Gottman çift terapisinde süreç nasıl ilerler?

8 Mayıs 2020

Çift Terapisine Başvurmak İsteyenler İçin Bir Kılavuz

Öncelikle Gottman metodu uygulayıcısı çift terapistleri olarak neden bu yöntem ile çalışıyoruz buna açıklık getirerek başlayalım. Psikoterapide kanıta dayalı yaklaşımların tercih edilmesi elbette terapi sürecindeki uygulamaları ve müdahaleleri hem terapist hem de danışanlar açısından çok daha güvenilir kılıyor. Kişiler ne yöne gittiğinden emin olmadıkları bir gemide ilerlemek istemiyorlar. Bilimsel verilere dayalı, daha önce uygulanmış, olumlu sonuçlar alınmış, kapsamı ve müdahaleleri tanımlanabilen yöntemlerle ilerlemek istiyorlar. Haklılar da… Terapi sürecinde ortaya koydukları, yönteme ve terapiste emanet ettikleri şey ilişkileri… Çoğu zaman terapistin odasına gelindiğinde hali hazırda irili ufaklı yaralar almış, daha fazla riske atılmayacak kadar hassas hale gelmiş bir ilişki oluyor sözünü ettiğimiz.

Bu yöntem Dr. John Gottman’ın 1970’lerde başlayan ve günümüze dek devam eden araştırmalarına dayanıyor. Bu araştırmalar nelerin evlilikleri başarılı ya da başarısız kıldığına odaklanıyor. Başarı kelimesini bir sıfat olarak ilişkiler için kullanmaktan hoşlanmasam da burada kastettiğimiz elbette mutlu ve tatmin edici şekilde devam eden, her iki partnerin de beklentilerinin yeterli ölçüde karşılandığı bir ilişki… İlişkilere dair yürütülen araştırmalardan, “lovelab” adıyla gerçek bir ilişki laboratuarında gerçekleşen gözlemler ve ölçümlerden yola çıkarak, Dr. John ve Julie Gottman, çiftlerin ilişkilerini geliştirmek, başarısız ilişkiyi başarılı bir ilişki haline getirmek için gereken becerileri de sürece dahil ettikleri yeni bir terapi yöntemi geliştirmişlerdir.

Gottman Çift Terapisinin Aşamaları

Gottman yöntemiyle çift terapisi beş ana aşamadan oluşur. İlki değerlendirme aşamasıdır. Bu aşamada çift olarak katılacağınız iki görüşme ve bireysel olarak katılacağınız birer görüşme gerçekleştirilir. İlk görüşmede ilişkinizin geçmişi, ilişkideki temel sorunlar ve terapi hedefleri ele alınır. Bu görüşmenin bitiminde bireysel olarak tamamlamanızı istediğimiz kapsamlı değerlendirme araçlarını ve materyalleri sizlerle paylaşırız. Sonraki görüşmeye partnerler ayrı ayrı katılırlar ve her birinin bireysel geçmişi, ilişkiye ve ilişkideki sorunlara dair duygu ve düşünceleri ele alınır. Değerlendirmenin son kısmında yine çift olarak katıldığınız bir görüşme gerçekleştiririz. Burada size değerlendirmenin genel sonucunu aktararak terapi süreciniz hakkındaki önerilerimizi paylaşırız ve birlikte terapi hedeflerini belirleriz. Değerlendirme aşaması tamamlanana ve hedefler belirlenene dek herhangi bir müdahalede bulunmayız. Bazen kişiler bu en az dört seansı gerektiren değerlendirme aşaması nedeniyle kendilerini telaş, endişe ve sabırsızlık gibi birtakım duygular arasında gidip gelirken bulabilirler. Böyle hissetmek çok normaldir. Hele ki zorlayıcı ilişki problemlerinin içinden geçmekteyken… Değerlendirme görüşmeleriyle ilgili bu gibi hisleri farkettiğinizde herhangi bir tıbbi yardım için hekiminizi ziyaret ettiğiniz sıradan bir günü düşünün, doktorunuzun sizi hiç muayene etmeden, hiç soru sormadan, herhangi bir değerlendirme ve tetkik istemeden doğrudan size bir tedavi önermesi size nasıl hissettirirdi? Size önerilen tedaviye güveniniz ya da reçete edilen ilaçları kullanmakla ilgili motivasyonunuz nasıl olurdu? Değerlendirme süreci de ilişki terapisinin anamnezi, röntgeni, tomografisi, tetkiki… Terapide gideceğimiz yolun rotası, haritası… İlerlemek için bu haritaya sizlerin de, biz terapistlerin de ihtiyacı var.

Değerlendirmeden sonra tedavi aşaması başlar. Burada başta belirlenen hedeflerle ilgili çalışırız. Terapistiniz olarak bizim sorumluluklarımız olduğu kadar sizin de çift olarak yerine getirmeniz gerekenler olur bu süreçte. Bunlar, seans içi uygulamaların yanı sıra seanslar arasında pratik yapmanız için size bazı egzersizler ve ev çalışmaları da verebileceğimiz anlamına geliyor. Terapi sürecindeki ilerleme, birlikte bir ekip olarak işbirliği içinde çalışmamıza bağlı ve ne mutlu ki pek çok çiftimizle bu işbirliğini sağlıyoruz.

Gottman Çift Terapisi Ne Kadar Sürer?

Terapinin süresini belirleyecek olan unsurlar, başlangıçta belirlenen hedefler, süreçte eklenen yeni hedefler ve çift olarak sizin ihtiyaçlarınızdır. Terapilerimiz boyunca ilerlemenizi görebilmek için belli aralıklarla değerlendirmeler yaparız. Bu aşamalarda gerekli hallerde yeni planlamalar ve ara hedeflerin belirlenmesi, sadece ilerleyen sürece dair yolumuzu aydınlatmakla kalmaz aynı zamanda partnerleri ve terapisti hedeflerle ilgili güncel tutar. Ara değerlendirmelerin en keyifli yanı ise çift olarak başlangıçtan bu yana ne kadar yol kat ettiğinizi görmenizdir.

Yazının devamı...

Çift Terapisi Hangi Durumlarda Gereklidir?

24 Temmuz 2018

Çiftler, ilişki terapisi veya evlilik terapisi olarak adlandırılan psikoterapilere sıklıkla kronikleşmiş bazı ilişki sorunlarıyla başa çıkabilmek ya da ani gelişen yaşamsal ve ilişkisel krizlerin üstesinden gelmek amacıyla başvuruda bulunurlar.

Bu terapiler, çiftlerin ilişkisel sorunlarına daha geniş bir çerçevede bakabilmeleri, birbirlerini daha iyi anlayabilmeleri ve ilişkilerinden aldıkları tatmini arttırabilmeleri gibi amaçlarla gerçekleştirilen terapilerdir. İlişkide uzun süredir devam eden ve bir türlü çözüme kavuşturulamayan sorunların ele alındığı bu terapilerde, tarafların duygularını, düşüncelerini, talep, ihtiyaç ve beklentilerini yeterince ifade edebilmesi, birbirlerini karşılıklı olarak olabildiğince doğru ve eksiksiz anlaması, uzlaşı sağlanmasına gereksinim duyulan konuların saptanması, çözüme yönelik yeni bakış açılarının ve işlevsel iletişim yaklaşımlarının kazanılması hedeflenir. Kimi durumlarda çiftler sağlıklı bir boşanma süreci yaşayabilmek adına da çift terapisinden faydalanırlar.

Çift terapisindeki temel amaç, tarafların birbirlerini daha iyi anladıkları, tatmin sağlayan, destekleyici bir güven ortamı yaratmaktır. Bu nedenle birinci öncelik, tarafların ilişkiye bakış açısını anlamak, hedefleri tespit etmek ve ilişki ile ilgili bilgileri netleştirmektir.

İkinci aşama, davranışların ve duyguların analiz edilmesi sürecidir. Hangi davranışın hangi duyguya neden olduğunu iki yönlü şekilde anlamak ve tanımlamak sorunların arka planını görmek açısından oldukça yararlı bir aşamadır.

Yazının devamı...

Doğum Sonrası Depresyonu Kimlerde Görülür?

14 Şubat 2017

Postpartum depresyon (PPD) ya da daha sık bilinen adıyla doğum sonrası depresyonu; doğum yapan kadınlarda gözlenen bir duygudurum bozukluğudur.

Yeni anne olan pek çok kadında hızlı ruhsal değişiklikler gözlenebilir. Bunda gebelik süreci ve doğum ile birlikte hormon dengesinde meydana gelen ani değişimlerin büyük payı var. Ancak postpartum depresyon, yani doğum sonrası depresyonu hafife alınmaması gereken bir sağlık sorunudur.

Doğum Sonrası Depresyonun Belirtileri Nedir?
Doğum sonrası depresyonunun belirtileri, majör depresyonda görülen belirtilerle pararleldir. Bu belirtileri, uyku ve iştah değişiklikleri, ilgi ve istek kaybı, halsizlik, cinsel istekte azalma, değersizlik hisleri ve depresif, kederli ruh hali olarak özetleyebiliriz. Bu belirtilere ani ağlama krizleri, duygusal değişiklikler, aileden ve çevreden uzaklaşma gibi belirtiler de eşlik edebilir ve kişi, kötü bir anne olduğu ya da hiçbir zaman yeterince iyi bir anne olamayacağı gibi kendisi ile ilgili abartılı olumsuz düşüncelere kapılabilir.

Yeni doğum yapan bir kadın, anne olma ile birlikte kendisini yaşamındaki sosyal değişimlerin de neden olduğu pek çok yeni duygu ve düşünce içinde bulabilir. Örneğin, kendini yetersiz hissedebilir, içine kapanabilir, umutsuzluk duyguları yaşayabilir ve hayatının bir daha asla önceki gibi olmayacağı düşüncesi ile kaygıya kapılabilir.

Yeni doğum yapan annelerde bu belirtilerle ilişkili olabilen birtakım farklı zorlanmalar da görülebilmekte. Örneğin, anneler bebekleri ile olan iletişimlerinde veya bebekleri ile bağ kurmakta güçlük çekebilmekteler. Pek çok anne, yargılanacağı düşüncesi ile herhangi biriyle paylaşmaktan kaçındığı; bebeğini sevip sevmediği, gerçekte anne olmak isteyip istemediği gibi ikilemler yaşayabilir. Bu ikilemler annelerin aynı zamanda suçluluk duyguları yaşamasına da neden olmaktadır.

Her Kadında Doğum Sonrası Depresyon Görülür Mü?

Yazının devamı...