2022’deki beslenme ve sağlık trendleri neler olacak?

1- Sağlık süresinin yaşam süresi kadar önemli olduğu giderek artan bir şekilde anlaşılmaya başlanacak. Sadece ne kadar yaşayabileceğimize değil, aynı zamanda o yılları ne kadar sağlıklı yaşayabileceğimize de odaklanacağız. Uzun bir yaşam süresinin yanı sıra sağlıklı ve hastalıksız olduğumuz yaşam yılları önem arz edecek. Vücuttaki iltihaplanmayı düzenleyerek, sağlıklı kan şekeri dengesini destekleyerek, serbest radikalleri azaltarak, bağışıklık direncini destekleyerek ve sağlığın önemli, ancak çoğu zaman gözden kaçan temel taşı olan karaciğer sağlığını koruyarak her yaşta iyi sağlığın korunabileceği farkındalığı oluşacak. Buradan hareketle sağlıklı diyet ve yaşam tarzının yanı sıra multivitamin, B kompleks vitaminler, magnezyum, C,D ve E vitaminleri, lesitin, süt devedikeni ve lutein gibi takviyelere yönelik talep artacak.

2- Bağışıklığı desteklemek günlük bir rutin haline gelecek. Pandemi boyunca eşlik eden hastalıkların Covid 19 şiddetinde oynadığı rolü gördük ve araştırmalar kötü karaciğer sağlığı, kardiyovasküler hastalığı, diyabeti ve metabolik sendromu olan kişilerin daha kötü sonuçlara sahip olduğunu gösterdi. C vitamini, D vitamini ve kuersetin dahil olmak üzere günlük olarak yeterli miktarda bağışıklık geliştirici besin öğesi almak, beraberinde şeker yanı sıra mısır, soya ve pamuk tohumu gibi endüstriyel tohum yağlarını azaltarak diyetlerimizi düzenlemek ilaveten genel sağlığı iyileştirmek, sağlık süremizi uzatmak ve virüslere karşı bağışıklık direnci oluşturmak için çok hareketsiz olmayı bırakmak önceliğimiz olacak.

3- Hava kirliliğini ciddi bir sağlık tehlikesi olarak kabul ediyor ve vücudumuzu olumsuz sağlık etkilerinden korumanın önemini anlamaya başlıyoruz. Hava kirliliğine maruz kalma astım, akciğer fonksiyon bozukluğu, nörolojik hasar, kalp hastalığı, kanser ve tüm nedenlere bağlı ölüm ile ilişkilidir. Geleneksel tarımın hava kirliliğinin ana kaynağı olduğunu ve gıda seçimlerimizin hava kalitesini iyileştirme üzerinde etkisi olabileceğini anlamaya başlıyoruz. Yenileyici, iyi tarım uygulamaları doğrultusunda yetiştirilen hayvansal ürünleri seçmeyi ve mümkün olduğunca sık organik sertifikalı ürünleri almayı öncelik haline getireceğiz. Ayrıca omega 3 yağ asitleri, B vitaminleri, Antioksidan C ve E vitaminleri gibi temel besin maddelerinin yanı sıra sülfürofan gibi ‘süper besin öğeleri’ de dahil olmak üzere temel besin maddelerini optimize ederek vücudumuzu hava kirliliğinin olumsuz etkilerine karşı güçlendirmeye öncelik vereceğiz.

4- Sağlıklı atıştırmalıklar sürekli yükselişte. Covid 19 salgını rahatlamak için bizi atıştırmalıklara döndürdü, tuzlu atıştırmalıklar, kurabiyeler ve dondurma tüketimi arttı. Beraberinde lezzetli, keyif veren sağlıklı atıştırmalıklar bulma ilgimiz de katlandı. Sağlık ve zindelik hedeflerimizi korurken sevdiğimiz yiyecek ve ikramları suçluluk duymadan keyifle yiyebilmek adına sağlıklı atıştırmalıkları artan bir taleple görmeye devam edeceğiz.

5- Bizi strese sokan şeylerle başa çıkma yeteneğimizi destekleyebileceğimizi ve tükenmişliği yenebileceğimizi öğreneceğiz. Pandemi ve onunla birlikte gelen her şey sürüncemedeyken, çoğumuz tükenmek üzere olan bir tükenmişlik durumundayız. Bizi strese sokan şeylerden kaçamayacağımızı anlıyoruz ve pandemiyle yaşamanın uzun vadeli duygusal mücadelesi içindeyiz. Vücudumuzun stresin zararlı etkisini ortadan kaldırmasına yardımcı olan, enerjiyi desteklediği, yorgunluğu azalttığı ve motivasyonu artırdığı bilinen adaptojenler (gingeng, çeşitli mantarlar vb.), B1 (tiamin) ve fosfatidilserin (PS) gibi besin maddelerine olan talebin arttığını göreceğiz. Stres etkenleri her zaman olacak ancak başa çıkma yollarını kavradıkça daha az baskı duyacak, daha sakin ve hafif hissedeceğiz.

6- Kas kütlesini koruyarak ve mitokondriyal sağlığı destekleyerek metabolizmanın korunmasına yardımcı olan ürünlere ve yaşam tarzı alışkanlıklarına yönelik artan bir talep göreceğiz. Dallı zincirli amino asitler (BCAA'lar), asetil-L-karnitin, CoQ10 ve alfa lipoik asit (ALA) gibi takviyelerin popülaritesi artacaktır. Ek olarak, fiziksel aktivitelerimizi yoga, kuvvet antrenmanı ve yürüyüş gibi sağlığı geliştiren egzersizlere kaydırırken, ruh hali artırıcı egzersizlerin popülaritesi artmaya devam edecek.

7- Sanal sağlık kalıcı olarak hayatımızda yer tutacak. Covid 19 salgını, sanal terapi/danışmanlık, sanal toplantılar, sanal okul gibi sayısız faaliyeti hayatımıza soktu. Evlerimizin rahatlığında erişebileceğimiz hizmetleri aramaya devam edeceğiz.

8- Otların ve baharatların kullanımı daha da artacak. Yemeklere lezzet katan ot ve baharatların artık onları daha sağlıklı hale getirdiğini biliyoruz. Favori gıdalarımızın hem lezzetini hem de besin değerini artıran fonksiyonel bileşenlere, baharatlara ve şifalı bitkilere yönelik talep katlanarak artacak. Tarçın, zerdeçal, zencefil, fesleğen, kekik, adaçayı ve biberiye gibi malzemeler sadece harika lezzet kattıkları için değil aynı zamanda sağlığı destekleyici özelliklerle dolu olduklarından mutfağın merkezinde yer alacaklar.

9- İnternetten satılan her şeye güvenilmeyeceği fikri iyice yerleşecek. Artık, alışveriş yapanlar her zamankinden daha fazla, güvenilir üreticilerden ve perakendecilerden takviyeler bulma yolundalar, gerçek mekanda faaliyet gösteren mağazalara yöneliyorlar ve alışveriş deneyimlerinde bilgili bir personel, iş ahlakı ve satılan takviyelerin kalitesine güvenebilecekleri gibi faktörleri göz önüne alıyorlar.

10- Keto diyetine olan ilgi azalmaya devam edecek. 2019’ da maksimuma çıkan vücudunuzu bir ‘ketoz’ durumuna sokan yüksek yağ, düşük karbonhidrat ketojenik diyet 2020’ye kadar sabit kalıp, 2021 yılı itibariyle kaybolmaya başladı. Katı kurallar içermesi ve sürdürülebilirliği olmaması uygulanmasını kısıtladı.

11- Yüksek protein ve düşük karbonhidrat yine revaçta. Keto diyetinin bir modifikasyonu olarak karşımıza çıkıyor. Karbonhidratların tadı güzel, yemesi keyifli, karnı doyurur, bol ve uygun fiyatlıdırlar. Bunlardan sebep, insanların uzun vadeli, sürdürülebilir, sağlıklı bir diyet olduğunu düşündüğü şeylere yöneldiğini görüyoruz. Daha yüksek protein ve sağlıklı yağların yanı sıra küçük porsiyonlarda karbonhidrat arayışları ön planda.

12- Vejetaryenliği teşvik eden ancak et yemeye izin veren “Fleksitaryen Diyet”’e talep artmakta. Vejetaryenlik, veganizm ve et alternatifleri son zamanlarda çok haber değeri taşırken, vejetaryenliğe genel ilgi o kadar artmadı, pazar büyüklüğü genişlemedi ancak fleksitaryenliğe doğru bir gidişat söz konusu.

13- Evlere/işlere gönderilen kalori bazlı yemek paketlerine ilgi devam. Covid 19 kısıtlamaları ile birlikte evde kalmanız gerektiğinde/istendiğinde ister birkaç öğünden oluşan hazır bir yemek paketi isterseniz de hazırlaması pratik bir yemek seti kolayca karşılanabiliyor. Pazar rakiplerle doldu taştı, yenilik etkisini yitirdi ancak bu alanda tekrar eden müşteri eğilimleri istikrar kazandı. Maliyetinin yüksekliği bir yana yeni üye olanlara ya da daha spesifik müşterilere hizmet için çok çeşitli menü alternatifleri ve besinler sunulmaya devam ediyor.

14- Süt alternatiflerine yönelim artıyor. Sahip olduğumuzu bilmediğimiz intolerans. Dünya nüfusunun yaklaşık %70’i bir dereceye kadar laktoz emilim bozukluğuna sahiptir, süt ürünleri midelerimizin çoğunda iyi sindirilemez. Badem sütü, yulaf sütü, kenevir sütü, kaju sütü vb. esasen içinde yağ ve lif bulunan gıdaları sıkmak ve suyla karıştırmak inek sütüne benzer gastronomik bir ürün oluşturur. Bitkisel sütlerin çevreye daha az zarar verdiği düşüncesiyle daha pahalı oluşları bir yana kalıcı olarak hayatımızda yer alacakları bir gerçek.

15- Meyve/sebze suyuyla beslenme (juicing) yöntemi düşüşte. Yıllarca süren büyümenin ardından meyve/sebze suyu sıkma pazarı düşmeye başladı. Kalori eksikliği, pahalı ve sürdürülebilir olmaması juicing sektörünü son yıllarda smoothielere ve kaselere yöneltmiştir.

Uzman Diyetisyen Şebnem Kandıralı Yıldırım

https://www.diyettenfazlasi.com/

https://www.instagram.com/diyetten_fazlasi/