Prof. Dr. Erol Ulusoy

Prof. Dr. Erol Ulusoy

erolulusoy@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Yazının başlığı ekonomide AB'nin lokomotifi olan Almanya’nın Rusya - Ukrayna krizinde etkisiz kalmasını uluslararası politika ekseninde ele aldığım izlenimi verebilir. Ama değil. Geçen haftaki Almanya seyahatimde yaşadıklarımla ilgili...

Almanya’ya gitmeden önce birkaç arkadaşımla telefonla görüşmüş ve hepsine bankadaki paramı çekip, Türkiye’ye getireceğimi söylemiştim. Ama bunu yapmaya fırsatım olmadı. Dolayısıyla, dönüşte Alman gümrüğüne nakit para çıkış beyannamesi de vermedim.
Bilin bakalım ne oldu? Pasaport kontrolüne giderken kenarda oturmuş iki genç birden üzerime atladı ve gümrük polisi olduklarını söyleyerek kimlik gösterdiler.
Seyahatimle ilgili birkaç soru sorduktan sonra, sadede geldiler! Üzerimde ne kadar nakit para olduğunu sordular? Sadece 200 euro vardı. Beyana tabi hususları anlatmaya başlamışlarken, kibarca sözlerini kesip, hangi tutarda nakit paranın beyana tabi olduğunu gayet iyi bildiğimi söyledim. (Üstelik bu konuda Frankfurt Gümrük Başmüdürlüğü’ne karşı daha önce dava açmış ve kazanmış, cezayı iptal ettirmiştim).
İnsanların arasından doğrudan beni hedeflemeleriyle, sanki beni bekliyorlarmış gibiydi.
Birden aklıma geldi, Alman gümrüğü, gümrüğe tabi eşya ve nakit para kontrolünden başka, telefonlarımızı da dinliyor olabilir miydi? Bilemedim!

Haberin Devamı

Alman Vergi Dairesi

2015 yılında Alman - Türk Hukuk Akademisi adlı bir dernek kurmuştum. Derneğe, Alman Vergi Dairesi tarafından kamuya yararlı dernek statüsü verilmiş ve vergi muafiyeti tanınmıştı. Pandemi başlayana kadar Almanya’da ve Türkiye’de bir çok yararlı hukuk etkinliği gerçekleştirdik. Pandemi ile etkinliklere ara verdik. 3 yıldır hiçbir faaliyet yok ama ağır bir maliyeti var. Vergi beyannamesini elektronik ortamda vermek zorunlu hale geldikten sonra, bir şekilde bunu başaramadık. Saatlerce denememize rağmen dernek adına online vergi beyannamesi doldurmak mümkün olmadı, sürekli bir hata verdi. O hatayı düzelttik, bu sefer önceden hatalı olmayan bir hususun hatalı olduğu bildirimi geldi. Profesyonel yardım aldık. Yine olmadı. Ama Alman vergi dairesini bu durum hiç ilgilendirmedi, süresinde beyanname vermemekten önce 400 euro, sonra bir 700 euro dava para cezası gönderdiler. Ödenmeyince de adrese hacze geldiler.
Dikkat edin, vergi borcunun tahsili amacıyla değil, çok uğraşmamıza, saatlerce mesai harcamamıza rağmen vergi beyannamesini online vermeyi başaramama cezası. Beyannamede ne mi bildirmek istemiştik? Üç yıldır hiç bir faaliyetimiz olmadığını!

Haberin Devamı

Kayıp pasaport bulunamadı

Küçük kızımın aşıları tam olmadığı için PCR testi uçağa biniş şartıydı. Bir test merkezinde ben de test istedim. Pasaportları verdik. Sonra vazgeçtim. Kızımın sonuçlarını alıp çıktık. Köln Havalimanı’nda pasaportumu bulamadım. Biraz sonra test merkezinden arandım. Pasaportumu unuttuğum, adres yazılı zarf gönderirsem, pasaportun iade edileceği söylendi. Yaptık, ama pasaport gelmedi. Telefonlar sonuçsuz kalınca, Köln Polisi’ne şikayet dilekçesi verdik. Alman polisi çok başarılıydı! Mektuplaştıkları test merkezinin pasaportu bulamadığını, yeni pasaporta başvurmamı söylediler.

Haberin Devamı

Almanlar nereye koşuyor

Uçakta bavulunuza çakmak koyarsanız...

Sigara kullanmıyorum. Hiç çakmakla seyahat etmedim. Ama sigara içen bir tanıdığıma hediye 3 çakmak aldım. İçinde çakmakların olduğu bavulu Almanya'da teslim ettim. Türkiye’de  bavulumu açtığımda, bir tutanak gördüm. Üç çakmağın Hava Güvenliği Kanunu md 9 gereği imha edilmek üzere alındığı yazılıydı. 
Bu da gösteriyor ki, kabine, yanınıza almadığımız bavullarımız da aranmakta ve gerektiğinde bavul açılarak yasak ve tehlikeli eşyalar bavuldan çıkarılmakta. Peki Türkiye'deki havalimanlarında durum nasıldı? İGA yetkililerinden aldığım bilgiye göre, aynı şekilde. Uluslararası Sivil Havacılık Mevzuatı, yolcuların teslim ettiği bavuldaki patlayıcı, yanıcı, infilak edici maddelerin uçuş güvenliğini teminen, yolcu hazır olmasa da bavuldan alınması yetkisi tanıyor. Benden söylemesi; bavuldaki çakmakların başına ne geldi diye, merak etmeyin! Hele hele kıymetli, manevi değeri olan çakmakları asla yanınıza almayın.

Bir çek mağdurunun feryadı

30.04.2021 tarihine kadar karşılıksız çek nedeniyle mahkûm olanların cezalarının infazı durdurulmuş ve 18.07.2021’den 30.06.2022’ye kadar çek bedelinin ödenmeyen kısmının onda birini alacaklıya ödemesi zorunlu kılınmıştı.

Süre henüz dolmadı, ama 30.04.2021’den sonra hapis cezası alanların infazları durmadı. Okuyucularımdan Rabia Hanım da şimdi hapis cezası tehdidi altında, feryadını duyurmamı istiyor:

“Ben 2 çocuk sahibi bir kadınım. 1.5 - 2 yıl kadar önce çeklerimi ödeyemedim ve işletmemi kapatmak zorunda kaldım.  Şimdi hapis kararım çıktı ve oğlumun biri 7, diğeri 2.5 yaşında. Hadi hapse girdim, evlatlarıma kim bakacak? Çalışmazsam, borcumu kim ödeyecek? Hiçbir yol bulamıyorum. İflas etmeyi kim ister ama ettim. Şimdi hapis kararıyla karşı karşıyayım.

Benim gibi yüzlerce insan var. İki çek borcum yüzünden ne yapacağım? Bir anne olarak sesimizi duyurun istiyorum!”

Okuyucumun iki çekini ödeyemedi diye hapse girmesi, hiçbir şeyin çözümü olmadığı gibi, daha fazla çözümsüzlüğe ve olumsuzluğa neden olması bir yana, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı hapis cezası yaptırımında diretmenin hukuka aykırılığı bir yana vicdanlara da aykırıdır. Değişelim, değiştirelim lütfen!