ABD, İran’ı tuzağa mı çekti?

Günlerdir konuşulan misilleme senaryolarında İran düğmeye bastı ve Irak’taki ABD üslerini balistik füzelerle vurdu. Trump da İran’a karşı yaptırım kararı aldı. Dolayısıyla Ortadoğu’da tansiyon düştü ama yüksek ateş durumu devam ediyor. Hem olayların gelişme süreci hem de bundan sonrası ne olur açısından. Çünkü karşılıklı adımlar atıldı; hesap şimdilik kapandı mı yoksa bu saldırı zamana yayılacak bir serinin kıvılcımı mı noktası flu. Hele de İran Devrim Muhafızları’nın ABD üslerini hedef alan füzelerin ilk adım olduğu, saldırıların devam edeceğine dönük açıklamaları ve ABD’den bunlara gelecek olası tepkileri dikkate alındığında. Bu bağlamda da hâlâ süren tartışmaların odağında ABD’nin Kasım Süleymani’nin öldürülmesi gibi riskli bir saldırıyı neden yaptığı, niçin şimdi yaptığı sorusu var. Evet, ABD, “Elçilik baskını tetikledi ve Süleymani’nin ABD’ye yönelik saldırı hazırlığında olduğuna ilişkin kritik istihbari bilgiler mevcut” dedi ama o noktada da kafa karıştıran bazı detaylar söz konusu. Özellikle de her şeyden haberi olan CIA elçilik baskınını nasıl duymadı ya da duyduysa neden engel olunamadı, olunmadı gibi. Dolayısıyla, bu konudaki tedirginlikler de İran’ın intikam senaryoları ve ABD’nin bunlara olası tepkileri kadar endişe verici boyutta. Niyesini, Genelkurmay İstihbarat Dairesi eski Başkanı Em. Korg. İsmail Hakkı Pekin anlatıyor:

“İran’ın Irak’ta, Suriye’de, Afganistan’da, Pakistan’da, Yemen’de Kasım Süleymani eliyle bu kadar güçlü olmasını sağlayan, onun önünü açan ABD. Niye böyle bir şeye ihtiyacı var? Çünkü Kasım Süleymani ve İran bu bölgede korku yaratarak Körfez ülkelerinin ABD’yi davet etmesini ve ABD’ye ihtiyaçları olduğunu belirtmesine neden oldu. Yani bilinçli olarak İran’ın önü açıldı ve İran vasıtasıyla ABD bölgeye geldi. Şimdi de ABD Irak’tan hem İran’ın hem uzantılarının gitmesini istiyor. Dolayısıyla, Kasım Süleymani’nin öldürülmesi dahil gelişmelerin hepsi planlı bir faaliyet. Niye planlı faaliyet diyorum? İran, ABD’nin istediğini yaptı. Yani ABD’ye Kasım Süleymani’nin öldürülmesinden sonra Irak’taki üslerini vurarak mesaj verdi. Bu da İran’ın nasıl bir tehdit olduğunu gösterdi ve bölge ülkelerinin ABD’ye ihtiyacı bir daha perçinlendi.

Bir de uzun süreden beri İsrail ABD’ye İran’ın nükleer kapasitesini vuralım diyor. Şimdi bunun için de yol açıldı. Yani İran bir plan dahilinde tırmandırılan gerilime yanıt verdi ve ABD’nin istediğini yaptı.”

ABD elçiliğinin basılması, o da tezgâh mıydı?

“Özellikle planlanmış bir şey olduğunu değerlendiriyorum. Tezgâh değil de insanlar kışkırtılmak suretiyle orada böyle bir olaya neden olundu. Elçilik basılması da öncesindeki gelişmeler de hepsi belli bir planın içerisinde. Önce bir tepki oluştu, ardından o tepki provokatörler vasıtasıyla elçiliği basma olayına dönüştü.”
Yani, ABD’nin kontrolünde gelişen bir gerilim tırmanışı söz konusu. Peki ya Trump’ın açıklamalarına rağmen İran saldırılarına devam ederse ABD’nin bundan sonraki tavrı ne olur? Pekin devam ediyor:

“İran’ın nükleer tesislerini hedef alabilir. Bundan sonra bir dünya savaşı falan çıkar mı? Sanmıyorum, bu çatışma bölgeyle İran ve ABD arasında kalır. Dünya savaşı çıkması için Çin’in ve Rusya’nın da bu işe dahil olması lazım. Onların da İran’a siyasi destek dışında başka bir destek vereceğini sanmıyorum. İngiltere de ABD’ye siyasi destek verir herhalde. Böyle bir durumdayız şu anda. Amaç İran’ı tahrik etmekti. Yani daha büyük bir darbe vurmadan evvel bölgede İran tehdidini ortaya koymak ve bundan sonra vurulacak darbe için bir meşruiyet kazanmak.”

ABD İran’ı tuzağa mı düşürdü yani?

“Evet, bence öyle. Olacakların hepsini ABD biliyordu, füze hareketlerini uzaydan takip ediyorlar zaten, ne yapacaklar, ediyorlar diye. ABD’nin bir planı var, onu uygulamaya çalışıyor. Önce bir tehdidi kabartacak, arkasından da büyük ihtimalle İran’ın nükleer tesislerini vuracak. ABD, yani İran’ı belli bir harekete zorluyor, İran’a istediğini yaptırıyor şu anda...”