İzmir semalarında akbabalar

Akbaba sadece leş yiyen bir hayvan olduğu için kötü değildir.

Onu kötü kılan, ölmekte olanın başında, ağzının suları akarak beklemesidir.

İzmir’de bir deprem oldu, insanlar öldü, onlarca can enkaz altında kaldı.

Ve akbabalar hemen teşhisi koydular; deprem, zina, içki âlemleri yüzünden oldu diye.

Dört yaşında enkaz altında, kedi sesi çıkararak köpeklerin kendisini bulmasını isteyen Buse,

Doğanlar Apartmanı’nın enkazı altındaki anne ve 4 çocuğu,

Alışveriş merkezinin kasasında para ödemek için beklerken depreme yakalanan 3 kadın ve daha nicesi...

Hak etmediler böyle bir kötülüğü, Türkiye de hak etmiyor bu kötüleri, bu akbaba ruhlu insanları.

Neyse ki İzmir kana bulanmasın diye canını veren polis memuru Fethi Sekin’in memleketi Elazığ’dan “Şehidimizin emaneti” diye İzmir’e yardım götüren TIR’lar da yola çıktı.

Manisa, Soma’da tazminat hakları için eylem yapan, eylemleri yüzünden hırpalanan maden işçileri de girdi enkazın altına, kurtulan her canda, tüm hakları ödenmiş kadar mutluydu yüzleri...

Akbabalara gelince, Hz. Muhammed’in Medine Vesikası ve Veda Hutbesi’ni bilseler, farklı olana da yaşam hakkı tanıyan o metinlerden haberdar olsalar tek yürek halimizi pisletmeye çalışmaktan korkacaklar ama ağır cahiller işte.

İzmir semalarında dolaşan akbabalar, azsınız, hem de çok az ve kendi adınıza tek başarınız midemizi bulandırmak...

İzmir semalarında akbabalar

Can Yaman’ı görenler, çocuğu görmeyenler

29 Ekim akşamı Kuruçeşme’de, Oligark isimli mekânda “Halloween Partisi” yapılmış.

Cumhuriyet Bayramı’nda Cadılar Bayramı’nı kutlamış bir grup, Cumhuriyet özgürlüktür biraz, isteyen, istediğini kutlar.

Medya sabah saat 5’e kadar süren partiyi, Can Yaman’ın polis gelince teknesiyle kaçması üzerinden haber yaptı.

Unutmadan, sosyal mesafeden de söz ettiler azıcık.

Fotoğraflara bakarken, o saatte yatağında olması gerekirken, elindeki gülleri satmaya çalışan çocuğa takıldım.

Kafasında parti artığı bir korsan şapkası, mekândan çıkanlardan birisi de fotoğrafını çekiyor gülerek.

O çocuk tek değil, kendisi gibi, yatağında olması gereken bir saatte, dışarıda ekmek peşinde koşan bir sürü çocuk var.

Ve biz, o çocuk görüntülerine alıştık ve bizim medya olarak algımız Can Yaman adlı kas şöhreti için açık sadece.

Cumhuriyet sadece özgürlük değil aynı zamanda sosyal devletin de teminatıdır.

Görüp de, üzerinde hiç düşünmediğimiz çocuklar affetsin bizi...

İzmir semalarında akbabalar

Deprem haberleri rehberi

Depremden sonra en önemli mesele tuvalet meselesidir. İyi bir muhabir kurulan seyyar tuvalet sayısını verir, kanalizasyon, doğal gaz şebekesinin zararını anlatır. Tuvalet eksikliği Haiti depremi örneğinde olduğu gibi ciddi salgın hastalıklara yol açabilir.

Depreme dair okuduğunuz haberde 6.6 şiddetinden söz ediliyorsa, kesinlikle okumayın o haberi.

Verilen 6.6 rakamı depremin aletsel büyüklüğünü gösterir. Depremin şiddeti insan yapısı eserlerin gördüğü zararla ölçülür.

 AFAD ile Kandilli Rasathanesi olan depremlerin büyüklüklerinde nedense hiç anlaşamıyor. Bir deprem ülkesinde bunun neden olduğunu halen bilmiyorsak, medya işini eksik yapıyor demektir.

Depreme dair yayınlarda, “Bu deprem olası Marmara depremini tetikler mi?” diye soran görürseniz, o kanalı seyretmeyin, zamanınıza yazık. Depremlerin tetiklenmesi için fay hatları arasında ilişki gerekir. Kaldı ki Marmara depremi artık olası değil, beklenen bir depremdir. İkisi arasında da dağlar kadar fark var.

Nefessiz salı

Salı günü ABD yeni başkanını seçecek, bu son 30 yılda sonuçları Türkiye’yi en fazla ilgilendiren seçim olacak.

Demokrat başkan adayı Joe Biden, sanılanın aksine sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan’a değil, Türkiye’ye karşı bir isim.

1970’li yılların ortalarından birisi Yunanistan lobisiyle beraber çalışıyor, başta Ege ve Kıbrıs olmak üzere her konuda Atina ve Güney Kıbrıs’ın yanında duruyor.

Daha ilginç olan şeyse, ABD’nin yeni başkanı seçememe hali.

Mektupla on milyonlarca oyun kullanıldığı bir ülkede sonuç alınamaması ihtimali var.

Düşünce Kuruluşları’nın hazırladığı en kötü senaryo aralık ayına kadar başkanı asıl seçen Seçiciler Kurulu’nun, itiraz edilen ya da yargıya taşınan sonuçlar nedeniyle belirlenememesi ve valilerin bir atama listesi hazırlaması.