Suriye’de rejim değil ülke çöktü

Suriye iç savaşı 10. yılını geride bırakırken sahaya baktığımızda Fırat’ın doğusu, Fırat’ın batısı ve Esad rejiminin egemen olduğu bölgeler şeklinde parçalı ve son derece karmaşık bir tablo var karşımızda. Çünkü tablonun her parçası da kendi içinde başka karmaşıklıklar içeriyor. Hem aktörler hem de aleni ve gizli farklı planlar, senaryolar açısından. Dahası ta başından beri gitti, gidiyor denilen Esad hala yerinde, hatta güçlenme durumu söz konusu. Çatışmaların ilk başladığı andan bugüne dek ortaya çıkan katliam ve göç bilançosu ise insanlık adına utanç verici boyutta. 150 bini kadın ve çocuk 600 bini aşkın insan hayatını kaybetti, ülkesini ve ülke içinde evini terk edenlerin sayısı da 13 milyonu buldu. En vahimi de hala bu karanlık tünelin ucunun görünmemiş olması. Evet, uluslararası platformlarda ülkeye ve bölgeye barış söylemleri ve sanki çabaları, görüşmeleri var ama bunlar da daha çok “mış” havasında. Hele de ABD ile Rusya arasındaki güç mücadelesi ve özellikle de İdlib’deki ‘derin” tehdit ile riskler dikkate alındığında. Yani yaşanan dram dünyanın gözünün önünde devam ediyor. Türk Kızılay Genel Başkanı Dr. Kerem Kınık, anlatıyor:

“10. yılda en kritik yer İdlib deniliyor ama Şam’da Lazkiye’de farklı mı? Bugün Suriyelilerin yüzde 80’i aşırı yoksul. Çalışma çağındaki nüfusun, gençlerin yüzde 60’ında işsizlik var. Bizim insani yardım aktörlerimizin yani BM, Kızılay, Kızılhaç gibi bunların ortak Suriye değerlendirme raporlarına göre;2021 yılında insani yardıma muhtaç olan Suriyeli sayısı 13.4 milyon kişi. Bu 2020’de 11 milyondu. Yani gün geçtikçe insani yardıma desteğe ihtiyaç duyan insan sayısı artıyor. Maalesef insani yardıma muhtaç olan nüfusun büyük bir kısmı kadın engelli, dul, çocuk gibi gerçekten koruma sağlamazsan hayatını devam ettiremeyecek insanlar. Bir taraftan 2020 bu krizin üzerine Kovid’i de ekledi. Baktığınızda pek çok insan Kovid nedeniyle hizmet alamıyor özellikle çadır kentlerde vs. Şu an itibarıyla doğrulanmış 45 bin civarında vaka var ama rakam bunun en ez iki üç katıdır. Ülke genelinde hastanelerin yüzde 42 si, birinci basamak sağlık merkezlerinin de yaklaşık yarısı çalışmıyor ve bütün ülkedeki sağlık insan gücünün yüzde 70’i ülkeyi terk etti. Yaklaşık 40 bine yakın doktor vardı şu anda 5 binden daha az doktor kaldı mesela. Yani ortada hastane, doktor yok, ilaç yok, aşı zaten yok.”

Suriye’de rejim değil ülke çöktü

Rejimin kontrolü altındaki Şam’da Lazkiye’de de yokluk ve yoksulluğun had safhada olduğunu belirten Kınık, devam ediyor:

“Mesela elektrik ve su saatlik veriliyor, insanlar çamaşırlarını filan yıkıyorlar. Ekmek almak için millet sabah fırınların önünde kuyruğa giriyor. Bunlar Şam’da, Lazkiye’de, İdlib’de değil. Hatta İdlib’de bizler diğer insani yardım aktörleri falan düzenli ekmek sağlıyoruz. Mesela TMO bu sene bize 100 bin ton un veriyor biz bunları 10 bini aşkın TIR’la Suriye’nin içerisine sevk ediyoruz bizim oradaki fırınlarımızda ekmek yapıp dağıtıyoruz ama rejimin olduğu bölgelere baktığınızda insanlar ekmeğe bile bu anlamda ulaşamıyorlar. Şebeke suyuna da ulaşamıyor insanlar. Suriye genelindeki nüfusun yüzde 36’sı şebeke suyu dışındaki kaynaklara bağımlı. Herkes evine kuyu açmış… Kanalizasyonlar çalışmıyor, bütün kaynaklar kirletilmiş durumda. Suriye’nin içerisinde 500 bin çocuk yetersiz beslenme ve ona bağlı hastalıklar nedeniyle maalesef gelişme geriliği yaşıyor. Bu arada çok acı veren araştırmalar var. Mesela gençlere sorduklarında her iki gençten bir tanesi çatışmada yakın bir akrabasının ya da arkadaşının öldürüldüğünü söylüyor. Her 6 Suriyeli ‘den biri ebeveynlerinden en az birinin öldüğünü veya ağır şekilde yaralandığını söylüyor. Kendisinin yaralandığını söyleyenler de yüzde 12...”

Özetle; geride kalan 10 yılda tam anlamıyla kan ve gözyaşı ülkesi Suriye’de siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel ya da bilimsel anlamda hangi boyutuyla bakarsanız bakın eldeki bütün varlıklar yitirilmiş durumda. Eski Suriye’den kalan ise sadece Esad var. Yani Suriye’de rejim, Esad yerinde duruyor ama ülke çökmüş durumda...