Suriye’de çapraz ateş

İlk bakışta Suriye’deki tablo çok net gibi duruyor. Yani sanki bir tarafta Türkiye, Rusya ve İran var. Diğer yanda ise ABD ve desteklediği YPG. Oysaki kazın ayağı hiç de öyle değil.

İç içe geçen cepheler

Rusya ve İran’dan başlayalım. Evet, ikisi de bir yandan Suriye’de rejimi ayakta tutmaya çalışıyor. Çünkü Rusya için Esad demek Suriye’deki çıkarlarını, yani buradaki iki askeri üssünü uzun vadeli garantilemek demek. İran da Esad üzerinden nüfuzunu koruyarak Irak’tan Lübnan’a uzanan Şii hilalini gerçekleştirme derdinde.

Ancak her ne kadar Suriye’de iş birliği yapsalar da bu iki ülke aynı zamanda birbirinin bölgesel rakibi. Dolayısıyla, Suriye’deki paylaşım sona erdiğinde Rusya İran’la iş tutmaktan vazgeçebilir. Hatta ve hatta ABD ile, İran’ın Suriye’den çekilmesi üzerinde anlaşabilir. Dış politikada en çok İran karşıtlığını öne çıkaran Trump’ın aklında da zaten muhtemelen bu hedef var.

Kaldı ki Trump tarafından sıkıştırıldıkça İran’ın Rusya’ya bağımlılığı giderek artıyor. Bu yüzden, Tahran’a karşı eli her zamankinden güçlü olan Rusya, ABD yarın öbür gün Suriye’deki İran askerlerini ve Şii milisleri vurmaya başlarsa ses çıkarmayabilir.

***

ABD ve Rusya’nın üzerinde mutabık olduğu bir diğer konu ise Suriyeli muhalifler. Rusya muhalif grupları Esad’ı zayıflattıkları için istemiyor. Trump için ise radikal gruplarla Türkiye’nin desteklediği “ılımlı” muhalifler arasında bir fark yok. Zaten tam da bu yüzden bu gruplara CIA’nın yıllardır verdiği desteği aylar önce kesti.

Bunların da ötesinde, eğer ki Rusya Esad’sız bir Suriye’de çıkarlarını koruyabileceğinden emin olursa, orta vadede ABD ile anlaşıp Esad’dan desteğini çekebilir.

YPG denklemi

ABD ve YPG cephesinde de işler göründüğünden çok daha karışık. Fırat’ın doğusunda, yani kuzeydoğu Suriye’de YPG’yi asıl ABD destekliyor. Ama gelin görün ki Fırat’ın batısındaki (Afrin’de) destekçileri Rusya. ABD ile Rusya’nın Suriye’deki nüfuz mücadelesi devam ettiği müddetçe de YPG kartını birbirlerine karşı kullanmaya devam edecekler. Zaten Rusya’nın Türkiye’nin Afrin’e girmesine göz yummasının bir sebebi de bu. Yani YPG’ye “ABD’nin kanatları altına fazla girersen, Türkiye’ye yol açarım” mesajı vermek.

Esad ile YPG arasındaki ilişki de çetrefil. Esad bir yandan ülkesinin kuzeyinde özerk bir Kürt bölgesi istemiyor. Hatta bu yüzden önümüzdeki dönemde ABD ile arasındaki tansiyon da yükselebilir. Ancak aynı zamanda YPG ile masaya da oturuyor. Bunun arkasındaki başlıca sebep ise -aynı Irak’ta Bağdat ile Erbil arasında olduğu gibi- YPG kontrolündeki bölgenin
petrolünü paylaşmak.

***

Gelelim bize. Türkiye her ne kadar “Astana süreci” kapsamında Rusya ve İran ekseninde yer alsa da İdlib özelinde karşı cepheye düşüyor. Çünkü İdlib, Türkiye’nin desteklediği muhaliflerin elinde kalan son kale. Rusya ve İran ise bu gruplarla mücadele ediyor. Ankara da hem bu ihtilaf nedeniyle hem de ne Tahran ne Moskova’ya tam olarak güvenmediği için, ABD ile de iş birliğini sürdürme peşinde. Hem de aralarındaki derin YPG anlaşmazlığına rağmen.

Bu tablonun bize ne emrettiği ise çok açık: “Tüm aktörlerle temkinli ama işleyen bir ilişki kurun!”