Çarpıcı açıklamalar

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’i makamında ziyaret ettim. Soyer’i Seferihisar Belediye Başkanlığı döneminden bu yana yakından takip ediyorum. Şunu net bir şekilde ifade etmem gerekiyor. Bürokrasiden belediye işleyişine; kentin sorunlarından siyasete kadar geniş bir yelpazeye hâkim olan bir Tunç Soyer var artık.

3 yılın sonunda Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na tam olarak oturmuş Tunç Soyer...

Başkan’ın bir numaralı gündem maddesi kentteki koku sorunu!

Koku sorunu; elbette bugünün sorunu değil. En azından benim bildiğim 25-30 yıldır sürekli kentin gündeminde...

Tunç Başkan’a bu konuyu sorarak başladım ve son olarak görevinden istifa eden İZSU Genel Müdürü Aysel Özkan’ın neden gittiğini öğrenmek istedim. Şu yanıtı verdi:

“Bu bir nöbet değişimidir, bürokrasi bizim hızımıza ne kadar ayak uyduruyor, ona bakarız. Artık bürokrasiyi tanıdığımı da düşünüyorum. O nedenle daha hızlı yol alınması gereken bir süreçteyiz. Büyük ölçüde değişiklikler tamamlandı. Koku meselesi tuz biber ekti, koku meselesinin çözümünü üretmekle sorumlu olan arkadaşların benden daha büyük bir gayretle, telaşla bakıyor olması lazımdı. Koku sorunu ile ilgili bir hocayla konuştum, ‘2 bin yıllık bir sorun’ dedi. Koku sorunu ile ilgili kriz masası kurduk. Aynı depremde, pandemide kurduğumuz gibi... Kriz masasında konunun tüm ilgilileri var. Akademisyenler de var. Çalışmalar yapılıyor. 2 haftadır kriz masası toplantıları sürüyor, daha genişletilmiş biçimde devam edecek. Kısa vadede akut sorunu çözecek çareler üretiliyor, inanılmaz güzel çözümler üretiliyor, orta-uzun vadede de mutlaka sorunu çözeceğiz. Kokunun pek çok nedeni var; Nisan-Mayıs’ta hiç yağmur yağmadı, kanallarda biriken teressübatın su eksikliği nedeniyle ortaya çıkması ve onun ısı artışıyla ortaya çıkan bir koku var. Tek sebep bu değil, daha birçok sebep var... Şu kadarını söyleyeyim; yağış rejimiyle çok ilgili, ısıyla çok ilgili ve tabii ki geçmişten gelen bazı sıkıntılarla çok ilgili. Bunların hepsinin çözümü var ve çözeceğiz.”

Basmane Çukuru olarak anılan, eski garajla ilgili geçtiğimiz aylarda Soyer ve AK Parti İzmir İl Başkanı Kerem Ali Sürekli bir araya gelmişti. Soyer, gelinen son noktayı şu sözlerle anlattı:

“Önce TMSF ile meseleyi çözmemiz lazım. Henüz daha çözülmedi, ama çözüme çok yaklaştığımızı söyleyebilirim, o iş yürüyor, ama bitmeden bir şey söylemek mümkün değil. Gönül ister ki belediye binası oraya yapılsın ama bu hem önce TMSF’nin iradesine bağlı hem de sonrasında bu konuyla ilgili kamuoyunu yoklamak isterim. Bir anket... Odaların görüşleri gibi, biraz kamuoyunu dinlemek isterim, çünkü bu belediye binası olacak. Sadece ben kendi kafama göre bir şey yapmak istemem.”

Çarpıcı açıklamalar

Bildiğiniz gibi hükümet, UKOME’nin yapısını değiştirdi. Çoğunluk hükümette. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin geçtiğimiz aylarda aldığı ulaşım zammı kararı ilçe belediyelerinin temsilcileri ile buradan geçti. Bu durum mahkemelik oldu. İzmir 6. İdare Mahkemesi, alınan zam kararının yürütmesini durdurdu ve kararı iptal etti. Soyer, bu konuda ise şu görüşlerini benimle paylaştı:

“Ne yapacağız yani, bu belediye ne yapsın? Mazot fiyatı bu kadar yükselmiş, ne yapsın? Akıl alır gibi değil, kabul edilir değil. Makul değil, anlaşılır değil. Neye itiraz ediyorsunuz! Ne yapsın peki belediye, bedava mı taşısın? Belediye zarar ediyor, daha ne kadar zarar etsin? Biz sadece 1,5 sene içinde 500 milyon liranın üzerinde sübvanse etmişiz. Yani bu milletin parası, benim babamın parası değil ki! Milletin parasıyla sübvanse ediyoruz, niye ben bunu yapmaya devam edeyim, daha ne kadar yapabilirim. Her ay, her gün bazen günde 3 defa zam geliyorsa mazota, elektriğe, doğalgaza, tüm ara maddelere... Daha ne olabilir, başka türlü nasıl varlığınızı sürdürebilirsiniz? Onlar ÜFE’ye bağlamaktan vazgeçsinler. Stabilite gelsin fiyatlara, biz de yapmayalım.”
Kentin gündeminde olan bir diğer konu bozuk yollar. Hepimiz oturduğumuz ilçelerde zaman zaman bu konuda isyan edebiliyoruz. Soyer, 3 ay içinde bu konuyu kentin gündeminden çıkarma konusunda iddialı:

“3 ay içinde çözeceğiz! Bunu gerçekten çözeceğiz. Eylül içinde bu sorunu bitirmiş olacağız. Çünkü şöyle bir şey var; bizim hem İzmir’in büyümesi nedeniyle yenilenmesi gereken yolları nedeniyle asfalt sorunu diye bir sorunumuz var, ama bir de biz 196 kilometre yağmur suyu kanalı ayrıştırdık. Bu ne demek yani temiz suyu bağlanmış, sokaklara, caddelere yeniden girdik. Bitmiş sokaklara, caddelere girdik. Bunun bir payı var, buraları kapatmakta gecikildiği zaman ortaya çıkan sorunun test edilmesi büyük bir sorun, olmayan bir sorunu biz yarattık. İkincisi; ilçelere yetki verildi. İlçeler artık buna (kazı) izin veriyorlar ve bundan bizim haberimiz olmuyor. Vatandaş bunu ayırt etmiyor ki, ilçe mi büyükşehir mi... Sonuçta hepsi Büyükşehir’e yazıyor. Bizim sorumluluk alanımızda olan yerler için söylüyorum, tabii ki benim bilmediğim hangi ilçede kim nereye ruhsat verdi de neresi kazıldı, onları hariç tutarak söylüyorum; bizim sorumluluğumuzda olan yerlerde Eylül ayının ortalarına kadar biz bu sorunu bitirmiş olacağız.”

Ve siyaset… Tunç Soyer’le ilgili uzun süredir yakın siyasi ekibini değiştirdiği iddiası var. Başkan, buna dikkat çeken bir yanıt verdi.

“Benim ekibim İzmir! Benim bir ekibim olabilir mi? Ben İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’yım, nasıl olur da kendimi birtakım ekiplerin sığınağına hapsederim. Böyle bir şey asla söz konusu olamaz. Hiçbiri ile uzaklaşmadım, hepsiyle yoldaşlığım, kardeşliğim devam ediyor, ama artık çok daha kucaklayıcı, çok daha herkesi içine alan bir yol kat etmek mecburiyetindeyiz. Çünkü, Türkiye için İzmir umuttur. Bizim kimsenin umudunu kırmaya hakkımız yok. Biz İzmir olarak Türkiye’nin değişiminin öncüsü olacağız. Lokomotif olacağız. Kendi içinde birbirini yiyen bir İzmir, Türkiye’yi nasıl değiştirsin! Herkes elinden geleni yapıyor, hiç kimseyi bir kere bunun dışında tutamam. Herkes elinden geleni yapıyor. Eksik bulduğum, yanlış bulduğum, eleştirdiğim vardır, kızdığım vardır; ama bunlar bizim aramızda konuşarak çözeceğimiz meselelerdir. Biz buyuz, biz hep beraber biziz, ne bir eksik ne bir fazla. Biz birbirimizin eksiğini gediğini de gidereceğiz. Birbirimizin kusurunu, ayıbını da örteceğiz, düzelteceğiz, daha iyisini yapmaya çalışacağız ama birbirimizle kavga etmek gibi bir durum söz konusu olamaz. Zaten böyle bir şey yok, biz sadece daha iyi, daha dayanışma içinde, daha el ele, daha omuz omuza olmayı başarmak mecburiyetindeyiz.”