Başbakan olmak için Türkiye ile savaşı göze alan adam

Adı Nikos Dendias.

Bugün Yunanistan Dışişleri Bakanı. Gençliğinden beri sağ siyasetin içerisinde ama hep üye olmuş, hiç lider olamamış.

Milletvekili seçildikten sonra 10 ay süreyle Adalet Bakanlığı, iki yıl da Kamu Düzeni ve Vatandaşı Koruma Bakanı olarak görev yaptı.

Bakanlık süresinden en fazla aklımızda kalan şey, Yunanistan meclisinde yediği dayak oldu.

Aşırı sağcı Altın Şafak’ın milletvekili Kasidiaris konuşma yaparken önünden geçen Dendias’ı uyardı, Dendias cevap verince, parlamentosunda bir güzel dayak yedi.

Yunanistan’a gelen Suriyeli mültecilere kötü muamele de Dendias’ın bakanlık döneminin eseri, bugün başını okşayan efendileri o gün Dendias’a çok laf etmişlerdi. Daha sonra, üç ay Kalkınma ve Rekabetçilik Bakanı, altı ay da Milli Savunma Bakanı olarak görev yaptı.

Partisi Yeni Demokrasi seçimleri aşırı sağcıların desteğiyle kazandığı günden beri, Dendias bir zamanlar dayak yediği adamlara şirin gözükme derdinde, bunun yolunun da Türkiye karşıtlığından geçtiğine inanıyor.

Öyle tutarsız bir adam ki Türkiye’den Yunanistan’a mülteci gelmesin ama Türkiye mülteciler için Suriye’de yerleşim yerleri de inşa etmesin diyebiliyor aynı cümle içerisinde.  Tek hayali Yunanistan’a başbakan olmak aslında. Ankara’da diplomatik kuralları çiğneyerek yaptığı şov da bunun bir parçası, her tarafta “Yunanistan demokrasinin beşiği” diye böbürlenmesi de...

O sigorta avukatı ne Likya Birliği’ni bilir ne de Montesquieu’nün bu Likya Birliği Anayasası’nı antik dünyanın en mükemmeli diye tanımladığını.

Ankara’da ABD Büyükelçisi de Başkanı’na söylesin, 1787 ABD Anayasası’nın biçimlenmesinde Hamilton ve Madison’u en çok etkileyen çalışma da Likya Birliği Anayasası’dır.

Atina demokrasisi sadece seçkinlere, Likya demokrasisi her vatandaşa oy kullandırırdı.

Her neyse, Dendias, Türkiye ile diyalog olduğu zamanda sesi soluğu çıkmayan, gerginlik başladığında EDS kameralarına bile Türkiye karşıtı açıklamalar yapan adam.

Ne Ege umurunda ne de başka şey, tek derdi bir zamanlar dayak yediği aşırı faşistlerin desteğiyle Yunanistan’a başbakan olmak.

Yunanistan Başbakanı, köprüleri bombalayabileceğini sanan, uyurken üzerine pike almamış emekli amiralleri, kuyusunu kazan Dışişleri Bakanı’yla beraber hem kendisini hem de ülkesini koşar adım felakete sürüklüyor.

Bay Dendias, İzmir’de denize girmeyi özlediyseniz Ilıca’ya buyurun, misafir edelim, durduk yere, siz başbakan olmak istiyorsunuz diye tekrar denize dökülmeyin...

Başbakan olmak için Türkiye ile savaşı göze alan adam

Var mısınız Lozan’a dönmeye?

Yunanistan Hükümet Sözcüsü İkonomu, Türkiye ile kriz üzerine konuşurken, “Herkesten uluslararası hukuka saygı duymasını bekliyoruz” dedi. Haklı, hadi uluslararası hukuka saygı gösterelim:

Lozan Antlaşması’nda Yunanistan da imzacı ülkelerden biri, Türkiye de...

Antlaşma Yunanistan ve Türkiye’ye üçer millik kara suları ve hava sahası tanıyor.

Hava sahasını da kara sularını da Yunanistan 1930’larda genişletti, Türkiye kara sularını 1964’te genişletti. İmzası olan Lozan’ı tanımayan Atina, Türkiye’nin imzası olmayan 2. Deniz Konvansiyonu Antlaşması’na atıfla kara sularını 12 mile çıkarıp Ege’nin yüzde 70’ine sahip olup Türkiye’yi yüzde 10’dan küçük bir parçaya hapsetmek istiyor. Yine Lozan’a aykırı olarak silahlandırılan adalar, o zaman ekonomik münhasır alan tanımlaması olmadığı için 40 bin kilometrekare alan biçtikleri ufacık Meis hepsi aramızda sorun. Atina gerçekten barış istiyor ve uluslararası hukuka saygı diyorsa, altına imza koyduğu Lozan’a uysun, o zaman hiç sorunumuz kalmaz.

Üniversite affına dair

YÖK Başkanı “Üniversite affı geliyor” açıklaması yaptı.

Neden? Piyasada daha çok üniversite mezununa mı ihtiyaç mı var acaba?

YÖK’ün internet sitesinde bir önceki Başkan’ın hazırlattığı “Vakıf Üniversiteleri Raporu” var, okuyun lütfen. Raporun özeti şu: Bilim üreten değil, sadece mezun veren bir üniversite sistemimiz var.

YÖK Başkanı, piyasada zaten çok olan üniversiteli sayısını mı artırmalı yoksa bilim ile tarımı buluşturacak yeni fakülteler açıp, ABD’de bizim iki katımız olan meslek sayısına uygun yükseköğretime mi bakmalı?

Üniversite mezunu sayısı hayatımızı değiştirmez ama Türkiye’nin uluslararası yayın sayısı, üniversitelerin gerçekten bilim üretilen yerler olması, hayatımızı da demokrasimizi de geliştirir.

YÖK Başkanı, “Üniversite affı geliyor” açıklamasını yaptı, umarım niye kısmını da söyler bir gün...