2022'de kesin çözüm bekleyen üç sorun

Hukukun temel ilkelerine ve hakkaniyete aykırı olan, ‘süresiz nafaka’, ‘Vergi Usul Kanunu'nun 359'uncu maddesi’ ve ‘karşılıksız çeke hapis’ uygulamalarının artık değişmesi gerekiyor.

2022 yılının ilk ayı bitmek üzere. Bu köşeyi takip eden okuyucularım bilir; hukuken acilen çözülmesi gereken üç önemli konuda ısrarla yazmaktayım. Her üç konu da hukukun temel ilkelerine aykırı düzenlemeler içermekte, adil ve hakkaniyete aykırı sonuçları olan, kişilerin ekonomik kararlarını ve özgürlüklerini tahakküm altına alan kurallar olarak yürürlükte kalmaya devam etmektedirler.

Biz akademisyen hukukçuların topluma karşı en önemli görevi, doğru bulmadığımız yasal düzenlemeler hakkında bilimsel eleştirilerde bulunmaktır. Bir köşe yazarı olarak benim ayrıca hukuki konularda kamuoyunu aydınlatma görevim de bulunmaktadır. Bu kapsamda çözümünün gecikmesinde mağduriyetlerin katlanacağını düşündüğüm konular; Türk Medeni Kanunu 175'inci maddedeki süresiz nafaka, Çek Kanunu madde 5/11'deki karşılıksız çeke hapis cezası ve Vergi Usul Kanunu 359'daki bir suça birden fazla ceza öngören düzenlemelerdir. Bu üç düzenlemenin özelliği, bireysel değil, kitlesel mağduriyetler yaratmalarıdır. Mağduriyetler de doğrudan kişi özgürlüğüyle ve ömür boyu sürecek mali yükümlülüklerle ilgilidir. Yıllardır süregelen uygulama sonucu, doğrudan ve dolaylı etkilenenlerin sayısı milyonlara varmıştır.

2022de kesin çözüm bekleyen üç sorun

Süreli - süresiz nafaka

TMK 175’inci maddesine göre, boşanma ile yoksulluğa düşecek olan taraf, diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak yoksulluk nafakası isteyebilir. 1988 yılından önce en fazla 1 yıl süreyle istenebiliyordu. 1 yıllık nafaka, birdenbire süresiz hale geldi. Peki nafaka isteme hakkı olan, süreli nafaka mı istiyor? Eşler gerçekte ya hiç nafaka talep etmiyor ya da süresiz nafaka!

Boşanmış kadının, eğer eşi çalışmasına izin vermemişse ya da yaşadığı coğrafi bölgedeki toplumsal kültürde, yaşamına devam etmesinde mali güçlüklerle karşılaşacaksa, onu korumak ve destek olmak, sosyal devlet ilkesi gereği, devletin bizatihi kendisine aittir. Boşanan eşe süresiz nafaka bağlanması ile bu görev, diğer eşin omuzlarına yıkılıyor. Sosyal devlet ilkesinin sorumluluğunun eşlerin üzerine bırakılması, hangi sosyal sorunu çözdü ve hangi yeni sosyal sorunlara yol açtı, bilimsel ve denetime elverişli bir çalışma yok. Boşanma sonucu oluşabilecek sorunlarının çözümü, boşanılan eşten alınacak nafakanın süresiz olmasıyla gerçekleştiğinden şüpheliyim.

Bir ay evli kal, ömür boyu nafaka öde! Bir aylık evliliğin bedelini ömür boyu mali yük olarak çekmek, ne hakkaniyete sığar ne de adalete.

Hatta nikah yap, ama henüz düğün yapmadan boşan, ömür boyu nafaka öde! Ortak çocuklar olmasa bile, boşandığın kişiye süresiz nafaka yükümlülüğü altında bağlı kal.

Suç ve cezaların, kamu ve özel hukuktan doğan bütün borçların zamanaşımı var, ama nafaka süresiz! Kırk yıl geçse de zamanaşımına uğramıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 3 Ağustos 2018’de açıkladığı 100 Günlük Eylem Planı’nda yer verilmiş olan, nafaka ödeme sisteminin adil bir hale getirilmesi hedefi, doğrudan ve dolaylı 2 milyona yakın mağdura, adil ve herkes için kabul edilebilir bir çözüme doğru umut olmuştur. Adalet Bakanlığı ile Aile Bakanlığı arasında prensipte görüş birliği oluştu. Dört yıl geçti, ama reform paketlerinde yer verilmedi.

2022 yılında herkes için kabul edilebilir adil ve hakkaniyetli bir çözüm beklentisi karşılıksız kalmamalı, çözüm ötelenmemeli. Taslak bakanlıklarda bekliyor.

2022de kesin çözüm bekleyen üç sorun

Vergi Usul Kanunu’nun 359’uncu maddesi

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı İnsan Hakları Eylem Planı’nda Vergi Usul Kanunu’nun 359’uncu maddesinin yarattığı mağduriyetin giderileceği öngörülmüştü. Hatta 4. Yargı Reformu Paketi’nde de önce yer verilmişti. Hazırlanan taslak, VUK 359’daki gerçeğe aykırı belge düzenleme ve kullanma suçu yıllara yayılmışsa, TCK md 43 hükümlerindeki koşullar altında tek bir suç eylemi olarak kabul edip bir kere cezalandırmayı öngörmekteydi. Ancak vergi ödeme etik anlayışında olumsuz sonuçları olabileceği endişeyle, son anda paketten çıkarılmıştı.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu da konuyu görüşüp, yeni bir ilkesel kararla çözümü erteledi. Nasıl olsa TBMM’de yasal düzenleme yapılacağı gerekçesiyle içtihatla yargısal çözüm arama çabasına son verdi. Bir başka gerekçe de anladığım kadarıyla Ceza Genel Kurulu üyelerinin çoğunluğunun eski içtihatlarında, yani zincirleme suç kuralının uygulanmaması yönündeki içtihatlarından dönmek istememeleri.

Mahkumiyeti bulunan ve yargılaması devam eden VUK 359 mağduru esnaf aslında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın verdiği müjdeyle sevinmişti. Düzenlemenin 4. Yargı Paketi’nde olduğunu öğrenince mağduriyetlerinin sona ereceğinden emin olmuştu. Paketten çıkarılnca üzüntü ve hayal kırıklığı yaşadılar, incindiler. Şimdi, 2022 yılına olumlu beklentiyle girdiler. Tasarı taslağı hazır, gerekçeleri dahi yazıldı, dil, imla yönünden düzeltmeler yapıldı. Rafta bekliyor.

Karşılıksız çekte hapis mahkumları

Hukuki bir sorunun sonuçlarını ertelemek, hukuken o sorunun varlığını ortadan kaldırmaz. Koronavirüs nedeniyle meydana gelen olumsuz koşullarda, çek keşide edenlere bazı kolaylıklar getirildi, ödemeleri taksitlere bağlandı, ileri tarihli çeklerin vadesinden önce ibrazı yasaklandı, cezalarının infazı ertelendi. Ama bütün bunlar, düzenlemenin Anayasa’ya ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırılığını ortadan kaldırmadı.

Çekini ödeyemeyen esnaf sadece borçludur, suçlu değildir. Dolandırıcılık kastıyla çek yazanlar ya da yazdıkları çekleri ödememek için üzerlerindeki malları başkalarına devredip, alacaklılarını mağdur edenler elbette hukuken hiçbir desteği hak etmiyor.

Senedini ödeyemeyen, devlete vergi, bankalara kredi borcunu ödeyemeyen milyonlarca kişi var. Bunlardan sadece çeklerini ödeyemeyenleri suçlu saymak ve hapis cezası vermek, çelişki ve eşitsizlik içeriyor. Düşünün, milyonlarca TL tutarında senedini, vergi veya kredi borcunu ödeyemeyen suç işlemiş olmuyor, ancak yüzlerce çekini zamanında ödemiş, kendisinden kaynaklanmayan ekonomik güçlüklerden dolayı sadece bir ‘çek’i karşılıksız çıkan suçlu oluyor, hapis cezasına çarptırılıyor!

Çeki karşılıksız çıkan esnaf, örneğin konkordato ilan edenden alacağını alsaydı, belki çeki karşılıksız çıkmayacaktı. O suçlu, konkordato ilan edip borçlarını ödemeyi erteleyen değil!

Özel hukuk sözleşmesinden doğan borcun ödenememesi sebebiyle hapis cezası verilmesini yasaklayan Anayasa md 38/8 ile AİHS Ek 4 No’lu Protokol md 1 kurallarına aykırı olduğu tartışmasız olan karşılıksız çeke hapis cezası kaldırılarak, çekini ödeyemeyen ve ödeyememe riski bulunan esnafa umut olmalı, hapis tehdidi olmadan işlerine güçlerine bakmalı. Bu konu ticaret odalarının baskısıyla gündeme dahi alınamıyor. Esnaf işine devam edebilmek için 2022’den umutlu. Keza, en son ‘umut’ ölür.