Şirket alacakları hakkında her şey

15 Şubat 2020

Şirket batık, borcunu ödeyemiyor. Ama ortaklarının malı mülkü haydi haydi borçlarını ödemeye yeter... O zaman şirketin tüzel kişilik perdesini kaldırma yoluna gidilir. Alacaklar böylece ortaklardan tahsil edilir

Türkiye’de ticaret en fazla limited şirket ve anonim şirket kurularak yapılıyor. Bunun en önemli nedeni, kişilerin mal varlıklarının tümünü riske atarak ticaret yapmak istememeleri.

Eğer şahısla, bir sermaye şirketi kurmadan ticaret yapsalar, mal varlıklarının sadece ticarete ayırdıkları kısmını değil, tamamını riske atarlar.

Mesela bir kişi otel işletmeye karar verse, otelin borçlarından sadece otel ve oteldeki eşyalarla değil, bankadaki şahsi parası, yazlık evi, anne babadan miras kalan tarlası ve sair tüm sahip olduklarıyla sorumlu olur. Çünkü tacirler işlettikleri şahıs ticari işletmelerin borçlarından, tüm özel mal varlıklarıyla da sınırsız bir şekilde sorumlu olurlar.

Ticaret yapan okuyucularım bilir. Bir anonim veya limited şirkete mal veya hizmet satar, vade yapar, çek veya senet alırlar. Vadesinde kötü bir sürprizle karşılaşırlar; şu veya bu nedenle borçlu şirket borcunu ödeyememektedir. Bir şirket borcunu ödeyemiyorsa ne yapalım? Hukuk bize hiç mi çare sunmuyor?

Elbette hukuk bazı çözüm yolları sunuyor. Şirketten alacağımızı alamazsak, bu yollardan birini deneyebiliriz.

Örneğin, tüzel kişilik perdesinin aralanması. Bakıyorsunuz, şirket batık, borcunu ödeyemiyor ama ortaklarının malı mülkü haydi haydi borçlarını ödemeye yeter. O zaman, şirketin borcunu ödeyemeyen tüzel kişiliği bir perde, bir örtü gibi kabul edilir. Bu tüzel kişilik örtüsü veya perdesi kaldırılarak, perdenin arkasına saklanmış ortaklar varsa, onlardan şirketten alınamayan alacakların tahsil edilmesi yoluna gidilebilir.

Tüzel kişilik perdesinin aralanması, kolay bir yol değildir. Ama hukuk, şirket alacaklılarını, kötü niyetli ortaklara karşı koruma amacıyla kabul etmiştir. Yargıtay birçok kararında, şirketlerin borçlarını ödeyemediği durumlarda, şirketin tüzel kişilik perdesini aralayarak, şirketin kötü niyetli hakim ortaklarına şirketin borcunu ödettirmiştir. Kimsenin hukuk sisteminin verdiği avantajları kötüye kullanarak hukuku kötülüğe karşı çaresiz bırakma hakkı yoktur.

Yazının devamı...

‘KARŞILIKSIZ ÇEK’E KARŞI YOL HARİTASI

8 Şubat 2020

Karşılıksız çek konusunda okurlardan yorum yağıyor. Karşılıksız çekte hapis yok. Ancak para cezası ödenmezse, hapse çevriliyor

Ödenemeyen para cezasının hapse değil, kamu hizmetine dönüşmesi daha doğru. Peki diğer önerilerim neler, bir bakalım...

Keşide edilen çekin karşılıksız çıkması suçtur. Eskiden doğrudan hapis cezası veriliyordu, şimdi ise önce adli para cezası veriliyor. Adli para cezası ödenmezse, hapis cezasına çevriliyor.

Çek Kanunu’na göre karşılıksız çeke doğrudan hapis cezası yok ama adli para cezası hapis cezasına çevrildiğinden, bir kimsenin yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğünü yerine getiremediği için özgürlüğünden yoksun bırakılamayacağı, bunun insan özgürlüğüne ve onuruna aykırı olacağına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Ek 4 No’lu Protokol md 1 ve Anayasa md 38/8 hükümleri dolaylı olarak ihlal ediliyor.

Anayasa’nın yasaklamış olduğu bir hapis cezası, ödenemeyen para cezasının hapis cezasına çevrilmesi suretiyle dolanılmış oluyor.

O yüzden ödenemeyen adli para cezasının hapis cezasına değil de, zorunlu veya isteğe bağlı olarak kamu hizmetinde çalışmaya dönüştürülmesinin daha doğru olacağı görüşündeyim.

Esnaf ne diyor?

Bazı okurlarım diyor ki; “Bizler esnafız, konkordato alma masraflarını bile karşılayamıyoruz. Ama parası olana konkordato kararı veriliyor, onlara karşılıksız çek hapsi verilmiyor, biz esnafa veriliyor. Burada bir adaletsizlik var.”

Yazının devamı...

Karşılıksız çek sorunu çözüm bekliyor

1 Şubat 2020

Karşılıksız çek için öngörülen adli para cezasının hapis cezasına çevrilmesi kuralı tamamen kaldırılmalı. Ya adli para cezası olarak kalmalı ya da kamu hizmetinde çalışmaya dönüştürülmeli

Geçen haftaki yazımın bir bölümünü karşılıksız çek sorununa ayırmıştım. Sadece İhsan Amca’nın telefonu değil, aldığım email’lerin haddi hesabı yok. Ben zaten bir ticaret hukukçusu olarak konuyu biliyorum. Ama karşılıksız çek sorununun doğrudan taraflarının söylediklerini dikkate almak gerek.

İhsan Amca’nın oğlu da aynı sorunu yaşıyor. Her biri 15 bin TL tutarındaki 4 adet çek için “karşılıksız” işlemi yapılmış. Şikâyet üzerine mahkeme, her bir çek için 15 bin TL adli para cezası vermiş.

İhsan Amca’nın oğlu, tekstil işi yapan bir limitet şirketin sahibi. İşleri kötü gitmiş, ne yeni siparişler alabilmiş, ne de müşterileri teslim ettiği siparişlerin parasını ödeyebilmiş.

Doğrudan hapis yok

Oysa İhsan Amca’nın oğlu, kendi müşterilerinden alacağını tahsil edebilseymiş, çeklerinin hepsi vadesinde ödenecek ve hiçbiri karşılıksız çıkmayacakmış.

“Dünya hali” mi dersiniz, “Ticarette olur böyle şeyler” mi dersiniz, insan batar da çıkar da! İhsan Amca, bulmuş buluşturmuş, oğlunun karşılıksız çıkan çeklerinden ikisini ödemiş. Diğer ikisi için de çabalıyor, bir yerlerden borç harç bulup buluşturacak, kredi çekecek, oğlunun verdiği çekleri ödeyecek. Çünkü ucunda hapis var.

İhsan Amca haklı olarak diyor ki, “Oğlum yazdığı çeki ve adli para cezasını ödeyemediği için hapse girecek, hapiste çalışıp para kazanamayacağına göre, ne çeki ödeme ne de adli para cezasını ödemesi mümkün olmayacak. Hani hapis cezası kalkmıştı Hocam!”

Yazının devamı...

Süresiz nafakaya nasıl bir çözüm?

11 Ocak 2020

İkinci Yargı Reformu Paketi Meclis’e gelmeden önce süresiz nafaka konusunda çözüm önerilerimi paylaşıyorum...

Ah İhsan amca ah, lafın gelişi “Ne sen sor, ne de ben söyleyeyim” desem de sen yine soracaksın, “Nafakanın ömür boyu devam etmesi adil midir?” diye.

Öyle evlenmeler var ki İhsan Amca, kâğıt üzerinde resmi nikâh yapılmış, ama gerçekte fiili olarak bir evlilik hayatı hiç yaşanmamış. Çeşitli sebeplerle düğünden önce resmi nikâh yaptıran ama bir gece bile aynı yastığa baş koymayanlar arasında kurulan evlilik birliği, gerçek bir evlilik birliği midir? Hukuki durum bir kenara, “ak sakallı” büyüğümüz olarak söyle lütfen İhsan Amca!

Ya da evlilikleri birkaç ay sürmüş, görev yerlerinin farklı olması nedeniyle henüz aynı çatı altında sadece birkaç hafta sonu geçirmiş çiftler, gerçekten bir evlilik birliği kurmuş mudur?

Ama bunlar boşanırlarsa, yoksulluğa düşen taraf ömür boyu nafaka isteme hakkına sahip. Üstelik boşanmadan sonra, evlenmeyle sahip olunan maddi olanakların daha azına sahip olunacaksa, yoksulluk var kabul edilir ve nafaka bağlanır.

Kusur konusu...

Ömür boyu nafaka talep edebilmek için kusurlu olup olmama da çok önemli değil. Yoksulluğa düşen eşin kusuru olsa bile, diğer tarafın kusuru onunla eşit derecede ise, yoksulluk nafakası bağlanıyor. Evet, İhsan Amca, yanlış duymadın, iki taraf da kusurlu ve kusur dereceleri eşit ise, yoksulluğa düşen taraf süresiz nafaka talep edebiliyor.

Aman İhsan Amca, bir tarafın gerçekten kusurlu olduğu, evliliğin kıymetini ve sorumluluğunu taşıyamadığı durumlarda, eşinin dünyasını yıkmasının, çocuklarını aile ortamında büyümesine engel olmasının sorumluluğunu taşımasına kimsenin bir itirazı olamaz.

Yazının devamı...

‘Süresiz nafaka’da kesin çözüme doğru

4 Ocak 2020

Cumhurbaşkanı Erdoğan İkinci Yargı Paketi’nin süresiz nafaka tartışmalarına son vereceğini söylemişti. Süresiz nafaka bu haliyle sürdürülemez. Ancak her şey sürede düğümleniyor...

İhsan Amca aradı. ‘Hocam ne oldu süresiz nafaka ile ilgili çözüm?

Sürekli yazıp duruyorsun ama, henüz yasal düzenleme ufukta görünmüyor’ dedi. Ardından da, ‘5 Ekim 2019’daki köşe yazısında, tüm siyasi partilere çağrıda bulunarak, süresiz nafakaya adil bir çözüme Birinci Yargı Reformu’nda yer vermek için çok geç olmadığını’ belirttiğimi söyledi.

İhsan Amca’nın maşallahı var, her şeyi çok dikkatle takip ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu çağrıma aynı gün yanıt verdiğini, AK Parti’nin Kızılcahamam’daki istişare toplantısının açılış konuşmasında, İkinci Yargı Paketi’nin süresiz nafaka ve icralık çocuk tartışmalarına son vereceğini söylediğini hatırlattı.

Doğru İhsan Amca, diğer siyasi partilerden ses çıkmadı, süresiz nafaka konusunda ne düşünüyorlar, kadının sosyal statüsünü güçlendirici mi, yoksa zayıflatıcı bir düzenleme olarak görüyorlar, kamuoyu tam bilmiyor.

Süresi ne olacak?

Oysa bu konu partiler üstü, siyaset üstü, doğrudan kadının toplumsal statüsü, çalışma hayatına katılması ile ilgili.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İkinci Yargı Reformu Paketi’nde yeni düzenleme olacağını müjdelemesinden sonra, süresiz nafaka yükümlüleri, bir an evvel yasal düzenlemenin gerçekleşmesi için dua ediyorlar.

Yazının devamı...