Avrupa’nın En Uzun Teleferik Hattı: Tahtalı

3 Ağustos 2020

Tahtalı teleferik; dünyanın en uzun ikinci, Avrupa’nın ise en uzun teleferik hattı. Öyleyse Antalya’ya tatile gitmişken bu teleferikle 2.365 metre yüksekliğe çıkıp manzaranın keyfini çıkarmaya ne dersiniz?:)

Antalya’nın Kemer ilçesinde yer alıyor. Bey Dağları Milli Parkı içerisinde bulunan ve bölgenin en yüksek noktası olarak bilinen Tahtalı Dağı’nda konumlanmış. Olimpos teleferik olarak da adlandırılan bu ulaşım sistemi 726 metreden 2.365 metredeki zirveye çıkıyor. 2007 yılında faaliyete geçen bu hat 4.350 metre uzunluğunda. Bu teleferik ile macera dolu yolculuk 80 kişilik panoramik kabinlerde yaklaşık 10 dakika sürüyor. Teleferik hattında toplamda 4 adet direk bulunuyor. Direk geçişlerinde teleferik sallandıkça kendinizi boşlukta hissediyorsunuz. Bu noktalarda panik yapmadan adrenalinin keyfini çıkarmalısınız:)  

Dağ istasyonuna vardığınız zaman Side ve Finike arasındaki muhteşem manzara sizlere görsel şölen sunuyor. Tahtalı dağına yerli ve yabancı turistler oldukça ilgi gösteriyor. Zirvede güneşin doğuşunu ve batışını izlemek, yamaç paraşütüyle kendinizi Akdeniz’in enfes manzarasına bırakmak ve en güzeli temiz havanın tadını çıkarmak burada yapılabilecek aktivitelerin başında geliyor. Tahtalı Dağı, her yıl bu keyifli aktiviteler için 350.000’den fazla ziyaretçiyi ağırlıyor.

Tahtalı Teleferikte Neler Yapılır?

Tahtalı Dağı birbirinden güzel ve adrenalin dolu aktivitelere ev sahipliği yapıyor. Ekstrem sporlara özel ilgi duyanlar buradan mutlaka unutulmaz anılarla ayrılacaktır.

Yazının devamı...

Avrupa’nın En Büyük Doğal Yaşam Alanı: ORMANYA

9 Temmuz 2020

Ormanya, çadır ve karavan kamp alanıyla doğa ile iç içe vakit geçirebileceğiniz, yürüyüş ve bisiklet parkurlarıyla bol oksijen depolayabileceğiniz, çocuk hayvanat bahçesiyle çocuklarınızın keyifli vakit geçirebileceği, doğa okulunda çocuklarınızın doğa ile olan bağlarını güçlendirebileceği oldukça keyifli anlar sunuyor sizlere.

Ormanya Doğal Yaşam Parkı, Kocaeli’de bulunan doğal çevresiyle birlikte 4 bin dönümlük alana yayılan, dünyanın üçüncü ve Avrupa’nın en büyük doğal yaşam alanı olma özelliğine sahip. Her yönüyle özgün düşünülmüş yalnızca Türkiye ölçeğinde değil dünya ölçeğinde bir proje olan Ormanya 2018 yılında hizmete açılmış olup toplamda altı bölümden oluşuyor; Hayvanat Bahçesi, Vahşi Yaşam Alanı, Yürüyüş ve Bisiklet Parkurları, Karavan ve Çadır Kamp Alanı, Doğa Okulu ve Yaban Hayat Rehabilitasyon Merkezi. Uzuntarla Tabiat Parkı adı da verilen Ormanya, açıldığı ilk günden bu yana gerek Kocaeli halkını gerekse de çevre illerden ziyaretçilerini hatta Türkiye’nin dört bir yanından gelen ziyaretçilerini ağırlıyor. Bende birçok kez gitme fırsatı yakaladığım bu eşsiz doğal yaşam parkını sizlere enine boyuna anlatmaya çalışacağım.

Çocuk Hayvanat Bahçesi

Ormanya’nın içerisinde büyükten küçüğe herkesin ilgisini çekecek, hayvanların doğal ortamlarına benzer koşullarda yaşadığı bir hayvanat bahçesi mevcut. Hayvanat bahçesinde hayvanların beslenme, sosyal zenginleştirme, çoğalma, hastalık ve tedavileri konularında üniteler bulunuyor. Çocuk hayvanat bahçesi alanında; alageyikten zebraya, lamadan tavus kuşuna toplam 67 türde 768 adet hayvan insanlarla kolay temas halinde olabilecek şekilde yer alıyor. Ayrıca hayvanat bahçesi içerisindeki atlı binicilik eğitim alanında çocuklar ücretsiz olarak kayıt yaptırarak ata da binebiliyorlar. 

Hobbit Evleri

Yazının devamı...

Pasaportsuz yurt dışı tatili; Tiflis

11 Haziran 2020

Hem vizesiz hem de yeni çipli kimlikle gidilebilecek oldukça etkileyici bir rota Tiflis. Yeni çipli kimlik derken pasaporta ihtiyacınız da yok demek oluyor bu. Müthiş değil mi? Öyleyse ani bir kararla hemen uçak biletini alıyor, o hafta sonu için bir kaçamak planlıyoruz:)

Çok da uzak olmayan ve hemen yanıbaşımızdaki, eskinin büyüsünün tüm şehre hakim olduğu bu başkente vardığımızda gece saat dört sularıydı. Cumartesi sabahına dinç uyanabilmek için hemen taksiyle konaklayacağımız otele gidip bir güzel uykumuzu aldık. Hazırsanız bu güzel başkentte üç günümüzü nasıl dolu dolu geçirdiğimize birlikte göz atalım:)

İlk günümüzde kahvaltımızı yakınımızda yer alan gelmeden önce not aldığımız ‘Lolita’da yaptık. Atmosferini ve yemeklerini çok sevdik. Hatta oldukça memnun kaldık diyebilirim, o kadar memnun kaldık ki akşamları bile geldik:) Ardından Tiflis’te nereden bakarsanız görebileceğiniz adeta Tiflis’in simgesel yapısı haline gelmiş Sameba Katedrali’ne doğru yol alalım dedik. Bu katedral dünyanın üçüncü en yüksek Doğu Ortodoks katedrali ve neredeyse dünyanın en büyük dini yapılarından biriymiş. 1995’te inşasına başlanmış ve 2004’te bitirilmiş. Gelin görün ki biz buraya gittiğimizi zannederken Vake bölgesinde bulunan Sameba Katedrali’ne gitmişiz, yanlış yerdeyiz:) Böylelikle Tiflis seyahatimizde ilk golü kalemize bu şekilde yemiş olduk, harika bir başlangıçtı:) Daha sonra bari o kadar yol geldik diyerek Vake Park’a bir göz atıp Rustaveli caddesine geçtik. Rustaveli’de akşam keyifli bir yürüyüşün ardından Özgürlük meydanındaki Paul’da akşam yemeğimizi yiyerek olaysız bir şekilde dağıldık.

Pazar günü kahvelerimizi konsept mekanlar içinde açık ara en iyisi olan ‘Linville’de içerek rotamızı ‘Old Tbilisi’ tarafına, eski Tiflis bölgesine çevirdik. Böyle biraz Balat havası almadım değil zaman zaman, kesinlikle sokaklarında kaybolmanızı tavsiye ediyorum:) Ardından Kura nehri üzerinden geçerek teleferikle 4. yüzyıldan kalma Narikala kalesine çıktık. Hemen yanında ise Gürcü Ana heykeli (Mother of Georgia) bir diğer adıyla ‘Kartlis Deda’ heykeli bulunuyor. 20 metre yüksekliğindeki heykelde Gürcü Ana’nın bir elinde dostlarına ikram edeceği şarabı diğer elinde ise düşmanlarla savaşacağı kılıcı var. Tüm başkent ayaklarınızın altında, arkada piyano sesleri ve yukarıda içinizi ısıtan eşsiz bir güneş var... Tepeden manzara tek kelimeyle enfes, mutlaka hem gündüz hem de akşam ayrı ayrı görmelisiniz.

Yazının devamı...