Dünyanın yeni çirkinleri

İnanın bu salgın perde arkasında çok güzel işler de yapıyor. İnsan sağlığının ve temiz havanın, çevrenin en önemli mesele haline gelmesi, tüm sistemi hizaya getiriyor. Devlet ve iş dünyası da kendini buna göre yeniden kurgulamaya başlıyor. Yeni düzene ayak uyduranlar hızla kazanıyor. Dışında kalan ülkeler ve kurumlar ise, jet hızıyla geriye düşüyor.

Çevre Kanunu

Bunu yazmamın sebebi şu: Ankara yeşil bir başlangıç yaparak, devlet kurumlarını ve iş dünyasını çevreci bir anlayışla dönüştürmek için harekete geçmiş durumda. Geçen hafta yazmıştım; üç hafta önce Çevre Kanunu’nun 12 maddesi Meclis’ten geçti ve “Türkiye Çevre Ajansı”nın kurulması kabul edildi. Böylelikle çevreyi kirletenlere çok ciddi cezalar getirilmesinden tutun, atıkların yeniden dönüştürülmesine kadar çok geniş bir paket hayata geçiyor.

Bu paketin içinde her ürünün üzerine “çevre etiketi” yapıştırılması da var (çevreye ne kadar zarar verdiği yazacak ve tüketici seçimini çevreye en az zarar verecek şekilde yapacak); “depozito sistemi” ile atıkların geri dönüştürülmesi de var. Yeşil alanların korunması ve artırılması, küresel ısınmayla mücadele, motorsuz- elektrikli araçların yaygınlaştırılması, tek kullanımlık materyallerin azaltılması da Ajans’ın başta gelen işlerinden olacak.

Kısacası, çok yakında insanın ve çevrenin sağlığını merkeze koyan bir sisteme geçiliyor. Tüm bunlar ise sadece çevreye yarar sağlamıyor. İş dünyası ve devletler de bu adımlardan artık çok kazanıyor. Nasıl mı?

Yeşil siyaset

Her şeyden önce, önümüzdeki dönemde bir hükümetin dünya üzerindeki itibarını en çok etkileyen konu, çevre ve sürdürülebilirlik olacak. İklim değişikliği, küresel ısınma, atıkların geri dönüşümü, temiz enerji, tarım-hayvancılık politikaları yeni dönemin sihirli kodları.

Hukuk sisteminde, ekonomik ve sosyal düzeninde insanı merkeze almaya başlayan devletler bundan böyle yakınlaşacak. Yeni küresel ağda yer alan bu ülkeler, ticaretten teknolojiye birbirini tam anlamıyla “kayıracak”. Sağlık, finans, hizmetler, lojistik, turizm, teknoloji, veri alışverişi ve ticaret sektörlerinde çok daha fazla iş birliği yapacaklar. Birbirlerinin ürünlerine öncelik verecekler. Bu da ister istemez küresel üretim ve tedarik zincirlerinde ciddi kaymalar yaratacak. Örneğin, bir tekstil şirketi kumaşını aldığı ülkeyi buna göre değiştirecek.

İşte Türkiye de çevreci adımlarıyla, tüm dünyaya ve yeni küresel ağın karar alıcılarına bu evrime dâhil olduğu sinyalini veriyor. Bu sayede küresel değişimden hak ettiği değeri alacaktır.

***

Sadece dışarıda değil, içeride de “yeşil dalga” dönüştürücü hale geldi. Artık vatandaşlar bu hassasiyeti taşımayan, insanların sağlığına ve soludukları havaya önem vermeyen partileri cezalandırıyor. Merkez siyaset ekoloji etrafında şekillenmeye başlıyor. Bunun en son örneği, Fransa’da yapılan yerel seçimlerde Yeşiller Partisi’nin tüm büyük şehirleri kazanması oldu.

Yeni Marka Ligleri

Bu adımlar iş dünyası için de artık yeni bir çıta koyuyor. Bir şirket çevre konularında duyarsız oldukça, bunun onun için bedeli de oluyor. Tüketiciler artık bir markanın dünyaya zarar verip vermediğiyle yakından ilgileniyor. Mesela çocuk işçi çalıştıran ya da hayvanlara işkence ederek üretim yapan bir markayı sevmiyor. Sadece ticari hedefleri olan ve kısa vadeye odaklanan kurumlardan uzaklaşıyor. Onları cezalandırıyor, satın almıyor.

Birçok sosyoloğa ve ekonomiste göre, zaman içinde vatandaşlar bu tip kuruluşları “çirkin şirketler” diye adlandıracak. Toplumlar “karne veren toplumlara” dönüşecek. Bu hassasiyete sahip kurumları daha üst lige taşırken, çevreyi hor kullanan kuruluşları cezalandıracaklar.

Kısacası, “Yeni Marka Ligleri” oluşuyor. Tüketiciyi önemseyen kuruluşlar yeni dönemin yükselenleri olurken, insan canını ve çevreyi hor kullanan kurumlar alt lige itiliyor. Yani iş dünyası “insanlık adına” olmasa da, en azından markanın itibarı adına bu duyarlılığı göstermek zorunda kalacak artık!

***

Oluşmakta olan bu yeni medeniyetin güzeli mi olmak istersiniz, çirkini mi? Şimdi tüm liderleri ve yöneticileri bekleyen soru bu...