Yönetilemeyen büyüklüğü

9 Ocak 2020

Fenerbahçe, Aziz Yıldırım eliyle 2001 ile 2011 yılları arasında 10 yılda büyütülen ve bizzat yenilikçisi tarafından bile artık yönetilmesi mümkün olmayan bir güç haline gelmiştir.

Fenerbahçe’nin bu kadar büyümesi gerekli miydi sorusunu bugün sormak anlamlı değildir; çünkü özellikle yukarıda andığım tarih aralığında yapılan her türlü yatırıma Fenerbahçeliler destek olmuş, elbirliği ile katkı sağlamış, bunun getirisinden de memnuniyet duymuştur.

O kadar ki Fenerbahçe’nin hem marka hem piyasa değeri dışarıdan da imrenilerek izlenmiş, bilindiği gibi belki ele geçirilmeye belki de yok edilmeye, değeri gasp edilmeye çalışılmıştır.

Dışarıdan bakıldığında yapılması kolay gibi gözüken her türlü sistem, kurum ve oluşumlar aslında iyi yönetilen yapılardır.

Bir işin kolaylıkla yapılıyor olması her zaman onun kolay olduğu anlamına gelmez; ya o işi yapanın ustalığıdır ya da doğru yöntemler sistematik hale getirilmiştir.

Bir süre sonra bu kolay görünen pratikler herkesin yapabileceği yanılgısını da beraberinde getirir.

Eleştirmek kolaylaşır. Mevcut bir yapıyı eleştirmekten daha kolay başka bir şey var mıdır?

Fenerbahçe’de 2011’den ve özellikle de 2013’ten sonra böyle bir iç muhalefet ortaya çıkmıştır. Bunu sadece yönetime aday olan üyeler bağlamında söz etmiyorum; direkt olarak taraftar yapısı, anlayışı ve bakışını anlatmaya çalışıyorum.

Yazının devamı...

İlk 13 Haftada Fenerbahçe

3 Aralık 2019

Fenerbahçe’nin sezon başı kadro planlamasında eksik bıraktığı iki pozisyon vardı. Bunlardan biri Caner Erken’in takımdan ayrılmasından bu yana boşluğu hissedilen defansın sol kanadı ve uzun yıllardır bir türlü doğru tandemin bulunamadığı stoper mevkii.

Hasan Ali’nin hazırlık turnuvasında sakatlanmasıyla alternatifi olmayan bölgeye sağ kanattan takviye yapıldı. Ancak Isla’nın ilk maçtan sonra sakatlanmasıyla Fenerbahçe’nin bir anda o bölgesinde de boşluk oluştu.

Görece opsiyonu fazla sağ kanattan Dirar sola geçti; Isla’nın sakatlanmasıyla sağ kanat opsiyonu yok olunca daha kalabalık yerden, orta sahadan sağ kanada Ozan takviyesi geldi.

Ozan, Altay’la birlikte takımın tüm maçlarına çıkan bir oyuncu oldu ve Fenerbahçe’nin bir anlamda takım içinden yaptığı transfere dönüştü ki Milli Takım’daki performansı da ışıl ışıl parlıyor.

Birkaç hafta önce de belirtmiştim, Fenerbahçe’nin kadrosu ligin ortalaması alındığında oldukça kaliteli ayaklardan oluşuyor.

Zaten bu kadro ligin hemen başında tüm istatistiklerde hemen öne geçti.

Fenerbahçe’nin ligin ilk yedi haftasında Galatasaray maçı hariç maç başına olumlu pas sayısı 557 olmuş. Derbiyi bir kenara koymak gerekiyor o maçların havası bir takımın genel durumunu ölçmede bana göre etken değil. Ama merak edenler için veriyi paylaşalım, genel ortalamasının yarısı kadar; 263.

Topa sahip olmada da Fenerbahçe ilk 7 haftada, derbi hariç %70 gibi bir yüzdeye ulaşmış görünüyor.

Yazının devamı...