Yeter ki amigolar gölge etmesin...

“Abdülhamid tahta çıktığı zaman Osmanlı’nın parlamentosu vardı. Hemen ilk iş olarak kapattı.”

Üç sene önce, Emin Çölaşan’ın kaleminden çıktı bu cehalet cümlesi.

19 Mart 1877’de ilk Osmanlı Meclisi’nin açılışını yapan Padişah Abdülhamid ama tahta çıktığında Osmanlı’nın parlamentosu vardı diye yazmış adam.

***

Tarihe slogan üzerinden bakan tek adam Emin Çölaşan değil Türkiye’de.

“Kurtuluş Savaşı’nı keşke Yunanlılar kazansaydı” diyen Kadir Mısırlıoğlu vardı mesela.

Tarih değil hukuk eğitimi almış birisiydi ama bir sürü insan halen tarihçi zanneder onu.

Yeter ki amigolar gölge etmesin...

***

Tarihi sloganlaştırmak gibi bir özelliğimiz var bizim.

Mustafa Kemal Atatürk’e “diktatör” dendiği zaman rahatsız olmayanlar, Osmanlı padişahı Abdülhamid’e “diktatör” dendiğinde rahatsız oluyorlar.

Bunun tam aksi de geçerli yani Atatürk’e “diktatör” denmesine kızanlar, şimdi padişah Abdülhamid’e “diktatör” denmesini savunuyorlar.

Küllenmekte olan bu tartışmayı yeniden alevlendiren Tele1 Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın derdi tarihin daha iyi anlaşılmasını sağlamak mıydı acaba?

Kimsenin niyet okuyuculuğunu yapmam ama bazen Emre Kongar hocayla yaptıkları programa denk geliyorum,

Emre hocadan daha fazla süre kullanma çabasına bakınca, anlamakta güçlük çekiyorum.

Yine de niyeti başka olsa bile, Yanardağ kendi mahallesinin kahramanı oldu bir anda, RTÜK ceza verirse, bir kez daha parlatacak mahallesinde taktığı popülerlik yıldızlarını.

***

Faşist Hitler’e diktatör derseniz, popüler olamazsınız, Sovyetler’i demir pençeyle yöneten Stalin için de aynı durum geçerli zira onların taraftarları yok.

Türkiye’de popüler olmanın birinci koşulu, keskin konularda, bir tarafın koşulsuz desteğini, diğer tarafın da koşulsuz nefretini kazanmak oldu.

Futbolda da, yarışma programlarında da, siyasette de durum aynı.

Bu hesaplı çıkışlar sinir uçlarını iltihaplandırıyor ülkenin, kimsenin derdi değil maalesef.

***

Cumhuriyet’i seviyorsan Osmanlı’yı beğenemezsin, eğer Osmanlı’yı seviyorsan Cumhuriyet’e düşman olman gerekir.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin aldığı Fatih Sultan Mehmet portresi nasıl yapıldı biliyor musunuz?

Venediklilerle yapılan 16 yıllık bir savaşın sonundaki anlaşma maddelerinden birisiydi ünlü bir ressamın Saray’a gelip çalışma yapması.

Tarikatların Osmanlı dönemini özlediği, istediğini zanneder bir sürü insan.

Oysa Fatih Sultan Mehmet, vakıf ayrıcalıklarını kaldırıp, devletin topraklarını geri aldığı için en çok tarikat liderleri ve imtiyazlı ailelerle uğraşmak zorunda kalmıştı.

Hocaların hocası Halil İnalcık başta, tarihi okusak öğreneceğiz ama okumak zor, slogan atmak, televizyon dizilerini tarih sanmak kolay.

***

Kimilerine göre “Diktatör” olan Sultan Abdülhamid döneminde açılan ilk Osmanlı Meclis’inin 3’te 1’i gayrimüslim üyelerden oluşuyordu.

Çok sayıda hastane, kız çocukları için olanlar da dâhil çok sayıda okul açtı, ulaşım yatırımları yaptı.

Hatta 28 Şubat’ta çağdaşlık sembolü haline gelen klasik müziği Saray’a taşıyan da padişah Abdülhamid’di.

Kimilerine göre “Diktatör” olan Mustafa Kemal Atatürk, kuruluşuna öncülük ettiği Meclis’ten iki kez ve süreli Başkomutanlık yetkisi aldı.

1923’ten sonra da Cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olarak girdi.

Bir insana ya da döneme ideolojik olarak karşı çıkmak ne yapılanları yok saymayı gerektirir ne de bir insana ya da bir döneme ideolojik olarak destek olmak için hataları görmezden gelmek gerekir.

Yeter ki amigolar gölge etmesin...

***

Mustafa Kemal Atatürk’ü anlamak, başardıklarıyla gururlanmak adına Tek Parti dönemi hatalarını görmezden gelmek zorunda hissetmemeli insanlar kendilerini.

Varlık Vergisi’nin ya da paralardan Mustafa Kemal Atatürk’ün resmini kaldırmanın nesi savunulabilir?

Osmanlı İmparatorluğu’nu geçmişin, atan olarak kabul etmek, tahta çıkan 36 padişahtan 12’sinin darbe ya da o zamanki adıyla ayaklanma yüzünden tahtı bırakmak zorunda kaldığı ya da 3. Murad’ın kendi kurdurduğu Takiyuddin Rasathanesi’ni fetvayla yıktırdığı gerçeğini değiştirmemeli.

Tarih bizim tarihimiz, doğrular kadar yanlışlar da bizim hayatımız.

Yeter ki amigolar gölge etmesin...