Spora el atma vakti

“Sporun insanları birleştirici gücü başka çok az şeyde vardır. Spor bir zamanlar sadece çaresizlik olan yerde umut yaratır. Spor ırk engellerini ortadan kaldırır. Spor, ayrımcılıkla neredeyse dalga geçer. Spor insanlarla anladıkları bir dilde konuşur.”

Bu sözler, efsanevi lider Nelson Mandela’ya ait. Mandela Güney Afrika’da Apartheid rejimini -yani beyazların siyahilere uyguladığı kıyımı- büyük oranda futbolla bitirmişti. Ülkesinde en önemli birleştirici unsur olarak sporu kullandı. Zaten kendisi de bir futbol âşığıydı.

Birleştirici spor

Bunun örnekleri bizde de var. 20 yıl önce hayatını bir suikastla kaybeden, Diyarbakır’ın efsanevi Emniyet Müdürü Gaffar Okkan, terörün tavan yaptığı yıllarda çok iddialı bir laf etmişti: “Bölgenin kaderini sporla değiştireceğiz”. Bu uğurda da çok yol kat etti. Hem Diyarbakırspor’un futbol maçlarına büyük önem verdi. Mesela ulusal kanallarda öne çıkardı. Hem de bazı milli takımların (hentbol gibi) bir dönem tüm maçlarının Diyarbakır’da oynanmasını sağladı. İşte bunlar da yerel halkın toplumsal yaşantısını bir anda canlandırdı. Daha önemlisi, bölgedeki “Türkiyelilik” duygusunu pekiştirerek Doğu ile Batı’nın bütünleşmesine büyük katkıda bulundu.

***

Aslında spor dünyada sporun çok ötesinde işlev görmüş bugüne kadar. Mesela Kolombiya’da “Futbol ve Barış Ağı” ve “Barış için Gol” gibi projelerle, gençlerin spor sayesinde uyuşturucu ticaretinden uzak tutulması sağlanmış. Yine, Kosova’da spor maçlarıyla Boşnaklar-Sırplar arasında nispeten ılımlı bir hava estirilmiş. Türkiye’de de Suriyeli mültecilerin topluma entegrasyonu için, Aralık 2016’da Spor Bakanlığı ve BM Mülteciler Yüksek Komiserliği “Yeşil Sahada Barış için Kardeşlik Projesi” kapsamında futbol turnuvası düzenlemişler. Türk ve Suriyeli gençler aynı takımlarda karma bir şekilde forma giymişler.

Zaten tam da sporun bu toplumsal birleştirici rolü nedeniyle Birleşmiş Milletler 2015’te kabul ettiği ve 2030 yılına kadarki dönemi kapsayan o meşhur “Küresel Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi”ne sporu da eklemiş. Kalkınma ve barış hedeflerine ulaşmak için belirlenen 17 küresel hedeften biri olarak, sporun geliştirilmesini göstermiş. Zira gördüğünüz gibi spor tüm sınırları, farklı ırkları-renkleri-dinleri-dilleri ortadan kaldırıyor. Tutkal işlevi görüyor. Tam da bu yüzden ön yargıların ve olumsuz düşüncelerin kırılması için en uygun ve en kolay araç. Hele ki en popüler spor dalı olan futbol...

Kadın-erkek eşitliği için

Dolayısıyla, sporu Türkiye’deki en önemli sorunlardan biri olan cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldırmak için acilen kullanmak gerek. Birkaç yazıdır Türkiye’de kız çocuklarının futbola başlamasının ve kadın spor takımlarının kurulmasının önemini yazıyorum. Yukarıda alıntıladığım Gaffar Okkan da bunun için çok emek vermiş. Güneydoğu’da kız çocuklarının saha maçlarında görünmesine öncülük etmiş. Onun döneminde Kadın Milli Hentbol Takımı teknik direktörü olan Kenan Öner, Okkan’ın isteği üzerine Diyarbakırlı bir kadın sporcuyu kadroya almış.

“Gaffar Okkan o kızı sahada sadece hentbolda gol atması için görmek istemedi. ‘Buradan bir tane kız gitsin, arkasından yüzlercesi gelir’ dedi bana. İşte o zaman biz de milli takımlara Doğu’dan ve Güneydoğu’dan da birer tane kız çocuğu vermeye başladık” diyor, telefonda konuştuğum Öner.

Kenan Öner bu deneyimini, Sabancı Üniversitesi’ne bağlı İstanbul Politikalar Merkezi’nin 5 Ekim 2017 tarihinde düzenlediği çalıştayda anlatmış. Önde gelen spor insanları, sanatçılar, kamu ve sivil toplum temsilcilerinin katıldığı “Kutuplaşmayı Aşmada Sporun Rolü” başlıklı seminerden çok önemli bir rapor da çıkmış. Türkiye Hentbol Federasyonu’nda teknik komite üyeliği yapmış olan Dr. Altay Atlı’nın kaleme aldığı rapor, “sporda kapsayıcılık” üzerine. Bundan kasıt, farklı gruplardan ve kesimlerden bireylerin mümkün olduğunca spor faaliyetlerine aktif ve seyirci olarak katılımının sağlanması. Özellikle de farklı cinsiyetlerin.

***

Tam da İstanbul Sözleşmesi’ni tartıştığımız, kadın cinayeti ve tacizi haberlerinden bunaldığımız şu günlerde spor sahalarını kadınlara açmak bir anda her şeyi değiştirir, dönüştürür. Hep yazdığım gibi: Kadınların hayat sahasında yaşadıkları adaletsizlikleri engellemenin yolu, spor sahasında adaleti sağlamaktan geçiyor. Bir kadın futbol sahasında olunca, hayat sahasına çıkmış oluyor.

Artık TBMM’nin gerekli yasayı çıkararak, Eğitim ve Spor bakanlıklarının bu vizyona göre gerekli düzenlemeleri yaparak, futbol kulüplerinin kadın oyunculara yer açarak ellerini taşın altına koymalarının vakti. Unutmayın, rahmetli Okkan’ın dediği gibi: Bir tane kız gitsin, arkasından yüzlercesi gelir.