Fransa olmasa ne fark etmez?

1994’te Ruanda’da 800 bin kişi öldü. Bu çağın en büyük soykırımlarından biri yaşandı.

Fransa’nın Sosyalist Cumhurbaşkanı Mitterrand 1998’de Le Figaro gazetesine konuştu: “O ülkelerde bir soykırım yaşanması o kadar da önemli bir şey değil” dedi, sosyalist geçmişinden utanmadan.

Ruanda’da bulunan Fransız askerleri soykırımı seyretti zannediyorduk, meğer soykırım yapan Hutulara bilgi ve silah da sağlamışlar.

Fransa Devlet Arşivleri’nde soykırım belgelerine dair süre yasağı bitti ama Mitterrand’ın koyduğu bir başka yasak daha var.

Fransız Anayasa Mahkemesi, 2017’de belgeleri incelemek isteyen bir tarihçinin başvurusunu geri çevirdi bu yüzden.

1915 olaylarından dolayı arşivleri açık, Türkiye’ye “Soykırımcı” diyen Paris’te yaşandı tüm bunlar.

Dün, Avrupa Birliği’ne, Türkiye’ye karşı birlik olma çağrısında bulundu Fransa Cumhurbaşkanı.

Türkiye değil, Yunanistan’a Mısır anlaşması yüzünden öfkeli olan Almanya Başbakanı Merkel aslında o sözün hedefi.

ABD’de, Afrika’da, Ortadoğu’da ve Asya’da etkinliği kalmayan bir ülke Fransa.

Bunu en iyi bilen isim de Fransa Cumhurbaşkanı Macron, çırpınışı, atarlı ergen halleri de bundan.

Bizim 500 yıl boyunca yönettiğimiz yerlere girişimizi yasaklamaya kalkıyor, o coğrafyadaki 20 yıllık tarihiyle.

Fransa olmazsa, sanatın, felsefenin, edebiyatın tarihi eksik kalır ama dünya savaş tarihi açısından çok şey fark  etmez.

O yüzden çok da ciddiye almamak gerekir bu eziklik duygusu yaşayan Cumhurbaşkanı’nı...

Koronavirüs aşı takvimi ve gerçekler

Aralık 2019’da adı Kovid-19 olarak belirlendi son koronavirüs hastalığının.

Dünyada en hızlı geliştirilen aşı olan kabakulak aşısı tam dört yılda bulundu. Tifo aşısı 105, çocuk felci aşısı 47 yıl süren çalışmalar sonucu elde edildi.

SARS ve MERS hastalıkları da koronavirüs kaynaklı hastalıklar olduğu için, aşı çalışmalarının klinik safhasını çok hızlı geçti dünya. Normalde 2-4 yıl arası süren klinik çalışmalar 6 ayda tamamlandı, bunu unutmamak lazım.

Dünya üzerinde Kovid-19’a karşı 179 ayrı aşı çalışması var, bunlardan sadece 9’u 3. fazda.

En önde giden Oxford Üniversitesi çalışması bir denekte ortaya çıkan hastalık yüzünden 3 gün önce durduruldu.

Uluslararası Hava Taşımacıları Birliği koronavirüs aşısı bugün bulunsa, ancak 8 bin jumbo jetle taşınabileceğini açıkladı. Maksimum 2 ila 8 derece sıcaklıkta taşınabiliyor aşılar. Daha soğuk taşınması gereken aşılar da var ve o yüzden inanılmaz bir lojistik mühendisliği gerekiyor.

Aşı bugün bulunsa, tüm dünyada etkin olarak kullanılması minimum 6 ayı bulabilir diyor uzmanlar. Üstelik bu hesabı yaparken soğuk hava deposu ve soğuk hava nakliye zinciri sağlıksız olan Afrika’yı liste dışı bırakıyorlar.

O gün gelinceye kadar tek çaremiz maske ve sosyal mesafeye dikkat etmek.

Ey YÖK, geldiysen 3 kere vur...

Bir akademisyen düşünün.

Sosyal bilgiler alanında öğrenci yetiştiriyor, üniversite öğrencilerine iletişim dersleri veriyor.

Çalıştığı fakültede her sene 2-3 bin öğrenci öğrenim görüyor.

Sosyal medya hesabında verdiği derslere dair bilgiler de paylaşan bu akademisyenin takipçi sayısı 200’den az.

Bilgisi öğrencileri etkilemeyen, mesleki yeterliliği sadece şekil şartlarına uygun, bir sürü akademisyen var sistemde.

YÖK’ün akademisyenler meselesine el atması, nitelikli eğitim için nitelikli akademik personel gerekliliği yolunda adımlar atması, geç bile kalınmış, son derece doğru bir karardır.

Kısa bir süre öncesine kadar aylık maaşı koca üniversitenin yıllık araştırma-geliştirme bütçesinden fazla olan rektörler de vardı sistemin içerisinde; dolayısıyla, yara sandığımızdan daha büyük aslında.

Gerek devlet, gerek vakıf, YÖK’ün bilmekten çok öğretme becerisi olan, üniversite öğrencisine bilgi veren değil, bilgiyi nasıl kullanacağını öğreten akademisyen yapısına dönmesi şart.

Umarım YÖK’ün bu kaliteli akademisyen çabası havada kalmaz, bir sonuca ulaşır...