Tehlikeli denizde (2): Finansal deprem riski

"Yükselen pazarlardaki potansiyel sorunları aylardan beri görmezden gelen yatırımcılar dün tavır değiştirdi. Türkiye ve Güney Afrika'nın büyüyen cari açıkları, Brezilya'da seçime giden Başkan Lula'ya ilişkin karalama iddiaları, Ekvator'un borcunu ödeyemez duruma düşmesi olasılığı, Tayland'da başbakanın askeri darbeyle devrilmesi ve Macaristan'daki siyasal çalkantılar birden göze batmaya başladı, yükselen pazarlara ilişkin belirsizlik beklentisi öne çıktı."Dünkü yazımda da belirttiğim gibi, 2002'den bu yana dünya ekonomisinde 40 yıldır görülmeyen bir hızlı büyüme süreci yaşanırken 'Yükselen Pazar' diye nitelenen ülkelerin çoğu, artan dış kaynak girişi, canlı dış talep ve yükselen temel madde fiyatları sayesinde bu süreçten yararlanmıştı. The Guardian gazetesinin ekonomi editörü Larry Elliott, finansal piyasalarda geçen cuma yaşanan dalgalanmayı şöyle değerlendirdi: Türkiye bu süreçten en fazla yararlanan ülkelerden biriydi. Petrol ve enerji fiyatlarındaki artışlar dış açığımızın büyümesine yol açmıştı ama hatırı sayılır miktarda dış kaynak girişi bunu telafi etmiş ve Türkiye'nin hızlı büyümesine katkıda bulunmuştu. Avrupa Birliği (AB) ile bütünleşmenin bir çıkış yolu olarak algılanması da bu yola giren Türkiye'nin çekiciliğini artırmıştı.Şimdi gelinen noktada, Türkiye'yi de olumlu etkileyen bu tablonun değişmesi söz konusu. Bir kere, küresel likiditede bir azalma, dünya ekonomisinde bir yavaşlama, dış talepte bir daralma, temel madde fiyatlarında bir gerileme yaşanması olası, yani bize de yarayan şartlar değişiyor. İkincisi, Türkiye ve Brezilya gibi 'Yükselen Pazar' diye nitelenen ülkelerle AB üyesi olan Macaristan ve Polonya gibi ülkelerde yaşanan farklı nitelikteki sorunlar, bütün bu ülkelere duyulan güveni sarsmaya başladı. Yüksek getiri sağlayan bu ülkelerin risklerinin de yüksek olabileceği hatırlandı. Bu ülkelere çok daha ihtiyatlı yaklaşma eğilimi belirdi piyasalarda. Türkiye'nin şansı Öte yandan uluslararası finans piyasalarında tedirginliği artıran asıl sorun, "derivativ" denen türev yatırım araçlarıyla fevkalade karmaşık ve şeffaf olmayan bir yapıya bürünen bu piyasaların, küresel ekonominin ana senaryosundaki olası değişime uyum sağlama yeteneğinin bilinmemesi. Eski senaryonun süreceği varsayımıyla petrol ve temel maddelere yatırım yapan bazı büyük "hedge fund"ların milyarlarca dolarlık zararlar yazmaya başlaması herkesi tedirgin bir bekleyişe itti. Finansal piyasalarda büyüyen kredi riskini bu hafta kapak konusu yapan The Economist'in de belirttiği gibi, finansal piyasalardaki yeni yapı krizlerin sık yaşanmasını önlüyor ancak şeffaf olmayan bu yeni yapının, er geç yaşanacak bir krizin çapını ve etkisini büyütmesi kaçınılmaz görünüyor. Yüksek riskli kredi türevlerinin işlem hacmi, son üç yılda yediye katlanarak 26 trilyon dolarlık dev bir büyüklüğe erişmiş durumda. Son dört yıla damgasını vuran küresel senaryo değişirse bizi de derinden etkileyecek bir finansal deprem yaşanabilir. oulagay@milliyet.com.tr Deprem riski