Sadece kötü değil utanmaz bir komşu!

ABD’nin kurguladığı kirli oyunun bir parçası olma sıfatıyla son zamanlarda havalanan Yunanistan yine hayal peşinde. Rasyonel ve uluslararası hukuka uygun olmayan bir durumla yine saçmalıyor. Dahası, tarih boyunca olduğu gibi arkasına sığındığı ABD ve Batı ülkelerinin, özellikle de Fransa’nın gazıyla gerekirse savaş gibisinden tehditlerle bunun dozajını sahte kabadayılık boyutuna çıkarmış durumda. Hukuk tanımazlık, ağır tahrik, pervasızlık had safhada yani. Sürpriz mi? Asla... Yunanistan’ın kafası hep “şer” odaklı zaten. Her türlü şeytanlığı, fenalığı marifet sayıyor ve yaptıklarından da utanmıyor...Hatta aynen Suriye gibi insanlığa karşı suç işleyen terör örgütlerine kucak açma, onlarla iş birliği yapmaktan bile... Hem de yıllardır. Mesela terör örgütleri ASALA, PKK, DHKP-C, MLKP’yi ülkesinde barındırdı, kamplarda teröristleri himaye etti, eğitti. Yani alçaklıkta sınır tanımadı. 1990’lı yılların sonlarında Türkiye’nin kararlı çıkışları sonucunda Abdullah Öcalan’ın Suriye’den çıkarılması sürecinde terörist başı sığınacak ülke ararken himayesine aldı, sıkışınca da onu Kenya’ya kaçırttı, orada da büyükelçiliğinde saklayabilecek kadar pervasızlaşabildi. Yunanistan 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında da FETÖ üyelerine yataklık yaptı, hala da öyle. Açıkçası Türkiye’ye karşı hasmane tavır anlamında gözü öyle dönmüş durumdaki “terörist devlet” diye yaftalanmaktan dahi çekinmedi, çekinmiyor...

***

Komşunun “şer” zincirinin bir başka halkası da hasmane tavır ve söylemlerini ülkesindeki okul kitaplarına, hatta askeri eğitimlere de yansıtması… İlk, orta ve yükseköğretim ders kitaplarında sistematik olarak Türk düşmanlığı işleniyor. İlköğretim okullarında İstanbul’dan Konstantinopolis olarak bahsedilirken, İstanbul diye bir yer olmadığı vurgulanıyor. Bir lise kitabında ise İstanbul’u fetheden Türkler hakkında ‘canavarlar’ deniliyor… 2000’li yıllara kadar Yunan çocuklarının her sabah okulda derslere başlamadan önce okudukları antlarının içinde, “Yeryüzünde tek Türk kalıncaya kadar” diye bir bölüm bulunuyordu. Yunanistan Özel Kuvvetlerde de Türkiye aleyhtarı marşların eğitim ve tatbikatlar sırasında okundukları ortaya çıkmıştı. Yunan Özel Kuvvetlerine ait internette yer alan görüntülerde, “Çelik kılıçla hangi Türkü buldularsa başını uçurdular, Palikaryalar Ayasofya yolunda öldüler. Ayasofya’dan Hilal’i çıkaracağım, yerine de Haç’ı takacağım. Tanrı sadece o zaman, İstanbul’u aydınlatacak. Yunan milli marşı her yanda yankılanacak” cümleleri yer alıyordu...Üstelik de Türkiye’nin ısrarlı barış, diyalog çağrıları, iyi niyetli yaklaşımlarına rağmen… Dahası tarihte yaşananları okuyup hatalarını anlama fırsatı da varken...

***

Yıl 1952... Türk Kurtuluş Savaşı’nın en önemli kilometre taşını oluşturan Büyük Zafer’den 30 yıl sonra Türk gazetecilerinden oluşan bir heyet, Yunanistan’ın başkenti Atina’ya gitti. Gazeteciler onuruna Türkiye Büyükelçiliği’nde bir davet verildi. Basın mensupları arasında günümüzün üstat gazetecilerinden Hıfzı Topuz da vardı. Konuklardan, 80’li yaşlardaki ak saçlı bir davetli, Topuz’un dikkatini çekmişti. Gazetecilik merakı ile yaklaştığı bu kişinin 30 yıl önceki işgalci Yunan birlikleri komutanı Trikopis olduğunu anladı. Trikopis’in Türk basın mesleğinin duayenlerinden Hıfzı Topuz’a, Türkiye’nin Atina Büyükelçiliği’nde o gün anlattıkları (30 Ağustos 2019 tarihli yazımız) şunlardı:

“2 Eylül 1922 gecesi, Türk askerlerine esir düştüm. Sağ kalan birliklerimiz, İzmir’e doğru kaçmaya çalışıyordu. Bu, bizim için büyük bir mağlubiyetti. Beni, önce Garp Cephesi Komutanı İsmet Paşa’ya götürdüler. İsmet Paşa da, beni yanına alarak, Mustafa Kemal Paşa’nın huzuruna çıkardı. Mustafa Kemal Paşa, beni mert bir askere yakışır şekilde kabul etti. Kendisinin şu sözlerini o gün bugün hiç unutmadım: ‘Üzülmeyin general; siz, görevinizi sonuna kadar yaptınız. Askerlikte mağlup olmak da vardır. Napolyon da vaktiyle esir olmuştu. Siz bizim misafirimizsiniz. Yakında her şey düzelecektir. İstirahat ediniz.  

Mustafa Kemal Paşa’nın bu ince ve nazik davranışı üzerine, bu büyük komutana karşı içimde hayranlık duymaya başladım. Aslında, bizim Anadolu’da ne işimiz vardı? Biz, yabancı devletlere alet olduk. Sizden de, bizden de bunca insan öldü...Hata idi Anadolu harekâtı; hem de muazzam bir hata...” 

***

Özetle; tarihten ders almayan, “güç ve inanç” kavramlarından pek fazla çakmayan Yunanistan ara sıra numaradan “Türkiye ile iyi komşuluk ilişkileri ve iş birliği arayışı” gibisinden laflar etse de hiçbir zaman iyi komşu olmadı. Aksine, kafasındaki kirli hesaplar ve buna dönük yaptığı kirli ilişkiler, kalleşliklerle tam anlamıyla böyle komşu olmaz olsun dedirtti. Son günlerdeki pervasızlıkları, savaş tehditleri ve kışkırtmalarıyla da iyiden iyiye haddini aştı. Dolayısıyla, bardağın artık taşma noktasına geldiği de çok açık ve net. Kötü komşuya aklını başına alması konusunda son bir uyarı yapıldı da zaten...