“LAT”TECİLER

28 Mart 2021

LAT, yani “living apart together”, yani “beraber ayrı yaşama” konusu geçen hafta gündemi oldukça meşgul etti. E var benim de üzerine söyleyeceğim birkaç şey

Evli ya da sevgili fark etmez, beraberliği sürdürürken ayrı evlerde yaşamayı seçenlere “LAT”TE ismini koydum ben. Neden? Çünkü içine katılan köpüklü sütle olayı bir parça yumuşattığını düşünüyorum. “Olur mu canım öyle beraberlik”lerle, “Ya bırak, iki taraf da istediği atı oynatıyordur”larla gelmeyin lütfen bana! Her ilişkinin dinamiği farklıdır ve herkes nasıl mutluysa, rahat ediyorsa öyle yaşar.

PACS

1999’da, duygusal ilişkileri gönüllerince yaşayan Fransızlar bir yasa çıkarmıştı. Bu yasanın ismi, “Pacte Civil de Solidarite” (Birlikte Yaşama Sözleşmesi), kısaca “PACS” idi. Evliliği seçmeyen çiftleri, bu kuruma bir adım yaklaştıran PACS, bir belgeyle onaylandığı gibi yine bir belgeyle bitirilebiliyordu. Paris’te yaşadığım yıllarda çevremde, özellikle çocuk sahibi çiftlerin çoğunun PACS yolunu tercih ettiğini öğrendiğimde ilkin şaşırmış, fakat ilişki süresince birbirlerini kasmadıklarını görüp keyiflenmiştim. Bilen bilir, evlenmek kolay, boşanmak zordur. Hele ortada çocuklar varsa ve bir taraf deliyse daha da zordur. O yüzden PACS’la ilerleyebilmenin hafifliğini insanların üzerinde gözlemlemiştim. Bu bir seçimdi, aynen imzalı veya imzasız bir birlikteliğe adım attığınızda kendi evlerinizde yaşamayı tercih etmeniz gibi. PACS diye bir şey oluyorsa, bu niçin olmasındı?

EKSİLERİ

Beraber ayrı yaşamanın önce eksi taraflarına bakalım, artılarını sona saklayalım derim. Nedir bu kararın zorlukları? İlk olarak hayat pahalılığı. Düşünün ki tek bir eve odaklanacağınıza eliniz iki evin birden üzerinde oluyor. İkinci olarak sadakatsizliği sayabiliriz. Yani “Gözden ırak olan gönülden de ırak olur” durumu. Çünkü aynı evin içinde burun buruna yaşayan çiftler birbirini asla aldatmıyor (ya ya...) Üçüncü olarak tartışmalarda kaçacak delik bulmayı sayabiliriz. Bir problem olduğunda hop, “Ben kendi evime geçiyorum” demek işleri zora sokabilir. Son olarak da toplumda hoş karşılanmama durumu yaşanabilir, fakat bu tamamen çiftlerin el âlemin lafına ne kadar çok önem verdiğiyle doğru orantılıdır.

ARTILARI

İkinci artıdan başlıyorum, “LAT”TE’nin pozitif tarafı, kahveyi yumuşatan köpüktür demiştim. Çiftlerin kendilerine özel alanlarının olması, bu anlamda hoş bir şey çünkü aynı evin içinde bu imkânsız! “Sıkışıp kalmışlık hastalığı”nın en iyi ilacıdır. İlk artı ise elbette ki heyecanın kaybolmaması. İki kere iki dört, aynı evde yaşamanın sonu pijama terlik olur. Fakat diğer türlü, diğer eve geçerken hep bir “ilk buluşma” kıpırtısı yaşanır. Son olarak, bu tarz bir seçim yapan çiftleri cesur bulduğumu söylemek isterim. Demek ki içlerinden böyle gelmiş, daha iyi hissetmişler ve beraber ayrı yaşamaya karar vermişler. Kime ne, bize ne, değil mi? 

Yazının devamı...

Pandemi mimikleri

21 Mart 2021

Zoom, WhatsApp araması, Facetime, House Party derken, son bir yılda belki de en çok ekranda duran vesikalık boyutundaki yüzümüzü gördük. Aynada bile bu kadar incelememişizdir kendimizi

 

Kişinin rüyasında aynaya bakması, hayır ve gurura delalet eder derler. Bazı rüya yorumcularına göre ise kısmete işaret eder. Aynanın büyüklük ölçüsünde, temizliği ve parlaklığı oranında derece ve mertebeye de işaret ettiği söylenir. Kişinin rüyasında gördüğü ayna parlak ise gamdan ve üzüntüden kurtulmak anlamına geldiği, kirli ve paslı bir ayna ise rüya gören kişinin dertleneceği bilinir” diyor enguzelruyatabirleri.com.

Estetikte ikinci dalga

Pandemiyle birlikte hayatımızın merkezine yerleşen video aramalarda ekrandan kendimizi o kadar inceledik ki, her mimiğimiz, yüzümüzdeki her defo beynimize kazındı adeta. Geçenlerde bir kız arkadaşım muhabbetin ortasında “Dişlerimi yaptırmaya karar verdim. Bak, şu öndekilerin arası açık ya, ekranda feci duruyor” diye dert yandığında içimden dedim: “Bebeksi Instagram filtreleri dengemizi bozduğunda estetik patlaması yaşanmıştı. İkinci dalga da video aramalar yüzünden geliyor.” Aynı rüya tabirinde sözü geçtiği gibi, o küçücük ekrandaki görüntümüz parlaksa gururlanır, suretimiz gözümüze paslı geliyorsa dertlenir olduk.

Altı kaval üstü şişhane

Bir yıldır aynı eşofman-pijama-spor ayakkabı üçlüsüyle yaşıyoruz. Birisi “Şu topuklularla düz çizgide yürü” dese düşüp bacağımı kırarım. Kimse renk vermiyor ama bence banyo yapma sıklığı düştü. Saç tarama sıklığı zaten yerlerde. Makyaj desen sıfır! Botoks yaptırsan boşuna para, arkadaşımın dediği gibi dişini yaptırsan hadi o bir nebze geleceğe yatırım. Önemli bir video araması gelse altımız kaval üstümüz şişhane bir halde ekrana çıkıyoruz. E çok da tuhaf olmasa gerek bu halimiz.

Bir sesimiz eksikti

Yazının devamı...

Royal da olsa insandır

14 Mart 2021

Neydi bu Kraliyet Ailesi? Çemberin içindeki herkesi teker teker felakete sürükleyen bir mekanizma mıydı?

 

Meghan Markle’ın, sarayda başına gelenler yüzünden şok yaşaması, bana bir nebze tuhaf geldi. Tarihinde skandalsız bir yaprak bulunmayan İngiltere Kraliyet Ailesi’ne gelin gelmiştin sen.

Prens Charles’ın 1994 yılında TV kameraları karşısında eşi Prenses Diana’ya ihanet ettiğini itiraf etmesinin üzerinden bir yıl geçtikten sonra, Diana’nın “Bu evlilikte üç kişiydik. Sırf Charles’ın dikkatini çelebilmek için William’a dört aylık hamileyken kendimi merdivenlerden attım” diye bir röportaj vermesi gündemi epey sarsmıştı. Ertesi yıl da boşanmışlardı zaten. Olaylı gelin Meghan da yakın zamanda Oprah Winfrey’ye verdiği röportajda, “Bebeğimin prens ya da prenses olmasını istemediler. Bebeğime güvenlik tanınmayacağını söylediler. Oğlum doğduğunda teninin ne kadar koyu olacağına ilişkin kaygılar ve konuşmalar vardı. Herkes için her şeyi çözeceğini düşündüm” diyerek hamileyken intihar etmeyi düşündüğünü onayladı. Peki, neydi bu Kraliyet Ailesi? Çemberin içindeki herkesi teker teker felakete sürükleyen bir mekanizma mıydı?

Skandal yuvası

Kraliçe II. Elizabeth’in kız kardeşi, “dikbaşlı prenses” Margaret’in saray kuralları yüzünden gün yüzü göremeyen aşk hayatı; Camilla’yla evlenmesine izin verilmeyen Prens Charles’ın travması; Wallis Simpson’a âşık olduğu için tahttan feragat etmek zorunda kalan VIII. Edward; cinsel istismar iddialarıyla ortamı sallayan Prens Andrew; uyuşturucu bağımlılığını itiraf eden Prens Harry ve kim bilir daha niceleri... “The Crown” dizisi sağ olsun, Kraliyet üyelerinin özel hayatlarına balıklama atladık ve gördük ki royal de olsalar onlar da insan! Sarayın köklü ve katı gelenekleri bugün bir nebze yumuşadı elbet. Misal, Charles ve Camilla evlendi; Harry, başından bir boşanma geçen melez güzeli Meghan’la yüzükleri taktı fakat günün sonunda royallik, royallikti! Yani bizim gibi altında eşofmanıyla “The Crown” izleyen her birey, bu aileye girmenin bir bedeli olduğunu biliyordu. Bu noktada en güncel kurbana çevirmek istiyorum başımı, “Meghan, kuzum, her biri ayrı arıza olan saray âlemine girerken ne bekliyordun ki? Neden şaşırdın ki bu kadar?”

Şok mu?

Yazının devamı...

Influencer çöpçatanları

7 Mart 2021

O çöp ille de ilişki yaşamasını istediğimiz iki insan için çatılmaz! Bazen bir insanla bir markanın bir araya gelmesi için de çöpü çatabilirsinizInfluencerlık, yani kanaat önderliği, günümüzün yükselen iş kollarından biri. Birçok büyük şirket, televizyona harcayacağı reklam parasını, “influencer bütçesi” olarak giriyor mali tablosuna. Hatırı sayılır bir mühendisin, bir doktorun, bir iç mimarın kazandığı kadar para kazanılabiliyor sosyal medyadaki marka iş birliklerinden. Hal böyleyken influencerlar arasında kıran kırana bir marka arayışı boy gösteriyor ki bu çok da ulaşılması kolay bir hedef değil. Herkesin harcı değil dev bir markayla çalışıp like’a boğulmak, çatır çatır da para kazanmak. Evet, herkesin harcı değil; demem o ki bu işleri bağlamak için profesyonellere ihtiyaç doğmaya başladı. Ünlü menajerlerin, sosyal medya yıldızlarını yavaştan portföylerine eklediği bugünlerde konuyu bir adım ileriye taşıyan influencer şirketleri kurulmaya başlandı. “Fohr” da bunlardan biri.



Wın wın

Anlatmaya marka açısından başlayayım. Sözünü ettiğim şirket, doğru influencer arayışına çıkmış bir markaya yüz binin üzerinde influencer datasını analitik araştırmalarıyla birlikte sunabiliyor. Kimin takipçisi sahte, kiminki gerçek söylüyor, demografik tablolar çıkarıyor. İş birliğine girilmek istenen influencerların e-posta adreslerini, telefon numaralarını, adreslerini markayla paylaşıyor (izinle elbette). Ve hatta marka, o kişiyle çalışırsa ne kadar medya coverage’ı elde edileceğini bile hesaplıyor. Diğer taraftan bu şirkete başvuran ve sisteme kabul edilen influencerların kendilerine özel bir profili oluyor ve belki de hayatta ulaşamam dedikleri o markayla kendilerini iş yaparken buluyorlar. Özetle tam bir “win win” durumu ortaya çıkıyor.
Altın madalyayı çalmak

Yazının devamı...

İnsanları konuşturma sanatı

21 Şubat 2021

Ex royaller Meghan ve Harry, 6 Mart’ta Oprah Winfrey’e verecekleri özel röportajla ortalığı karıştıracaklar gibi görünüyor; ama siz konuşana değil, konuşturana bakın

Meghan Markle’ın ikinci bebeğine hamile kalması, kocasıyla birlikte kraliyete “Bye bye!” demelerinin üzerinden yeterli zaman geçmesi ve bir de yeni taşındıkları Montecito’da ünlü televizyon yıldızı Oprah Winfrey’e komşu olmaları denk gelince, şöyle bomba gibi bir röportaj patlatmak kaçınılmaz olmuş elbette. 6 Mart Cumartesi akşamı doksan dakika boyunca Meghan ve Harry ikilisinden inciler izleyeceğiz. Kraliyetten ayrılık süreci, saray erkânıyla yaşadıkları sorunlar; Kraliçe’ydi, görümceydi, kayınçoydu derken eteklerindekileri dökecekler. Hiç öyle mıy mıy bir röportaj beklemeyin, soruları Oprah Winfrey soracak. Bu kadın, insanları konuşturma sanatının başkanıdır.

Reyting rekortmeni

Whitney Houston’ın madde bağımlılığını ve kocasının uyguladığı psikolojik şiddeti itiraf ettiren o; Tom Cruise’u koltuğun tepesinde zıplatarak Katie Holmes aşkını dile getirten o; Michael Jackson’a babasının yaşattığı korkunç şeyleri anlattıran o; Lance Armstrong’a doping skandalını söylettiren o; Ellen DeGeneres’in cinsel tercihlerini milyonlarla paylaşmasına aracı olan o. Saydığım isimlere bunları yaptıran, Meghan ve Harry’ye neler yaptırtmaz ki? Yirmi beş sezon boyunca reyting rekortmeni olan Mississippili talkshowcu Oprah Winfrey’den bahsediyoruz arkadaşlar. Şu televizyon dünyasında farklı bir hareket göreceğiz de nihayet evimiz şenlenecek. “Saray bu röportajdan korkuyormuş” şeklinde haberler ortalığa dökülmüş lakin yemeyiz. “The Crown” dizisinin son sezonundan korkmadılarsa daha da korkmazlar bence.

Online satışta en çok gidenler

Geçen gün girişimci bir arkadaşım sordu: “Online ortamdan bir şeyler satmak istiyorum ama ne?” diye. “Bu soruyu bana sorduğuna göre bomboş bir girişimcisin ve bir halt satamazsın” demek yerine, konuyu köşeme taşımaya karar verdim ve online ortamda peynir- ekmek gibi giden beş ürünü derledim sizin için. İlk ürünümüz soyulabilen maskeler. Keywords Everywhere’in verilerine göre, bu maskeler ayda otuz bin tıklanma alıyormuş Google’da. Tabii evde düdük makarnası gibi oturduğumuzdan cilt bakımına sardık, normal yani! İkinci sırada oje var. 2024 yılında oje sektörünün 15.6 milyar dolarlık bir sektör olması öngörülüyormuş. Vay canına, oje deyip geçmeyeceğim bundan sonra. Efendim, egzersiz bandı bize selam veriyor üçüncü sıradan. Aynen, pilateste kullandığımız o lastik bantlar. Dördüncü sırada su şişesi var. Evet, bildiğimiz kel su şişesi. Özellikle 2018’den bugüne su şişesine çılgınca bir talep oluşmuş. Beşinci sırada ne var dersiniz? İpucu veriyorum: Son dönemde özellikle akşamları yanımızdan ayırmadığımız, sarıp sarmaladığımız, içimizi ısıtan bir şey. Hayır, sevgilimiz değil. Battaniye!

 

Yazının devamı...

Kalpler bir

14 Şubat 2021

Dünyamızın içinde bulunduğu koşullar sebebiyle Sevgililer Günü’nde sevdiğinizden ayrı kalmış olabilirsiniz. Telaş etmeyiniz, bugün sizi bir araya getirecek harika fikirlerim varMandy Moore, Rose Leslie, Hilary Duff, Emily Ratajkowski ve Halsey, bu Sevgililer Günü’nü hamile geçiren ünlülerden bazıları. Sevdikleri yanlarında ve bebeklerini dünyaya getirmek için gün sayıyorlar. Bir de bugünü sevdiklerinden ayrı geçirmek zorunda kalanlar var. Onlar da kavuşmak için gün sayıyorlar ve okumakta olduğunuz yazımı onlara ithaf ediyorum. Aradaki mesafeleri geçiniz, kalpleri bir araya getirmenin yolu hep vardır. Yeter ki “Sevgililer Günü çok banal”, “Biz öyle saçmalıkları kutlamıyoruz” gibisinden konuşmayalım. Bugün, içinde bulunduğumuz şartlar dâhilinde Sevgililer Günü’nü kutlamaya her şeyden çok ihtiyacımız var.
Teleparty

İlle aynı koltukta dip dibe seyretmek zorunda değiliz favori dizimizi. Velev ki sevgilimizle ayrı düştük. Hemen saatlerimizi ayarlıyoruz, görüntülü konuşmayı açıyoruz ve dizimize başlıyoruz. Geyik yapmak serbest, yorum yapmak serbest, buyurun uzaktan kumandalı eğlenceye!
Sanal double date

Sevgililer Günü’nde en favori çiftinizle romantik bir akşam yemeği yemek, gülüp eğlenmek hoş olurdu. Lakin araya mesafe girdiyse siz de açınız Zoom’unuzu ve iki çift şahane bir yemek yiyiniz. Hatta çiftler birbirine yemek sipariş etsin. Nasıl, fena fikir değil bence?
OnlIne konser

Yazının devamı...

2021 model çöpçatanlar

7 Şubat 2021

“Nee? Online’dan mı tanıştılar?” cümlesinin yerini “Tabii ki online’dan tanıştık, başka nereden tanışacağız?” aldı. Bugünkü yazımda, online arkadaşlıktaki güncel gelişmeleri değerlendiriyoruzVaktimiz dar, pandemi var, yüz yüze buluşmalar, bir keşkül iki kaşık yemeler bitmiş. Peki yeni biriyle nereden tanışacağız biz? Online arkadaşlık sitelerinden tabii ki. Eskiden bahsi geçince yüzümüzü buruşturduğumuz bu siteler şimdi flörtün ana vatanı haline geldi. Ve ayrıca artık yüzümüzü buruşturacak bir durum yok, online’da her nabza göre şerbet var. Yani geçici bir heves isteyen de kalıcı bir ilişki isteyen de aradığını o deryalarda bulabilir. 2021’de popüler olan uygulamaları şuracığa yazayım, lazım olan kullansın.

ZAPPMATCH: Dijital film-dizi platformu özelinde hayata geçirilen uygulamayla sizinle aynı film veya diziyi seyredenlerle eşleşebiliyorsunuz. Bulanın aklına sağlık. Günümüzün çoktan seçmeli dizi dünyasında bizimkine benzer zevkte birini bulmak bence aşırı önemli zira eşli yapılan en önemli aktivitelerden birisi TV izlemek. Bir ilişki ekseriyetle “Bize gidip bir şeyler izleyelim mi?” diye başlıyor ve “Bu akşam ne izleyeceğiz?” diye sürüp gidiyor. On numara beş yıldız bir uygulama, hemen uygulayın derim.

STRING: WhatsApp’a yaz, DM’ye yaz, online arkadaşlık sitelerine yaz, yaz Allah yaz! Bıt bıt bıt yazmaktan bıktıysanız, ilacınız String isimli uygulamadır. Burada birbirinize sesli mesaj gönderiyorsunuz, yazmak yasak. En fazla size gelen sesli mesaja bir emoji yollayabilirsiniz. Yolladığınız sesli mesajlar üzerinden match’inizi buluyorsunuz. Bence gayet tatlı, yükleyin gitsin.

RAYA: Kim demiş dünyaca ünlü bir celebrity ile flört edemezsiniz diye? Raya, bu günler için var. Cara Delevigne, Ruby Rose, Elijah Wood hep Raya’da takılıyor. Kim bilir, belki bir gün size takılırlar? Hem böyle bir şey gerçekleşirse arkadaşlarınızla ömür boyu çevireceğiniz bir geyik olur. Ha ha ha.

Yazının devamı...