Ödem attıran bitki çayları

12 Mart 2020

Vücut ağırlığınızın yüzde 55 ila 60'ı sudan oluşur. Su vücudunuzda bir bölgeden diğerine akar. Hücrelerinizin içinde ve dışında bulunur ve dokularınızı nemli tutar. Kemiklerin, eklemlerin, omuriliğin ve beyinin de suya ihtiyacı vardır. Ancak bazen dokularınızda çok fazla su birikir, bu da kollarınızda ve bacaklarınızda şişmeye neden olabilir. Buna periferik ödem denir. Bazı insanlar için periferik ödem kendi kendine geçer ya da doğal diüretikler yardımcı olabilir. Bazen de tıbbi bir sorunun (artirit, böbrek hastalığı, kalp hastalığı, akciğer hastalığı) varlığına işaret eder. Sıvı vücudun doku ve yapılar arasındaki boşluklarında veya dolaşım sisteminde biriktiğinde uzuvların (eller, ayaklar), yüzün, karın bölgesinin şişmesine, yüksek kan basıncı ve kas ağrılarına neden olabilir. Yüksek sodyum ve şeker tüketimi, hormonal değişiklikler, tıbbi koşullar ödem riskini arttırabilir. Eğer çok uzun süre oturur vaziyette veya ayakta durursanız yer çekiminden ötürü vücudunuzun belirli yerlerinde (ayaklar, bacaklar) sıvı birikmesi olur. Vücudumuz sıcak havalarda daha fazla su tutma eğilimindedir. Ödem diyet, yaşam tarzı değişikliği ve reçete edilmiş diüretiklerle tedavi edilebilir. Bunların yanı sıra evde yapılabilecek doğal bitki çayı tariflerinden de faydalanılabilir. Soğuk ve sıcak ayrı olmak üzere bir sürü ödem atıcı tarif oluşturulabilir.

Ödem atıcı çayların sağladıkları: Fazla ödemin uzaklaştırılması, mide hacmini doldurduğundan fazla yemenin önüne geçmek ve metabolizmanızı hızlandırmak. Tüm bitki çaylarını günde 3 fincanla sınırlandırmakta fayda vardır. Hamile veya emziren kadınların, kalp hastalığı, peptik ülser veya gastrik reflüsü olan hastaların içmemesi tavsiye olunur.

Çeşitli Ödem Atıcı Tarifler

Karahindiba-turna yemişi çayı: 1 sürahiye; Demlenmiş 4 çay poşeti karahindiba, ½ bardak turna yemişi suyu, 3 limonun suyu, 4 bardak su

Nane ve limonlu maydanoz çayı: 1/2 bardak taze maydanoz, 2 su bardağı su, Bir avuç nane yaprağı, limon dilimi. 2 bardak suya nane ve maydanozu ekleyip kaynatın. 5 dk dinlendirip, içmeden önce süzün ve limon dilimini ekleyin.

Böğürtlenli yeşil çay: 1 çay kaşığı kuru böğürtlen yaprağı, 1 çay kaşığı kuru yeşil çay yaprağı. 1 fincana yaprakları koyup üstüne 1 fincan kaynar su ekleyin. 5 dk dinlendirip, içmeden önce süzün.

Limonlu mate çayı: 1 veya 2 çay kaşığı mate çay yaprağı, ½ limonun suyu. 1 fincana yaprakları ve limon suyunu koyup üstüne 1 fincan kaynar su ekleyin. 5 dk dinlendirip, içmeden önce süzün.

Ananaslı zencefil çayı:

Yazının devamı...

Hamilelikte meyve tüketimi

21 Şubat 2020

Meyveler her zaman sağlıklı ve besleyicidir, birçok esansiyel vitamin ve besin öğesi yanı sıra iyi birer lif kaynağıdırlar. Yapılan bazı çalışmalara göre; meyveler çevreye zarar veren maddelerden kaynaklanan cenin hücre yaralanmalarını azaltmaya yardımcı olan antioksidanlara sahiptir. Yüksek oranda elma tüketimi ile düşük bebeklik hırıltısı ilişkilendirilmiştir. Hamilelikte narenciye grubu meyve yemeye bağlı olarak ta çocukluk çağında egzama olasılığının düşük olduğu saptanmıştır.

Ancak hamilelik sırasında rahim üzerinde olumsuz etkiye neden olduklarından, tüketilmemesi gereken bazı meyveler vardır.

1. Ananas: Ananas süper sağlıklı bir meyve olmasına rağmen, hamile kadınlardan uzak tutulmalıdır. Serviksin yumuşamasına neden olarak erken doğumu uyarabilecek zengin miktarda bromelain enzimi içerir. Tabi bu reaksiyon için bir seferde 7-10 adet ananas yemek gerekmektedir. Ayrıca, çok fazla ananas yemek, asit içeriğinden ötürü reflüye, mide yanmasına ve ishale neden olduğundan da dehidrasyona yol açar.

2. Üzüm: Bazı uzmanlar yemenin güvenli olduğunu, bazıları ise kaçınmak gerektiğini savunmaktadır. En iyisi ilk 3 ay uzak durmaktır. Üzümler hem anne hem de bebeği etkileyebilecek ısı üretme özelliklerine sahiptir. Aynı zamanda, bu dönemde hormonal dengesizliği arttırdığı bilinen resveratrol adlı bileşiği içerir. Beraberinde üzümlere genellikle kolayca temizlenemeyen ilaç kalıntıları püskürtülür. Bu kalıntılar fetüste sağlık komplikasyonlarına neden olabilir.

3. Papaya: Papaya, yasaklanan en yaygın meyvelerden biridir. Papaya'nın içeriğindeki yüksek oranda papain enziminin erken doğumu tetiklediği ve en kötü durumda düşüğe neden olduğu saptanmıştır. Genellikle olgunlaşmamış ve yarı olgun olan papayaların lateks (alerjen) açısından zengin olduğu ve bunun da rahim kasılmalarını tetiklediği bilinmektedir.

4. Acı ağaç kavunu: Acı kavunun rahim içini tahriş edici olduğu ve erken doğum veya düşüklere neden olabileceği söylenmektedir. Kinin, saponik glikozitler ve morodikin gibi yüksek derecede toksik bileşenler içerir. Vücutta emildiğinde mide bulantısı, döküntü, ishal ve karın ağrısına neden olabilir. Normal kavunların kabuğunda ise listeria adlı bakteri bulunmaktadır. Yenilecekse kavun kabuğu iyice temizlenmeli ve kesildiği an tüketilmelidir.

Hatırlanması Gereken Notlar

Asla uygun şekilde yıkanmamış meyveleri tüketmemelisiniz. Önceden kesilmiş ve beklemiş (özellikle kavun) meyveleri yemeyin, keser kesmez tüketin. Pestisitlerin, çamurun veya herhangi bir kalıntının varlığı, anneyi ve cenini etkileyen enfeksiyonlara yol açabilir. Akan su altında, özellikle de kesilmesi veya soyulması gereken meyveleri iyice yıkadığınızdan emin olun. Meyvelerdeki mor veya hasarlı bölgeleri, lekeleri, çürük alanları kesin. Bu bölgelerde anne ve bebeği enfeksiyonlara duyarlı hale getiren bakteriler ürer. Ek bir önlem olarak, meyvelerin yüzeylerindeki kiri çıkarmak için bir sebze fırçası kullanın. Meyvelerinizi temizlemek için deterjan, sabun veya çamaşır suyu çözeltisi kullanmadığınızdan emin olun.

Yazının devamı...

Kadınlar için sağlıklı beslenme önerileri

10 Şubat 2020

Besin öğesi açısından zengin yiyecekler kadınlara yoğun yaşamları için enerji sağlar. Tam tahıllar, meyveler, sebzeler, sağlıklı yağlar, düşük yağlı süt ürünleri , yağsız protein ile dolu dengeli bir beslenme sağlıklı bir yaşam sürmek için önemlidir. Beslenme bir kadının hayatının farklı evrelerinde farklı roller oynar. Çocuklukta besinler büyümek için yakıt olarak kullanılırken, çocuk doğurma yıllarında doğurganlık, sağlıklı gebelik ve kronik hastalıklardan korunmada rol oynar. Yediğimiz her besin ilerisi için iyi veya kötü bir yatırımdır, zinde ve sağlıklı bir yaşam için tükettiğimiz besinlere dikkat etmemiz gerekir.

Menopoz ve Ağırlık Kontrolü

İstenmeyen kilolar hemen hemen her yaşta sinir bozucu olabilir ancak menopozun herhangi bir evresindeyseniz bunun kaçınılmaz bir son olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Özellikle östrojen hormonunun düzensizlikleri, stres, yetersiz uyku bazı menopoz dönemindeki kadınlarda çoğunlukla karın bölgesinde gözlenen kilo artışına sebebiyet verebilir. Bu karın bölgesindeki yağlanma kalp hastalığı, yüksek kan basıncı, insulin direnci ile sonuçlanır ki bu da diyabet riskini ortaya çıkarır. Yaşlandıkça kas kütlemizde kayıp olur eğer kaybolan kaslarımızı yerine koymazsak daha az kasımız ve daha çok yağımız olur bu da metabolik hızımızda yavaşlamayla sonuçlanır. 50 li yaşlarda 30 ve 40 lı yaşlarınızda aldığınızdan 200 kalori daha eksik almanız gerekmektedir. Yediğinize ve içtiğinize dikkat etmeli, sebze, meyveler , tam tahıllar ve yağsız protein kaynaklarının olduğu menüler planlamalısınız. Yapılan bir çalışmaya göre Akdeniz tarzı diyetle beslenen menapoz dönemindeki kadınlarda gece terlemeleri ve sıcak basmalarının %20 daha az muhtemel olduğu saptanmıştır. 40 lı ve 50 li yaşlarınızda aktif olmanız metabolizma hızınızı kuşkusuz arttıracaktır. Fiziksel aktivite günlük rutininizin bir parçası haline gelmeli ki bir fayda sağlayabilelim. Haftada en azından 3 kez 30-45 dakikalık bir aerobik aktivite yapın ve en azından haftada iki kez ağırlık egzersizleri uygulayın. Bu egzersizler sadece kaybolan kas kütlenizi kazanmanıza yardımcı olmakla kalmayıp aynı zamanda kemiklerinizdeki mineral kaybını önleyecek ve osteoporozdan (kemik erimesi) korunmanızı sağlayacaktır. Bir koşu bandının kölesi olmanıza gerek yok size zevk veren bir aktivite elbette ki vardır . En basitinden merdiven inip çıkabilir, düzenli yürüyüşler yapabilirsiniz.

Diyetinizde yapacağınız ufak değişiklikler kilo artışını önleyecektir.

1. Şekerli besinlerle atıştırma yapmayın. Kan şekerinde ani yükseliş ve düşüşe neden olduklarından yorgunluk ve tükenmişlik hissine neden olurlar. Taze meyve ve birkaç çiğ fındık gibi tercih edin.

2. Diyetinizdeki yağ miktarını sınırlandırın ve şekeri kesin. Esmer pirinç, tam buğday unundan makarna, karabuğday vb. kompleks karbonhidratlar tercih edin. Daha uzun süre tokluk sağlayıp, kan şekeri dengesi sağlayacaklardır.

3. Tuz tüketimini ve alkol tüketimini sınırlandırın. Günde silme 1 tatlı kaşığından fazla tuz kullanmayın ve çok isteniyorsa en fazla bir alkollü içki alınabilir. Çok fazla sıcak basmasıyla karşı karşıyaysanız baharatlı besinleri, çikolata, alkol ve kafeini biraz kısmakta fayda var. Özellikle akşamları bu besin gruplarından tercih etmemeye çalışın.

4. Kuru bir cilt için; kurubaklagiller, kabak çekirdeği, ay çekirdeği, badem gibi E vitamini, çinko ve kalsiyum içeren fındıkgiller ve yağlı tohumlardan tüketin. İçerdikleri besin öğesi ve yağlarla kuru cilt oluşumunu önler ve hormon seviyelerini düzenlerler.

Yazının devamı...

Erkeklerde Sağlıklı Beslenme

27 Ocak 2020

Erkekler İçin Sağlıklı Beslenme Önerileri

Beslenmeniz hastalıklara karşı savaşmanıza, iyi görünmenize, daha genç, dinamik ve aktif hissetmenize yardımcı olur. Yaşamınız boyunca sürdürdüğünüz beslenme biçiminiz, iyi veya kötü nasıl bir yaşlılık geçireceğinizin habercisidir.

· En az her gün 2 porsiyon meyve ve 2-3 porsiyon sebze, en az haftada bir kez domates ya da domates sosu içeren bir besin yiyin. Domates içeriğindeki antioksidan likopen ile prostat sağlığını destekler. Domates, koyu yeşil yapraklı sebzeler, patates, muz ve kabak içerdikleri potasyum ile yüksek kan basıncını azaltıp kalp krizi ve felç gibi hastalıklara karşı koruma sağlarlar.

· Her gün en az 5-6 porsiyon tam tahıllı ürünlerden tüketin. Beyaz ekmek, beyaz pirinç gibi rafine edilmiş tahıllar yerine tam tahıllı ekmekler, gevrekler, esmer pirinç, karabuğday, kinoa, yulaf, kepekli makarna vb. tercih edin.

. Bir omega 3 yağ asidi olan alfa linolenik asit (ALA) kalp koruyucu etkiler içerir. Kalp sağlığı için her gün 2 yemek kaşığı öğütülmüş keten tohumu veya 30 g (yaklaşık bir avuç) ceviz yenebilir.

. Trans yağ ve kısmi hidrojene yağlardan kaçının. Bu yağlar atardamarlara zarar verip, kolesterol seviyelerini arttırabilir. Ağırlıklı olarak unlu mamüllerde, pişmiş hazır gıdalarda ve kızarmış besinlerde bulunurlar. Pişirme yöntemi olarak kızartma ve kavurmalar yerine haşlama, fırın, ızgara, buğulama, suda pişirme gibi yöntemler tercih edin.

· Haftada 2-3 porsiyon balık tüketmeye çalışın. Somon, uskumru, ton balığı gibi yağlı balıklar haftada 340-360 g arası tüketilebilir.

· Genç erkeklerin günlük 38 gram, 50 yaş üstü olanların ise 30 g lif tüketmesi önemlidir. Buğday kepeği, tam tahıllı gevrek ve ekmekler, keten tohumu, meyve ve sebzeler, yulaf, arpa ve kuru baklagiller lif alımı için önemli kaynaklardır.

Yazının devamı...

Maydanozun sağlığa faydaları

15 Ocak 2020

Maydanoz çok düşük kalorili bir besindir, 2 yemek kaşığı sadece 3 kaloridir. Yağsız oluşu ve çok düşük sodyum içermesi ile kalp dostu, kolesterol ve kan basıncının kontrol altında olduğu diyetlerde kullanımı uygundur. Patates salatası, tabule ve çorbalarda ağırlıklı olarak kullanılabilmektedir.

Kan pıhtılaşması ve kemik sağlığı: Yüksek K vitamini içeriği ile vücutta kan pıhtılaşmasını düzenler ve güçlü kemiklerin devamlılığında rol oynar. 2 yemek kaşığı maydanozda 125 mikrogram K vitamini vardır, erkekler en az günlük 120 mikrogram ve kadınlarda en az 90 mikrogram K vitamini almalıdır. Sağlıklı bir diyetin parçası olarak maydanoz yemek günlük alınması gereken A vitamini, C vitamini, folik asit, kalsiyum, demir ve potasyumu karşılamaya yardımcı olacaktır. Düşük K vitamini alımı yüksek kemik kırıklıkları ile ilişkilidir. K vitamini kalsiyum emilimini arttırıp, idrarla kalsiyum atımını azaltır. Bu sayede kemik sağlığını iyileştirir.

Mesane/böbrek/üriner sistem problemlerini azaltır: Maydanozdaki myristicin ve apiole adlı 2 iyileştirici bileşik idrar akışını arttırmaya ve idrar yolları enfeksiyonlarını oluşturan bakterileri ortadan kaldırmaya yardımcı olur ve vücutta toksinleri zararsız hale getirir. Diüretik etkisi ile böbrek taşı ve çeşitli idrar yolu sorunlarını önlemeye yardımcıdır.

İyi bir görüş sağlar: Maydanoz lutein ve zeaksantin olmak üzere 2 çeşit karotenoid içerir. Bu iki antioksidan ışığın zararlı dalga boylarından gözün retina kısmını korur, bu sayede hem katarakt başlangıcını azaltmaya yardımcı olur hem de makula dejenerasyonu ( sarı nokta) oluşum riskini azaltır.

Kanser riskini azaltır: Maydanoz yemek meme, sindirim sistemi, deri ve prostat gibi kanserlerin oluşum riskini azaltır. Maydanoz yüksek seviyede klorofil ve bir flavonoid olan apigenini içerir. Apigenin anti kanser özellikte olmasının yanı sıra anti inflamatuar ( iltihap karşıtı) ve antioksidandır.

Bağışıklık sistemini düzenlemeye yardımcıdır: Maydanoz içerdiği esansiyel yağ ile aşırı uyarılmış bağışıklık yanıtını baskılar. Alerjilere, oto immün (MS, Behçet hastalığı, çölyak, romatoid artirit..) ve kronik inflamatuar bozukluklara karşı savaşır.

İnflamasyonu önler: Artirite bağlı oluşan ağrı ve şişlikleri azaltmada yardımcıdır. Maydanoz eugenol denilen uçucu bir yağ içerir, bu yağın güçlü anti inflamatuar ve aynı zamanda anti romatizmal özellikleri vardır, eklemlerdeki şişlikleri önemli ölçüde engeller.

Hastalıklara karşı savaşır:

Yazının devamı...

Beyaz Patates mi Yoksa Tatlı Patates mi Daha Sağlıklı?

23 Aralık 2019

Nişasta ve Lif: Beyaz ve tatlı patates hem nişasta hem de diyet lifinin zengin kaynağıdır. 100 gram beyaz patates 29 g karbonhidrat ve 2 gram şeker içerirken, tatlı patates 24 g karbonhidrat ve 7 gram şeker içerir. Vücut bu nişastayı basit şekere dönüştürür ve oluşan glikozu enerji kaynağı olarak kullanır. Her iki patateste sindirilemez karbonhidrat içerir, yemek sonrası tokluk hissini arttırır. 1 bardak beyaz patates 1.8 gram lif içerirken, bir bardak tatlı patates 4 gram lif içerir. Diyet lifini arttırmak için tatlı patates tercih edilmelidir.

A Vitamini: Tatlı patates en zengin beta karoten kaynakları arasında yer alır. Beta karoten vücutta tüketildikten sonra A vitaminine dönüşür. 1 bardak doğranmış tatlı patates 18.869 IU A vitamini içerirken, 1 bardak beyaz patates sadece 6 IU A vitamini içerir. Yetişken erkeklerin günlük A vitamini ihtiyacı 3.000 IU, kadınların da 2.333 IU olduğundan küçük bir porsiyon tatlı patates alımı bile günlük A vitamini ihtiyacını karşılamaya yetecektir. Göz sağlığı, bağışıklık sistemi ve cilt sağlığı için A vitamini içeriğinden ötürü beyaz yerine tatlı patates tercih edilebilir.

Potasyum: 100 g beyaz patates 750 mg potasyum içerirken, 100 g tatlı patates 542 mg potasyum içerir. Beyaz patatesin potasyum içeriği yüksek olmasına rağmen her iki patatesten gelen potasyum da sinir ve kas sistemini besler ve metabolizmayı destekler. Aynı zamanda potasyum kan basıncını düzenlemeye yardımcıdır, kan damarlarının genişlemesini teşvik eder ve beyine yeterli kan akışı sağlar.

Besin Öğeleri İçeriği: Beyaz patatesin 100 gramı 3 gram protein içerir, tatlı patatesin 100 gramı 2 gram protein içerir. Tatlı ve beyaz patatesin B6 ve C vitaminleri birbirlerine yakın olmalarına karşı tatlı patatesin A vitamini içeriği çok daha zengindir. A vitamini ile göz sağlığı, C vitamini ile bağışıklık sistemi ve B6 vitamini ile de metabolizma ve sinir sitemine fayda sağlarlar. Beraberinde içerdikleri potasyum ve magnezyum ile kan basıncı düzenler, demir ile kan hücre yapımına destek olurlar, kalsiyum ve magnezyum ile sağlıklı kemikleri oluşumuna katkıda bulunurlar ve manganez ile de yara iyileşmesi ve metabolizmayı düzenlerler. 100 gram beyaz patates 130 kalori iken, tatlı patates 90 kaloridir. Tatlı patates günlük A vitamini ihtiyacını karşılar, daha fazla C vitamini içerir, daha az kalori, daha fazla lif barındırır ve şeker içeriğine rağmen total karbonhidrat içeriği daha azdır. Beyaz patateste mineral içeriği açısından (demir,magnezyum, potasyum) biraz daha zengindir, pişirmede daha kullanışlı ve daha ucuzdur. Patates sebze yerine değil karbonhidrat içeriğinden ötürü ekmek yerine geçer.

Sağlıklı bir şekilde pişmiş olsa bile obez ve diyabeti olan bireylerde her iki patateste sorun oluşturabilir. Tatlı patates kan şekerini beyaz patatese göre %30 daha az yükseltir. Bu da tatlı patatesin yüksek çözünürlükteki lif içeriğinden gelmektedir.

Pişirme Önerileri:

Çoğu tarifte beyaz patates yerine tatlı patates kullanılabilir. Beyaz patatesler gibi tatlı patateslerde pişirilebilir, fırınlanabilir ya da püre yapılabilir. Tatlı patatesi içeriğindeki A vitamini emilimini arttırmak için mutlaka bir yağ kaynağı ile birlikte tüketin. Örneğin; pişmiş ya da püre halindeki tatlı patatese bir çay kaşığı zeytinyağ gezdirebilir. Patatesi kaynatmayın, yıkamadan önce soymayın ve kabuklu olarak tüketmeye çalışın, vitamin kayıplarını en aza indirmiş olacaksınız.

Uzman Diyetisyen

Yazının devamı...

Hamilelikte Meyve Tüketimi

29 Kasım 2019

Meyveler her zaman sağlıklı ve besleyicidir, birçok esansiyel vitamin ve besin öğesi yanı sıra iyi birer lif kaynağıdırlar.

Yapılan bazı çalışmalara göre; meyveler çevreye zarar veren maddelerden kaynaklanan cenin hücre yaralanmalarını azaltmaya yardımcı olan antioksidanlara sahiptir. Yüksek oranda elma tüketimi ile düşük bebeklik hırıltısı ilişkilendirilmiştir. Hamilelikte narenciye grubu meyve yemeye bağlı olarak ta çocukluk çağında egzema olasılığının düşük olduğu saptanmıştır.

Ancak hamilelik sırasında rahim üzerinde olumsuz etkiye neden olduklarından, tüketilmemesi gereken bazı meyveler vardır.

1. Ananas: Ananas süper sağlıklı bir meyve olmasına rağmen, hamile kadınlardan uzak tutulmalıdır. Serviksin yumuşamasına neden olarak erken doğumu uyarabilecek zengin miktarda bromelain enzimi içerir. Tabi bu reaksiyon için bir seferde 7-10 adet ananas yemek gerekmektedir. Ayrıca, çok fazla ananas yemek, asit içeriğinden ötürü reflüye, mide yanmasına ve ishale neden olduğundan da dehidrasyona yol açar.

2. Üzüm: Bazı uzmanlar yemenin güvenli olduğunu, bazıları ise kaçınmak gerektiğini savunmaktadır. En iyisi ilk 3 ay uzak durmaktır. Üzümler hem anne hem de bebeği etkileyebilecek ısı üretme özelliklerine sahiptir. Aynı zamanda, bu dönemde hormonal dengesizliği arttırdığı bilinen resveratrol adlı bileşiği içerir. Beraberinde üzümlere genellikle kolayca temizlenemeyen ilaç kalıntıları püskürtülür. Bu kalıntılar fetüste sağlık komplikasyonlarına neden olabilir.

3. Papaya: Papaya, yasaklanan en yaygın meyvelerden biridir. Papaya'nın içeriğindeki yüksek oranda papain enziminin erken doğumu tetiklediği ve en kötü durumda düşüğe neden olduğu saptanmıştır. Genellikle olgunlaşmamış ve yarı olgun olan papayaların lateks (alerjen) açısından zengin olduğu ve bunun da rahim kasılmalarını tetiklediği bilinmektedir.

4. Acı ağaç kavunu: Acı kavunun rahim içini tahriş edici olduğu ve erken doğum veya düşüklere neden olabileceği söylenmektedir. Kinin, saponik glikozitler ve morodikin gibi yüksek derecede toksik bileşenler içerir. Vücutta emildiğinde mide bulantısı, döküntü, ishal ve karın ağrısına neden olabilir. Normal kavunların kabuğunda ise listeria adlı bakteri bulunmaktadır. Yenilecekse kavun kabuğu iyice temizlenmeli ve kesildiği an tüketilmelidir.

Hatırlanması Gereken Notlar

Yazının devamı...