Seçimler toplumun sağlığını etkiliyor!

Seçim döneminde ülkede artan gerginliğin yarattığı stres, kalp ve damarlarımızı yıpratıyor. Politikacıların öfkeli söylemleri sadece kendi sağlıklarını değil toplumun sağlığını da olumsuz etkiliyor. Kan basıncımızın normale dönmesi için toplum tansiyonunun düşmesi gerek...

Dün yapılan yerel seçim sonucunda binlerce kişi Türkiye’nin çeşitli bölgelerindeki belediyelere başkan ya da belediye meclis üyesi seçildi. Binlerce kişi de seçilemediği için işinden oldu. Bir insan için en büyük stres kaynaklarından biri işinden ayrılmak zorunda kalmaktır. Yapılan araştırmalar, işini kaybeden kişinin sağlığının bozulma ihtimalinin yüksek olduğunu gösteriyor.

İşsizlik kalbin düşmanı

2012 yılında ‘Archive of Internal Medicine’ dergisinde yayınlanan bir araştırmada bilim insanları işsizliğin kalp üzerine etkisini inceledi. Bu amaçla 13 bin kişinin iş durumlarını ve sağlıklarını kayıt altına aldılar. Sekiz yıllık takip süresi içinde çalışma grubunda 1000 kişiden fazla insanın kalp krizi geçirdiği saptandı.
Bu insanlarda kalp krizine yol açan nedenleri bulmak için ayrıntılı incelemeler yapıldı. Diyabet, yüksek tansiyon, kolesterol anormallikleri ve sigara gibi bilinen etkenlerin yanı sıra, işsiz kalmanın da önemli rol oynadığını görüldü. İşsizliğin kalp krizi riskini üçte bir oranında artırdığı ortaya çıktı.

Stres olabilir
- Huzursuzluk
- Kas spazmları
- Baş ve boyun ağrıları
-Mide ağrıları
- İshal
- Uykusuzluk
- Kalp çarpıntısı
- Nefes açlığı
- Gece diş gıcırdatma

Yenilmişlik duygusu
İşinden olan kişide üzüntü, ümitsizlik ve kızgınlık gibi duyguların olması şaşılacak bir durum değil. Yerel seçimler sonrası koltuklarını kaybedenlerde bu olumsuz hislere ek olarak mücadeleyi kaybetmenin verdiği yenilmişlik duygusu da sıkça psikolojik sıkıntıya eklenir. Gergin geçen ayların sonunda duyulan boşluk hissi de cabası. Bu etkenlerin yarattığı stresle başarıyla baş edebilenler olduğu gibi depresyona girenler de var.
Stres ve onun yarattığı depresyon kendini kişiden kişiye farklı belirtilerle gösterir. Belirtiler ağrı gibi fiziksel, isteksizlik, ağlama gibi duygusal veya çabuk sinirlenme gibi davranışsal olabilir. Belirtiler ağırsa, zamanla hafiflemiyorsa bir doktora baş vurmalıdır.

Keskin sirke küpüne zarar

Olumsuz duyguların başında gelen öfke seçim kampanyası sırasında başta parti genel başkanları olmak üzere seçime giren bir çok adayda sıkça gördüğümüz bir duyguydu. Öfkenin insan sağlığı üstüne etkileri konusunda yapılmış çok sayıda bilimsel çalışma var. Öfkenin özellikle kalp damar sistemine zarar verdiği iyi biliniyor. 1995 yılında ‘Circulation’ dergisinde yayınlanan bir bilimsel çalışmada Harvard Üniversitesi bilim insanlarının öncülüğünde bir grup araştırmacı ‘Öfkeli durumlarla kalp krizleri arasında bir ilişki var mı?’ sorusuna cevap aradı.
Öfke ve kalp krizi
Kalp krizi geçiren 1600 kişiyle hastanede yatarken konuşan araştırmacılar kalp krizi belirtileri ortaya çıkmadan 24 saat içinde hastaların duygusal dünyalarında olup biteni anlamaya çalıştılar. Öfkelenen bir kişinin iki saat içerisinde kalp krizi geçirme riskinin sakin olan bir kişiye göre iki kat arttığını gördüler.
Bu bilgiler ışığında kürsüden hiddetlenerek haykıran politikacının sağlığından endişe etmemek mümkün değil. Hele bu kızgınlık hali her gün tekrar ediyorsa.

Seçimler toplumun sağlığını etkiliyor

Seçimler toplumun sağlığını etkiliyor

Seçimler toplumun sağlığını etkiliyor

Kolay kızan birisi misiniz

Bir kere öfkelendim diye kalp krizi mi geçireceğim dediğinizi duyar gibi oluyorum. Haklısınız. Hangimizin kızıp hiddetlendiği bir an yok ki. Benim üstünde durduğum sık sık hiddetlenenlerin durumu. Öfkeli zamanlarımız arttıkça riskimizin de arttığını gösteren kanıtlar var. Daha bu ayın başında ‘European Heart Journal’da yayımlanan bir toplu değerlendirmede araştırmacılar sık sık kızan bir kişinin kalp krizi ya da inme geçirme ya da öldürücü bir kalp çarpıntısıyla yere yıkılma riskinin kat kat arttığını gösterdi.
Sağlıklarını düşünsünler
Türkiye’nin önünde iki seçim daha olduğunu düşünürsek politikacıların ve onlar kadar kolay öfkelenen yandaşlarının rakiplerini düşünmüyorlarsa kendi sağlıklarını düşünüp öfkelerini kontrol altına almalarında yarar var. Böylece ülkedeki gerilim azalacağı için milyonlarca yurttaşın sağlığı olumlu etkilenecektir.

Öfke damarın düşmanı

Öfke nasıl oluyor da kalp krizine, inmeye ve öldürücü çarpıntılara yol açıyor acaba?
Kızdığımız zaman vücudumuzun stresle mücadele sistemi harekete geçer. Böbrek üstü bezleri tehlikeye karşı ‘stres hormonu’ diye adlandırılan adrenalin ve benzeri kimyasalları kana bolca salgılar. Beyin de kolları sıvayıp özel sinirler yoluyla organlara savaş emirleri yollar. Kalp hızlı ve güçlü artmaya başlar, damarlar büzüşür, kan pıhtılaşmaya hazır hale gelir.
Başta kalp olmak üzere organların oksijen ihtiyacı artar. Kalpte damar sertliği varsa, sessiz sedasız duran plakların azgınlaşmaları için ideal bir ortam oluşmuştur. Bu durumu dolu bir silahın tetiğinin çekilmesine benzetebiliriz. İlk çabalar sonuç vermeyebilir ama sık sık tekrar eden öfkelenmeler günün birinde silahın tetiğini çekmeyi başarır.

Seçmenler de tehlikede

Seçimler toplumun sağlığını nasıl etkiliyor sorusuna bilimsel kanıtlarla cevap verebilmek için elimizde doğrudan kanıt olabilecek nitelikte bilgi çok az. Malta’da 2008 yılında oldukça çekişmeli geçen seçimde yapılan bir araştırma belki de bu konuda yapılan tek bilimsel çalışma.
‘Times of Malta’ gazetesinin haberine göre doktorlar seçim öncesindeki dört ve sonrasındaki iki haftayı gerginlik yaratacak bir olayın olmadığı haftalarla karşılaştırmışlar. Adada kalp hastalarının tedavi edildiği bir tek hastane olduğu için güvenilir bilgiler edinmek zor olmamış. Seçim dönemindeki altı hafta boyunca kalp krizlerinde yüzde 50, ölümlerde de yüzde 100 artış olduğu saptanmış.
Bizim ülkemizde sorun sadece seçim heyecanı değil. Gergin ortamın yarattığı anksiyete ve stres de var. Kalp damar sağlığımızın Maltalılardan daha büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu düşünmek yanlış olmaz.
Gerilim herkese zararlı
Öfke ve korkunun yanı sıra gerginlik de hemen herkes için stres üreten bir durumdur. Seçim kampanyası boyunca oluşan kutuplaşmadan ve öfkeli tartışmalardan sadece politikacılar etkilenmez. Günün tüm saatlerinde korkutucu, tehdit edici kızgın ifadeleri duyan insanlar olumsuz duygularla dolar, gülümsemenin yerini çatık kaş alır. İnsanlar çevrelerinde olup bitene, geleceklerine kötümser bakmaya başlar. Politik görüşleri ne olursa olsun gergin ortam birçok insanı çevresine şüpheyle bakan, iyi sözlerin ve davranışların arkasında bile gizli ve çıkarcı bir maksat arayan kişilere döndürür. Bu dönüşümün sağlığımıza zararlı olduğunu biliyoruz.
Ölüm riski artıyor
İki yıl önce ‘Circulation’ adlı tıp dergisinde yayınlanan bir bilimsel çalışmada sekiz yıl süreyle izlenen 100 bin kadının hayata bakışları incelendi. Çevrelerine kuşkuyla bakan, güvensiz, öküzün altında buzağı arayanların sağlıklarının olumsuz etkilendiği saptandı. Şüpheci ve husumet dolu olan insanlarda ölüm riski daha güvenli, rahat ve barışcıl olanlara göre yüksek bulundu. Bu ve benzeri çok sayıdaki araştırmanın sonuçları hep aynı yönde. Kötümserlik, şüphecilik ve husumet insan vücudunda olumsuz bir dizi değişikliklere yol açıp, kalbi yoruyor; damarları yaşlandırıyor, hayatı kısaltıyor.

Son söz: Tansiyonumuz ve onunla beraber kalp krizi ve inme riskimizin azaltılmasının bir tek yolu var. O da siyasilerin gerginliği azaltarak toplumun tansiyonunu düşürmesi.