ABD’den DAEŞ’e, elma dersem çık, armut dersem çıkma

Suriye’deki varlık gerekçesini DAEŞ’i (IŞİD) yok etmek olarak açıklayan ABD, buna yönelik mücadelesini tam anlamıyla çocuk oyunu saklambaç’a çevirdi. Bir bakıyorsun DAEŞ bitti, bitiyor havası veriyor ama sonrasında en büyük tehdit diye yeniden celalleniyor. Örneğin, Mart 2019’da Trump DAEŞ’in tamamen yenilgiye uğratıldığını açıklamıştı, Ekim 2019’da terör örgütünün lideri Bağdadi öldürüldüğünde de bu tezler pekiştirilmişti. TSK’nın Ekim-Kasım 2019’da Barış Pınarı Harekâtı kapsamında terör örgütü YPG/PKK’ya dönük temizliği devam ederken ise ABD’den “Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusundaki adımları IŞİD’le mücadeleye ciddi ölçüde zarar veriyor” gibisinden akıl dışı açıklamalar, hatta yaptırımlar gelmişti. Hem de Türkiye’nin sadece Fırat Kalkanı Harekâtı kapsamında binlerce DAEŞ’li teröristi temizlediği gerçeği ortadayken. Aynı ABD’nin Savunma Bakanlığı (Pentagon) şimdi de “IŞİD’le Mücadele Görev Gücü Birimi”nin lağvedildiğini ve bu görevin daha alt düzeyde bir başka birim tarafından yürütüleceğini duyurdu. Gerekçesinde de “Bu değişiklikler, IŞİD’in sözde halifeliğini ortadan kaldırmak için yapılan operasyonun başarısını gösteriyor” denildi. Yani ABD’nin kirli planları doğrultusunda DAEŞ bir saklanıyor ve bitti sanılıyor, bir hortluyor. Dolayısıyla, yapılan bu son açıklamada da yine fazlasıyla soru işaretleri var. Niyesini İstanbul Aydın Üniversitesi öğretim üyesi, emekli Tuğgeneral Dr. Naim Babüroğlu anlatıyor:

“ABD’nin gerekçesi gerçeği yansıtmıyor. 2020’nin sonlarına geldiğimiz şu anda 2011’den çok daha güçlü bir konumda IŞİD, onun altını çizelim. Örgütlenme yapısıyla dünyanın birçok yerinde hücrelerinin bulunmasıyla, istihbarat ve network ağıyla... Evet, devlet olma, halifelik durumu ortadan kalktı ama hücrelere yayıldı ve daha güçlü bir duruma geldi. Yani IŞİD için radikalizmi besleyen 2011 atmosferinden şu andaki atmosfer daha güçlü, özellikle Irak ve Suriye’deki çöl bölgesi, İdlib ile Libya’da.”

ABD neden böyle bir açıklama yaptı o zaman?

“DAEŞ’le mücadeleyi daha basit bir duruma getiriyor. Yani DAEŞ artık ABD için bir tehdit olmaktan çıkmıştır, bunun için özel bir departmana, organizasyona ihtiyaç yok, bunu normal günlük istihbarat raporlarıyla, günlük diğer sistemlerle başka bir birime bağlayarak devam ettirebiliriz anlamında. Bu şu demek: Biz Suriye ve Irak’ta DAEŞ’in güçlenmesinden herhangi bir rahatsızlık duymuyoruz, güçlenmesini istiyoruz? Neden? Çünkü İdlib’i, yani Suriye’yi küçük Afganistan’a çevirme hedefinde Türkistan İslam Partisi’ni de terör örgütü listesinden çıkardık, orada bir adım atıyoruz, onun için IŞİD güçlenmiş, güçlenmemiş bizi ilgilendirmiyor. Yeter ki bizim askerlerimize herhangi bir saldırıda, eylemde bulunmasın.”

Aslında bu DAEŞ’in önünü açan bir hamle anlamında mı?

“Önünü açan bir hamle. IŞİD’i artık tamamen doğrudan mücadele edilecek bir örgüt olarak görmüyor. Yani ABD’nin odak noktası IŞİD olmayacak. Dolayısıyla, IŞİD daha fazla alan bulacak. Şu an itibarıyla IŞİD/DAEŞ, ABD stratejisinin bir topuzu olarak ortaya çıkıyor, onu destekliyor ve ona göz yumuyor. Neden? İsrail’in de güvenlik politikasının bir bölümü IŞİD’i desteklemek. Çünkü IŞİD ortadan kalkarsa Suriye yönetimi güçlenir, bu da İsrail’in işine gelmez.”

Peki ya DAEŞ’e yönelik mücadele adı altında yapılanlar? Hepsi oyun, yutturmaca mıydı? Babüroğlu, devam ediyor:

“ABD hiçbir zaman IŞİD/DAEŞ’i yok etme amacıyla hareket etmemiştir. ABD, IŞİD gibi terör örgütlerini daima bölgenin haritalarını kendine göre değiştirme, bölgeyi dizayn etme, bölgede kurulacak PYD/YPG/PKK terör örgütüne bir alan açma, oradaki devletleri parçalama, yok etme amacıyla kullanmıştır. Bu bir yerde IŞİD’dir, başka bir yerde El Kaide’dir ya da Huraseddin’dir. Yani değişik isimlerle olan türevleriyle hiçbir zaman ciddi bir şekilde mücadele etmemiştir. Sadece onları kendi lehinde, kendi ulusal çıkarları doğrultusunda nasıl kullanırım şeklinde hareket etmiştir. Evet, Usame bin Ladin’i, IŞİD lideri Bağdadi’yi ortadan kaldırmıştır ama IŞİD’i ortadan kaldırmamıştır. Onu daima adımlarını atarken önünü, yani mayın tarlasını temizleme aracı olarak görüyor.”                       

Önümüzdeki süreçte DAEŞ eylemleri artacak denilebilir mi?

“IŞİD eylemleri zaten şu anda Suriye’de ve Irak’ta, özellikle çöl bölgelerinde arttı. İdlib’de bazı kaynaklara göre 25-30 bine kadar silahlı terörist veya silahlı savaşçı var. Bunlar kim? DAEŞ, El Nusra, El Kaide türevi çoğu yabancı savaşçılardan oluşan, radikal unsurlar. Bunların hepsini ABD kullanıyor. Aralarında problemler olsa da bazı küçük gruplar ABD’ye karşı çıksa da... Dolayısıyla, ABD bunları kullanmaya devam edecek. Biden geldiğinde PYD/PKK’yla ilgili atacağı adımlarda DAEŞ nasıl etkili olacak onu göreceğiz. Ama DAEŞ, Biden zamanında etkisiz duruma getirilir mi, yok edilir mi sorusunun cevabı hayır. Hiçbir zaman ortadan kalkmaz. ABD’nin El Kaide türevi unsurlara desteği devam edecektir. Çünkü kendilerine tehdit olan ülkeleri Rusya, Suriye, Irak’ı yıpratmak hem de bölgeyi dizayn etme yönünde önemli bir fırsat sağlıyor bu terör örgütleri. Yani ABD kendi yarattığı bir şeyi istese zaten çoktan bitirirdi...”