Ormanistanda yıkım!..

Ormanistanda yıkım!..


     Orman Bakanlığı arazi mafyasına karşı hukuk savaşıyla işgal edilen alanları kurtarmaya çalışıyor. Orman Genel Müdürü Hasan Basri Canlı, '1383 tane yıkım kararı aldık' diyor ama; henüz yıkılabilen yer sayısı sadece 37... Bunlar mahkemesi bitenler, sırada binlerce dosya var. Hazine - belediye arazilerindeki işgaller, İSKİ havzalarındaki kaçak yapılaşmalar da cabası... Yani on binlerce yıkılacak yer, kurtarılacak alan var. Hangi birini nasıl yıkacaksın?..
     Anayasa dahi ormanları korumaya yönelik madde içeriyor. Ama kimin umurunda? Daha önceki gün İstanbul'da 8 ayrı yerde yangın çıktı. Nedeni malum; yer aç, yapılaş... Genel Müdür Canlı, çekilen hava fotoğraflarıyla yakılan alanların sürekli denetlendiğini söylüyor. Yapılaşmaya asla izin vermeyeceklerini belirtiyor. Ancak inşaatlar hızla yükseliyor. Mafyaya yasa masa vız geliyor... Mangal yasağı, dumansız piknik söylemleri havada kalıyor...

Gözde yerler

     Orman Bölge Müdürlüğü'nden alınan bilgiye göre; orman tecavüzleri yoğunlukla Anadolu yakasında yaşanıyor. Kartal, Ümraniye, Elmalı, Çavuşbaşı, Şile, Adalar en gözde yerler. İstanbul yakasında ise Sarıyer, Kilyos, Kağıthane, Hasdal dikkat çekiyor. İşgal edilen yerlerin üstünde ahır - samanlık var, villa var, toplu konut var!..
     Yetkililer, Arnavutköy, Alibeyköy, Ömerli'de yıkımların başladığını söylüyor. Şu ana dek Hasdal'da (29), Kağıthane ve Elmadağ'da da dörder yer yıkılabilmiş!.. O da binbir güçlükle. Kolay mı, adam yıllardır orada oturuyor. Gecekondu değil, apartman dikmiş. Yaparken karşı koymamışsın, şimdi çık diyorsun. O da direniyor... Hep, oy ya da avanta peşinde koşan yöneticilerin suçu... Yapılması gereken tek tek tespit edip yakalarına yapışmak...

Hani mangal yasaktı?

     Bir yanda yıkım öte yanda yangına davetiye... Sözüm ona ormanlık arazide mangal ateşi yakmak yasaktı... Hatta görülen lüzum üzerine ormana giriş dahi yasaklanacaktı. Yasağın mürekkebi kurumadan, yaşadıklarımız ortada.
     Meteoroloji İstanbul'un son 89 yılın en sıcak pazarını geçirdiğini söylüyor. Sıcaklık 39.6'ya kadar çıkmış. Buna rağmen mangalcılar ağaçların arasında keyif çatıyordu...
     Orman Bölge Müdürlüğü ise sürekli meteoroloji ile temas halinde olduklarını belirterek, 'Nisbi rutubet yüzde 45 civarındaydı. Yasak koymak için yüzde 25'lere düşmesi gerekir. Yoksa sıcaklık önemli değil' diyor.
       Ya mangalcılar? Üstelik hapis cezası var, ertelenmeyecek de...
       Yetkililer 300 muhafaza memurunun sürekli dolaştığını, vatandaşı uyardığını söylüyor ama; sonuç ortada;
     Ateş sönmüyor!..

Canavar değil terör

     Karayollarında akan kanı durdurmak için canavar değil terörle mücadele yasaları gerekli... Yoksa sadece para cezalarını artırmak yetmez. Direksiyon başındaki diyelim ki; canavar. Ya devletin yerine getirmediği sorumluluklar? Okurumuz Metin Kasım, şöyle diyor:
     "Trafik terörü diyorum, çünkü kazalarda ölen ve sakat kalanların sayısı terörden daha fazla. Öyle ki her aile kendi içinden ya da yakınından birini kurban vermiş durumda. Ben de 1984 yılında annemi, ondan otuz yıl öncesinde de tanımaya fırsat bulamadığım 11 yaşındaki teyzemi kaybettim. Canavar deyip geçiyoruz. Canavar devletin kazaları önlemek için bir üniversite ile işbirliği yaparak hazırlattığı eğitim filminden çıktı. Doğrusu tuttu da. Devlet yerine getirmediği sorumluluklardan dolayı masum ama; trafik canavarları uslu durmuyor!...
     Oysa, toplanan trilyonlarca vergiye rağmen yeni yollar yapmayıp, mevcutlar genişletilmediği için trafik çarpışan oto pistine dönüyorsa, freni tutmayan, ışıkları yanmayan araçlar rahatlıkla dolaşabiliyorsa, karayollarımız bolca yapım hatası içeriyorsa, vatandaş kamyonun altına girme riski taşıyorsa, şehir içlerinde herkes kafasına göre çukur kazıp bırakıyorsa, astronomik cezalar rüşvet skandallarını beraberinde getirme riski taşıyorsa sürücüleri cezalandırmadan önce devletin bu eksiklerini gidermesi gerekmez mi?.."


Yazara E-Posta: tbengin@milliyet.com.tr