‘İtham ediyorum’

Hani cesedi Bodrum’da bir kumsala vuran Aylan bebek vardı, hatırladınız mı?

Fransızların mizah dergisi Charlie Hebdo bir karikatürünü çizdi Aylan’ın.

O karikatürde, Ege Denizi’nde boğulmasaydı, büyüyünce, Paris’te kadınları taciz edecek biri diye çizmişlerdi Aylan’ı.

Charlie Hebdo’yu vicdan ve ahlak yoksunluğuyla itham ediyorum.

‘İtham ediyorum’

***

“Fikir özgürlüğü diyorsunuz ama Fransa’da “Ermeni soykırımı olmamıştır demek suç” diyenlerimiz var.

Fransa Anayasa Konseyi o ceza yasası maddesini iptal etti.

İptal gerekçesinde, 1881 tarihinden beri yürürlükte olan Basın Özgürlüğü Kanunu’ndaki bir maddeye atıf vardı.

O madde “Bir etnik grup, uyruk, ırk veya dini gruba üye oldukları ya da olmadıkları gerekçesiyle bir şahıs veya şahıslar grubuna karşı ayrımcılık, kin ve şiddete teşvik edenlere ceza verilir” diyordu.

Sadece Suriye’de doğduğu için Aylan bebeği potansiyel tacizci, tecavüzcü olarak gösterdi Charlie Hebdo; ne bir soruşturma açıldı ne de bir işlem yapıldı.

Fransa’yı kafalarının içindeki örtülü faşizm nedeniyle kendi yasalarını uygulayamamakla itham ediyorum.

***

“İtham Ediyorum” bana değil, ünlü yazar Emile Zola’ya ait bir başlık.

Zola, Ocak 1898’de, L’Aurore gazetesinde Fransa Cumhurbaşkanı Felix Faure’a hitaben kaleme aldığı açık mektupta kullandı bu başlığı.

O mektup, adını çoğumuzun duyduğu ve imzasız bir mektup sonucu vatana ihanetle suçlanan “Yüzbaşı Dreyfus Davası”’nda yaşanan çarpıklığı ele alıyordu.

Bugün tarihsel fikir özgürlüğüyle övünen Fransa, o mektubun ardından Emile Zola’yı mahkûm etti.

Davasının temyiz aşamasında Londra’ya kaçan Emile Zola, 11 ay sonra ülkesine dönebildi ama ölümü de o yazı yüzünden oldu. 1902’de, evinin bacasını tıkayanlar yüzünden boğularak öldü.

Yüzbaşı Dreyfus’a gelince, askeri mahkemede iki kere suçlu bulundu ama Cumhurbaşkanı tarafından affedildi sonra sivil mahkemede yargılanma hakkını elde etti ve orduya binbaşı olarak geri döndü, üzerine bir de nişan kazandı.

Fransa’yı ve toplumsal vicdanını bir asır öncesinden geri olmakla itham ediyorum.

***

Fransa bir zamanlar büyük bir ülkeydi, felsefenin, edebiyatın, gençliğin isyanının merkeziydi.

Çeşitli düşünürlerin adlarını sıralayarak Fransa Cumhurbaşkanlığı’nın resmi Twitter hesabına bu fikrimi yazmış ama Cumhurbaşkanı Macron’dan sonra Fransa’nın artık küçük bir ülke olduğunu dile getirmiştim.

O hesabı yönetenlerden birisi şahsi hesabından “Aşırı milliyetçi Türk”, “Eskiden de Türkiye güvenilir bir müttefikti” gibi bir cevap yazdı bana. Ben de kendisine Fransız sosyalistlerinden bir demet sundum, tartışma orada kaldı.

Küfretmek yerine Fransa kaynaklı değerlerle yargılanmaktan nefret ediyorlar.

Nisan ayında insanlar koronavirüsten patır patır ölürken, Fransız Dışişleri’nden 5 kişilik bir heyet, Suriye’de, PKK’nın Suriye kolu ile Suriye’de Barzani’ye yakın olan gruplar arasında arabuluculuk yapmaya çalışıyordu.

Fransa’yı milyonlarca insanın canına mal olan sömürgeci kafasını değiştirmemekle itham ediyorum...