:

“Bornova’da sadece 14 evde sıva çatlağı var. Bu süreçte uyku bize haram. Göçük altında insanlar varken uyumamız, dinlenmemiz söz konusu bile olamaz. Binaların yıkıldığı bölge eskiden ova idi. Bamya tarlaları vardı. Dedemin orada yeri vardı. 2 metreden su çıkar. Sulak bir noktadır. Kazık çakılmadan inşaat yapılması mümkün değildir. Yıkılan binaları gezdim. Kolonlar kırık. Eski beton malzeme kullanılmış. Kalitesiz malzeme var”

Gerçekten çok korktuk. Şimdi ele ele verip ayağa kalkacağız. İzmir dayanışmasını bir kez daha sergileyeceğiz. Depremde ölenlere rahmet ailelerine sabır diliyorum. Allah bir daha yaşatmasın.