Tolga Şardan

Tolga Şardan

tsardan@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden neredeyse bir yıl geçti.
Geride bıraktığımız dönemde, iddianameler hazırlandı, yargılamalar başladı.
TBMM’de kurulan komisyonun hazırladığı rapor, CHP ve MHP’nin ayrı ayrı hazırladığı muhalefet şerhi niteliğindeki raporlar, “karanlık sürecin” aydınlatılmasına yetmiyor.
Bu kadar tanık ve sanık ifadesi, belgeler, bilirkişi raporları ve iddianamelere rağmen halen akıllarda bazı soru işaretleri var ne yazık ki.
Soru işaretlerinin büyük bölümü, darbenin neden öğrenilemediği noktasında toplanıyor kuşkusuz.
İlk ipuçları
Darbe öncesi süreçte devletin “ilgili kurumları”nda yaşananlardan bir bölümünü paylaşmak, belki bu soru işaretlerinin yanıt bulmasına katkı sağlayacaktır.
15 Temmuz’dan hemen hemen 6 ay öncesi.
17-25 Aralık’tan sonra, henüz adı “silahlı terör örgütü olmamış” Gülen cemaatinin ele geçirdiği kadrolardan temizlenmesi kapsamında çalışmalar yürütülüyor.
Bu çalışmalardan en önemlileri halen etkileri devam eden sınav usulsüzlükleri ve kumpas soruşturmaları.
Savcılıkların koordinesinde yürütülmekte olan iki ayrı çalışma aynı kapıya çıkıyor: Türk Silahlı Kuvvetleri.
Bunun üzerine Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), Ankara ve İzmir Cumhuriyet Başsavcılıkları’nın talimatlarıyla Gülen yanlısı askerlerin oluşturduğu faaliyetleri mercek altına alıyor.
Emniyet Genel Müdürlüğü’ndeki çalışma grubu, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi (KOM) bünyesinde kuruluyor. Aslında Terörle Mücadele ve İstihbarat Daireleri liderliğinde olması gereken çalışma grubu, nedense doğrudan savcıların talebi doğrultusunda KOM Dairesi’nin liderliğinde kuruluyor.
Özel ekip iş başında
KOM Dairesi, öncelikle İzmir’deki askeri casusluk davasında mağdur olan askerlerin TSK içindeki FETÖ yapılanmasıyla ilgili verdiği bilgilerden bir veri havuzu oluşturarak işe başladı.
İzmir Cumhuriyet Başsavcı vekili Okan Bato’nun başkanlığında Merkez ve İzmir Emniyeti KOM birimlerinin katıldığı toplantılar yapıldı.
Toplantılarda, Genelkurmay Başkanlığı’na gönderilen ve yanıt verilmeyen 50’ye yakın müzekkere için neler yapılabileceği konuşuldu.
Savcılığın resmi talepleri sümen altı ediliyordu. Zira savcılığın yanıt beklediği Genelkurmay içindeki birim daha sonra FETÖ soruşturmalarının hedefi olan Hukuk Müşavirliği’ydi.
Bu birimin başında yine FETÖ’den gözaltına alınan Albay Muharrem Köse vardı. İzmir Savcılığı Albay Köse’yi aşamıyordu.
Savcılık ve Emniyet, bu nedenle TSK içindeki FETÖ’ye yönelik çalışma yapma kararı aldı.
Özellikle cemaatin hedefindeki Ahmet Zeki Üçok ve Taner Güçlü başta olmak üzere mağdur hakim ve savcıların yaptıkları açıklamalar, TSK içindeki FETÖ yapılanması için rehber oldu.
KOM Dairesi, Genelkurmay ile doğrudan görüşmeye başladı.
Bu kapsamda dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler’le görüşülmesi kararlaştırıldı.
Genelkurmay’dan randevu
Atatürkçü kimliğiyle tanınan Güler’le görüşülmesi için İçişleri Bakanlığı devreye girdi, Güler’den randevu alındı.
Ancak, Güler’le görüşmek amacıyla Genelkurmay karargahına giden emniyet heyetini bir başka askeri yetkili karşıladı.
Bu yetkili, Genelkurmay Personel Başkanı Korgeneral İlhan Talu’dan başkası değildi.
Talu, Orgeneral Güler’in heyeti kendisine yönlendirdiğini ve bundan sonra görüşmelerin kendisiyle yapılacağını emniyet heyetine bildirdi.
Emniyet heyeti şoktaydı.
Zira, Talu hakkında FETÖ’yle bağlantısı olduğu yönünde “sıkıntılı” bilgiler vardı.
İki kurum arasındaki görüşmeler bir süre “kontrollü” olarak devam etti.
Emniyet heyeti hemen her görüşmede İzmir savcılığının müzekkerelere istediği yanıtların bir an önce verilmesi talebini yinelerken, Korgeneral Talu her defasında Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ve 2. Başkan Orgeneral Güler’in vereceği talimatlara göre hareket edileceğini söyledi.
15 Temmuz’dan kısa süre önce haziran ayındaki son görüşmede Talu, savcılık müzekkerelerine “yanıt verilmeyeceğini” KOM heyetine açıkladı.
FETÖ, soruşturmayı öğreniyor
Korgeneral Talu, son görüşmede, “Orgeneral Güler’in Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Engin Dinç ile görüştüğünü ve müzekkerelerin yanıtlanmayacağını” bildirdi.
Bu bildirim sonrasında KOM heyeti, Talu’ya Emniyet İstihbarat Başkanlığı’nın böyle bir yetkisinin olmadığını, eğer müzekkerelere yanıt verilmemesi halinde savcılığın “arama kararı” alacağını söyledi.
Aynı görüşmede KOM heyeti yine Talu’ya soruşturmaları engellediği değerlendirmesini yaparken, “Eğer, TSK içindeki FETÖ’cülerin deşifre edilmemesi halinde telafisi güç sorunlarla karşılaşılacağı” uyarısında bulundu.
Talu, bu gelişmelerin sonunda savcılık ve emniyetin soruşturmasından haberdar oldu.
Bu görüşmenin sonrasında özellikle emniyet kanadında yaşanan bazı olaylar var. Bu olaylar başka bir yazı konusu.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Dairesi’nin yürüttüğü “özel çalışma”nın bizzat daha sonra darbe girişiminin kilit isimlerinden Korgeneral Talu tarafından Genelkurmay Başkanı Akar ve 2. Başkan Güler’in ismi kullanılarak kesintiye uğratılmasının sonuçlarını 15 Temmuz gecesinde “uygulamalı” olarak yaşadık.
2. perde 17 Temmuz’da
Gelelim bu sürecin 2. perdesine...
Tarih: 17 Temmuz. Darbe girişimi başarısızlıkla sonuçlanmış.
Yer: Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın karargahtaki makam odası.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla “Genelkurmay Başkanlığı’nda darbecilerin hazırladığı sıkıyönetim direktifleri belgeleri”ni araştırma çalışması başlatıldı.
Ankara Cumhuriyet Savcısı ve KOM Dairesi’nden bir heyet Akar’ın makam odasındalar.
Emniyet heyeti, bu sırada TSK içindeki FETÖ’cülerin ortaya çıkarılması ile ilgili yapılan çalışmalar ve Korgeneral Talu’nun hareket tarzıyla ilgili Genelkurmay Başkanı Akar’ı bilgilendirdi.
Heyet, sohbet ortamında, “Yaşar Güler Paşa’ya ve size ulaşamadık, size sesimizi duyuramadık” derken 2. Başkan Güler, Akar’ın odasına girdi. Heyet, aynı değerlendirmeyi bir kez de Güler’in de bulunduğu ortamda yineledi.
Akar ve Güler, bu gelişmelerden haberdar olmadıklarını belirtti.
Akar, emniyet heyetine dönerek, “İşlerin yoluna girmesiyle birlikte bir hafta sonra emniyet heyetinin yeniden gelmesini ve darbe girişimi öncesinde yaşanan gelişmeleri bir kez daha onlardan dinlemek istediğini” söyledi.
Beklenmeyen talimat
Bu iş ziyaretinden bir gün sonra hiç beklenmeyen bir gelişme yaşandı.
KOM Dairesi yetkilileri İçişleri Bakanlığı’nca arandı.
Bakanlık, KOM’a ulaştırdığı mesajda, KOM heyetinin bir önceki gün Genelkurmay’a yaptığı iş ziyaretinden karargahın rahatsız olduğunu ve bir daha Genelkurmay’a heyet gönderilmemesi talimatını verdi. Kim veya kimler bu kesintiyi yarattı, araştırılması gerekiyor.
Akar’ın, FETÖ’cüleri ortaya çıkarmayı hedefleyen emniyet ekibiyle irtibat kurmasını kim engelledi, gün ışığına çıkarılması şart.
Anlattığım bu süreç ve yaşananlar, yaklaşan 15 Temmuz’a ait önemli ipuçlarını veriyor.
Darbe sürecine bir de bu açıdan yaklaşmak lazım.