Musk’a Türkiye’de de dava açılabilir mi?

26 Haziran 2022

Dogecoin’in kumar olduğu iddiasıyla ABD’de Elon Musk’a dava açıldı. Türkiye’de zarar edenlerin bu gerekçeyle dava açması mümkün değil. Ancak Elon Musk’ın ve şirketlerinin hesap hareketleri ile Musk’ın gerek sosyal medyadaki açıklamaları arasında doğrudan bir bağlantı kurulabilirse Türkiye’de de tazminat davası açılabilir

Dogecoin fiyatı, tüm zamanların en yüksek seviyesinden bu yana yüzde 90’ın üzerinde düştü. Dogecoin yatırımcısı Keith Johnson, Elon Musk ve şirketlerine Tesla ve SpaceX, kripto para birimi Dogecoin’i içeren bir Ponzi şemasına dahil oldukları iddiasıyla Manhattan’daki New York Güney Bölgesi Mahkemesi’nde dava açtı. Elon Musk ve şirketlerinin suç faaliyetinde bulunduğunu, hiçbir değeri olmamasına rağmen, Dogecoin’i meşru bir yatırım olarak tanıttığını, Dogecoin fiyatını yapay olarak şişirdiğini iddia etti. Davacı Johnson, yatırım yaparak para kaybeden ve 250 milyar doların üzerinde tazminat talep eden daha büyük bir yatırımcı grubunu temsil ediyor. 

Johnson, davasında, Musk’ın yaşayan en zengin adam olarak konumunu kullanarak, Dogecoin piramit şemasını kâr, ifşa ve eğlence için işlettiğini ve manipüle ettiğini iddia etti ve şöyle dedi: 

“Dogecoin bir para birimi, hisse senedi veya menkul kıymet değildir. Altın, diğer değerli metaller veya başka bir şey tarafından desteklenmemektedir. Onu yiyemezsiniz, büyütemezsiniz, giyemezsiniz. Daha büyük aptalları, parayı daha yüksek bir fiyata satın almaları için kandırmak için yapılan bir aldatmacadan başka bir şey değil.” 

Johnson, Dogecoin ticaretinin federal ve New York eyalet yasalarına göre kumar olarak sınıflandırılmasını istiyor. Johnson, 86 milyar dolar tazminat ve ayrıca 172 milyar dolar tazminat talebinin yanında, Elon Musk ve şirketlerinin Dogecoin’in reklamını yapmasını yasaklayan bir ihtiyati tedbir kararı verilmesini de talep ediyor. 

Elon Musk’ın tweet’leri ve yorumları ise halen kripto pazarını etkilemeye devam ediyor. Kendisinden “Dogefather” olarak bahseden Elon Musk, 2020’nin sonlarından beri Dogecoin için kampanya yürütüyor ve Tesla ve SpaceX için Dogecoin ödemeleri sunabileceğini söylüyor. Musk’a göre, Dogecoin bir para birimi olarak potansiyele sahip ve desteklemeye devam edecekmiş. 

Bağlantı kurulabilmeli 

Johnson’un açtığı davadaki gerekçelerle Elon Musk ve şirketlerine karşı Türkiye’de açılacak bir davanın kanaatimce pek bir şansı yok. Ama Elon Musk’ın ve şirketlerinin hesap hareketleri, özellikle kripto para borsalarındaki hesap hareketleri, ne zaman ne tutarda alım ve satım yaptıkları, bu alım ve satım yaptıkları zaman ile Elon Musk’ın gerek sosyal medyadaki gerekse görsel ve yazılı medyadaki açıklamaları arasında doğrudan bir bağlantı kurulabilirse Türkiye’de de tazminat davası açılabilir. 

Yazının devamı...

Kriptoda kaybeden dava açabilir mi?

25 Haziran 2022

Kripto paraların değerini manipülasyon yoluyla etkileyip menfaat sağlayanların, TCK md 151 - 152’deki mala zarar verme suçunu işlemiş olarak kabul edilip yargılanabileceğini düşünüyorum. Bu işin ceza boyutu. Ayrıca yatırımcıyı zarara uğratan, yanıltan kişiler TBK md 49’daki haksız fiil gereği tazminatla sorumlu tutulabilirler.

Kripto paralardaki düşüş yüzde 70’lere varınca, yatırımcıların kayıpları da büyük oldu. Maalesef ülkemiz insanı bilinçli yatırımcı değil. Riski çeşitli yatırım araçlarına dağıtarak azaltmayı tercih etmiyor. Tüm maddi varlığını tek bir yatırım aracında değerlendiriyor. Hatta evini barkını satıp parasını kripto paralara yatıranlar var.

Sanırım bunun sosyolojik nedeni, içinde bulunduğu maddi koşullardan çalışarak, maaşla çıkmasının mümkün olmadığını düşünmesi ve bu sebeple riskli yatırım araçlarına bir çare olarak umut bağlaması.

İnsanların refah seviyesi ve hayat kalitesi yükseldikçe, risk alma eğilimleri de o oranda düşer.

Kripto para piyasasındaki düşüş bütün dünyadaki yatırımcıları etkiledi.

Zarar etmeyen yatırımcı yok.

Bir tazminat davasına konu olsa, kime karşı dava açılabilir? 28 Nisan 2022 tarihli köşe yazımda da yazmıştım. Bizim mevzuatımızda kripto paranın hukuki niteliği ‘kripto varlık’ olarak kabul ediliyor. Bu sebeple de menkul kıymetlerin düzenlendiği sermaye piyasası mevzuatı ile korunması da mümkün olmuyor.

Menkul kıymet sayılmıyor

Yazının devamı...

Öldü denilenler daha uzun yaşar!

24 Haziran 2022

Son dönemde önce düşüşlerle sonra da yüksek dalga boylarında hareket ederek pek çok yatırımcıya büyük kayıp yaşatan kripto paraya hukuk cephesinden bakıyoruz. Üç gün sürecek yazı dizimizde dünyada ülkelerin kripto parayla ilgili hukuki düzenlemelerini, kayıplarda genel tazminat davaları açılıp açılamayacağını, kayba yol açan manipülasyonun kaynağı olarak gösterilen kişilere karşı hukuki mücadelenin nasıl olabileceğini anlatacağız.

Bitcoin bu yılın kasım ayının başında en yüksek seviyesi olan 69 bin dolara ulaşmıştı. Sonra yüzde 70’ten fazla düştü ve 17 bin 593 dolara kadar geriledi. Seyahatte olmam sebebiyle yazımı tamamladığım salı günü tekrar bir toparlanma gösterip, 20 bin dolara ulaşmıştı. Bu rakam Bitcoin’in 2017 yılında ulaştığı rekor seviye.

Kripto para piyasalarındaki değer kayıpları, kripto para şirketlerini ve borsalarını da etkiledi. Bunlardan 430 milyon dolarlık net zarar bildiren Coinbase’in kurucusu ve CEO’su Brian Armstrong, son boğa piyasasında çok fazla büyüdüklerini ve çok fazla çalışanı işe aldıklarını, artık buna tepki gösterilmesi ve maliyetlerin düşürülmesi gerektiğini, bu kapsamda 1.100 kişinin işten çıkarılacağını açıkladı. Buna paralel olarak rakip kripto borsaları Gemini ve BlockFi de işgücünü en az yüzde 10 azaltacaklarını açıkladı.

Maliyet yükseldi

Rus-Ukrayna savaşının da etkisiyle enerji maliyetlerinde meydana gelen artış, artık kripto para madenciliğinin de cazibesini azalttı. Kripto şirketleri kayıplarını azaltmak için BTC varlıklarını elden çıkarmaya başladılar. Coin Metrics’ten elde edilen veriler, mayıs ayında madencilerden kripto borsalarına toplam 195 bin 663 kripto para aktarıldığını gösteriyor.

Kripto paralara yatırım yapan okuyucularımızın morallerinin bozulmaması için söyleyebileceğim şey şudur: Bitcoin’in 12.5 yıllık tarihinde, 5 bin dolarlar düzeyine inecek kadar bazı büyük düşüşlere katlanmak zorunda kaldığını, ancak her zaman bunların üstesinden geldiğini ve yeni zirvelere ulaştığını hatırlamak gerek. Bu nedenle, moralleri bozmanın gereği yok. En son umut ölür. Bu sefer de bir toparlanmaya inanmak için iyi nedenler var, çünkü kripto paraların merkezi olmayan bir ödeme sistemine aitlik ve diğer para birimlerine alternatif olma biçimindeki temel özellikleri, değer kaybına rağmen değişmedi.

Son düşüş ile kripto paralara “artık öldü” denildi. Ama unutmayalım, bazen öldü denilenler daha uzun yaşar!

Yazının devamı...

Karşılıksız çekte süre azalıyor

18 Haziran 2022

Karşılıksız çekte insan haklarına uygun düzenleme yapılması için 12 gün kaldı. Eğer 30 Haziran 2022 tarihine kadar Anayasa ve insan haklarına uygun düzenleme yapılmazsa, karşılıksız çek mahkumlarının ertelenen hapis cezalarının infazına kaldığı yerden devam edilecek.

Karşılıksız çekle ilgili onlarca yazı yazdım. Bu hem toplumsal, hem de hukuki bir sorunu olduğu için, Anayasa’ya ve insan haklarına aykırılık giderilinceye kadar da yazmaya devam edeceğim.

30.04.2021 tarihine kadar karşılıksız çekten hapis cezası alanların cezalarının infazı durdurulmuştu.

30.06.2022 tarihine kadar çek bedelinin ödenmeyen kısmının onda birinin alacaklıya ödemesi, kalan kısmını ise 30.06.2022 tarihinden itibaren 15 eşit takside bölüp ikişer aylık taksitler halinde ödenmesine olanak veren düzenleme 5941 Sayılı Çek Kanunu’nun Geçici 5’inci maddesinde.

Koronavirüs pandemisi artık bitti ama sosyal ve bireysel yaşamımızdaki etkileri gibi ekonomideki etkileri de halen devam etmekte.

Ekonomik koşullardaki sıkıntılar görmezlikten gelemeyiz. Çeki karşılıksız çıkanlar da genellikle küçük esnaflar. Bu ekonomik koşullarda küçük esnafın yeniden iş kurması, gelir elde etmesi, kahramanlık gibi olur. Çabalıyorlar. Ama her şey onların çabasına bağlı değil, Onlar da kendi alacaklılarını tahsil edemiyor. Girdilerdeki ve maliyetlerdeki artış, işletmesini ayakta tutmasını zorlaştırıyor. Fiyatlardaki yükselme ve alım gücündeki düşüş, müşteri sayısını azaltıyor. Enflasyon nedeniyle sattıklarının yerine aynı miktarda yenisini koymasına engel oluyor.

Sıkıntılar geçici

Yazının devamı...

İşte kira artışında son hukuki durum

11 Haziran 2022

Konutlarda kira artış oranı yüzde 25 ile sınırlandırıldı. Bu konuda kilit tarihler neler? Dava açılırsa ne olur? Sınırlama uzatılabilir mi? Gelin inceleyelim...

Konut hakkı, anayasal bir haktır; Anayasa’nın 57’nci maddesine göre, devlet, şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde, konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alır, ayrıca toplu konut teşebbüslerini destekler.

Barınma hakkı da konut hakkının bir parçasıdır. Kendi konutu olmayanların da, gelir düzeylerine uygun bir konutta barınma hakları vardır. Hal böyle olunca, her ne kadar serbest piyasa ekonomisi ve sözleşme serbestisi kurallarına aykırı olsa da, zaman zaman parlamentolar, konut kirası miktarına ve artış oranlarına müdahale edebiliyorlar.

TBMM’nin 8 Haziran 2022 tarihinde kabul ettiği 7409 sayılı Avukatlık Kanunu İle Türk Borçlar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 4’üncü maddesi ile, konutlarda kira artış oranı yüzde 25 ile sınırlandırıldı. Bu sınırlama, Türk Borçlar Kanunu’na (TBK) eklenen ‘Geçici Madde 1’ ile yapıldı. Yazımı, ekonomi editörlerimize teslim ettiğim 10 Haziran 2022 günü henüz yayımlanmadığı için, yürürlüğe girmemişti. Durum şöyle:

TBK Geçici Madde 1 kuralının yürürlüğe gireceği tarihe kadar yine son 12 aylık TÜFE ortalamasına göre, yani yüzde 39.33 oranında kira artışı yapılacak.

Yürürlüğe girdiği tarihten itibaren ise, TBK md 344’e göre geçerli olan, kira artış oranının son 12 aylık TÜFE ortalamasını geçemeyeceği, yani en fazla 12 aylık TÜFE ortalaması kadar kira artışı yapılabileceği kuralı uygulanmayacak.

Ne zamana kadar? 2 Temmuz 2023 tarihine kadar. 2 Temmuz 2023 tarihinde yeniden uygulanmaya başlayacak ve kiralar TÜFE’ye göre artırılacak.

Kalıcı olabilir mi?

Yazının devamı...

Süresiz nafaka acaba süresizliğe mi bırakıldı?

4 Haziran 2022

Boşanmada yoksulluğa düşecek eş talep ederse, nafaka süresiz olarak bağlanıyor. Boşandığı eşin de en fazla kendisi kadar kusurlu olması ve boşanmayla yoksulluğa düşecek olması yeterli, yani eşlerin kusurları eşit olsa bile süresiz nafaka mümkün.

Nafaka, 1988 yılına kadar en fazla bir yıl süreyle ödeniyordu. 1988’de yapılan değişiklikle 1 yıl olan nafaka süresi, süresiz hale çevrilmiş, aynı “süresizlik” yürürlükteki Türk Medeni Kanunu md 175 ile halen devam etmektedir.

Yoksulluk nafakası, boşanma ile yoksulluğa düşecek tarafa ödenir. Anayasanın 2 ve 60’ıncı maddeleri yönünden bakıldığında, sosyal hukuk devleti güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak gerçek eşitliği yani, sosyal adaleti ve toplumsal dengeyi sağlamakla yükümlü devlet demektir. 1 yıl süreli olan nafakanın süresiz hale getirilmesi, boşanma ile yoksulluğa düşecek olan taraf için gündeme gelmesi gereken sosyal devlet ilkesinin sorumluluğunun, ömür boyu boşanan eşin üzerine bırakılması anlamına gelmektedir. Olması gereken, süreli nafakanın süresi bittikten sonra boşanan eş halen nafakaya muhtaç ise anayasal bir ilke olan sosyal devlet ilkesinin gereğinin yapılmasıdır. Devlet, sosyal devlet olduğunu hatırlamalıdır. Bu konuda Sayın Kılıçdaroğlu’nun eşinden boşanan kadınlara Aile Destekleri Sigortası kapsamında kurulmasını önerdiği yeni başlangıçlar fonu gibi bir çözüm düşünülebilir.

Oysa nafaka borçlusu eş, yeniden evlenince yeni eşi ve çocuklarının geçimi için harcaması gereken gelirini, belki de 1 ay evli kaldıktan sonra boşandığı eski eşiyle paylaşmak zorunda kalıyor. Yeni evliliğindeki eşi gelir elde etmesi için her türlü katkıyı sağlamakta, yeni eşin katkısıyla elde edilen geliri ömür boyu eski eşiyle paylaşması gerekiyor.

Belirli bir süre evli kalmış olma şartı dahi olmadan, sadece resmi nikahı yeterli sayan TMK md 175’e göre, örneğin bir aylık evliliğin bedelini ömür boyu mali yük olarak çekmek, hakkaniyetli ve adil olmaktan çok uzak bir düzenlemedir.

Kusurlu da olsa

Resmi nikah yapılmasına rağmen henüz düğün yapmadan boşanan eş bile süresiz nafaka ödemek zorunda kalabilir. Boşanma sonrası bir çeşit kan bağını devam ettirecek ortak çocukların bulunup bulunmadığı bile önemli değildir.

Yazının devamı...

Kripto para kaybına karşı hukuki koruma

28 Mayıs 2022

Türkiye kripto para piyasasıyla ilgili kötü tecrübelere sahip olmasına rağmen, vatandaşımız bir türlü temkinli davranmıyor. Kripto para kayıplarına karşı hukuki güvenlik nasıl sağlanabilir? Gelin inceleyelim...

Son zamanlarda, özellikle UTS ve LONA ile başlayan sert değer kayıplarıyla, kripto para piyasasına yatırım yapan bir çok yatırımcının bütün birikimlerini yitirdiklerine ilişkin haberler sıklaşmaya başladı.

Bazı hikâyeler çok dramatik; tek taşınmazını, evini satıp kripto paraya yatırım yapan, ancak tüm yatırımını bu yolla kaybedenler var. Emekli ikramiyesini, bankadaki parasını, yastık altındaki altınlarını kripto para piyasasına yatırıp, her şeyini yitiren, geleceğe yönelik ümitleri ve hayalleri yıkılanlar var.

Türkiye kripto para piyasasıyla ilgili kötü tecrübelere sahip olmasına rağmen, vatandaşımız bir türlü temkinli davranmıyor. Thodex, Vebitcoin, Sistemcoin, Hecoin ve Bitrota ile yaşanan çöküşlerin yarattığı mağduriyetler halen gidirilemedi ve giderilecek gibi de gözükmüyor.

Avrupa’da birinciyiz

Adına her ne kadar kripto para denilse de, aslında klasik anlamda bir ödeme aracı olarak bilinen, kişi ve kurumlarca kabul edilen bir ödeme aracı olmadığı için, gerçek anlamda “para” değil.

Zaten Merkez Bankası’nın ‘Ödemelerde Kripto Varlıkların Kullanılmamasına Dair Yönetmelik’ gereği kripto varlıkların ödeme aracı olarak kullanılması yasak. Oldukça spekülatif, ama parasal bir ‘değer’ ile ifade edildiği için kripto paraların değişimi, hukuki terimiyle satış sözleşmesi kapsamında alım ve satımı mümkün olan bir ‘şey’dir. Türk Borçlar Kanunu 207’deki tanımda yer alan ‘satılan’dır, Yönetmelik’teki adıyla ‘kripto varlık’tır.

Türkiye kripto paraların kullanımı, işlem hacmi bakımından dünyada dördüncü, Avrupa’da ise birinci durumda. Milli geliri bizim 3-4 katı olan gelişmiş ülke ülke vatandaşlarını çok geride bırakıyoruz.

Yazının devamı...

Karşılıksız çeke yeniden hapis mi?

21 Mayıs 2022

Karşılıksız çek düzenlediği için verilen adli para cezasını ödemeyenlere verilen hapis cezalarının infazı durdurulmuştu. Alacaklı şikayet ederse, 30 Haziran 2022’den sonra hapis cezasının infazına kaldığı yerden devam edilecek.

30.04.2021 tarihine kadar karşılıksız çek düzenlediği için verilen adli para cezasını ödemeyenlere verilen hapis cezalarının infazı durduruldu.

Hükümlü 30.06.2022 tarihine kadar çek bedelinin 18.07.2021 tarihine kadar ödenmeyen kısmının onda birini alacaklıya ödemek zorunda denildi. Kalan kısmını ise 30.06.2022 tarihinden itibaren ödemeye başlayacak.

Ödemelerini de, kalan borcunu 15 eşit takside bölüp ikişer aylık taksit şeklinde yapacak. 30.06.2022 tarihine kadar çek bedelinin ödenmeyen kısmının onda birini ödeyenler için kalan borçlarını ikişer aylık 15 eşit taksitte ödeme olanağı vardı.

Genelde küçük esnaf

Ödenmezse, kesinleşmiş ve durdurulan hapis cezasının infazının devamı, alacaklının inisiyatifine bırakıldı. Alacaklı şikayet ederse, 30 Haziran 2022’den sonra hapis cezasının infazına kaldığı yerden devam edilecek. İki taksit ödeyemezse, yine aynı şekilde, alacaklının şikayetiyle infaza devam edilecek.

30.06.2021 tarihine kadar karşılıksız çekten henüz mahkum olmayıp yargılaması devam edenler varsa, onlar da borçlarının onda birini 30.06.2022 tarihine kadar ödeyip, kalanını da 15 eşit taksitte öderlerse, cezaları ve mahkumiyetleri bu arada kesinleşmiş olsa bile infaz edilmeyecek.

Çeki karşılıksız çıkanlar, genellikle küçük esnaflardır. Bunların ne kadarının mevcut ekonomik koşullar içerisinde işlerini düzletme ve borçlarını ödeme olanağına sahip olduğu bilinmiyor.

Yazının devamı...