ABD’NİN ÇİN POLİTİKASI

ABD’nin Çin politikası yalnız ABD’yi değil, bizi ve tüm dünyayı ilgilendiriyor. Çin’deki totaliter rejim, hiç kimseyi ve hiçbir kuralı önemsemiyor. Bir taraftan Uygur Türklerini toplama kamplarında yaşatırken, bir taraftan da kendi vatandaşlarının neredeyse % 88’ini fişlenmiş ve takip altında tutuyor. Bir taraftan, Güney Çin Denizi’ni işgal etmek üzere yapay adalar üzerine askeri üsler kurarken; diğer taraftan atom bombası geliştirmek üzere olan Kuzey Çin’i destekliyor.

Çin, Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) baskı yaparak, işgal etmek istediği Tayvan’a WHO’nun sağlık yardımı götürmesini engelliyor; özerk bir bölge olması kaydı ile Çin yönetimine verilen Hong-Kong’da tam hakimiyet kurmak istiyor.

ABD ne yaptı?

ABD önce Kuzey Çin’in füze denemelerini ve atom bombası geliştirmesini durdurmak üzere, Çin ile iyi ilişkiler kurma yolunu seçti; ama sonuç alamadı. Bu arada, Japonya ve Tayvan’ı kapsayan, Çin’i dışlamaya yönelik ticaret anlaşmalarını, ABD çıkarlarına uygun olmadığı gerekçesi ile tek taraflı olarak iptal etti. Bu davranış, Japonya ve Tayvan’da olumlu karşılanmadı.

ABD, Güney Çin Denizi’ne savaş gemileri ve uçak gemisi gönderdi ama bu adımdan bir sonuç çıkmadı. Son olarak, Çin ile olan ticaret anlaşmalarını iptal ettiyse de, bu işlemden Çin kârlı çıktı. Hong-Kong limanının artık güvenli olmadığı yönünde yapılan ABD açıklaması da bir şey ifade etmiyor. Oysa Çin, Hong-Kong için “Bir Ülke İki Sistem” uygulamasını kabul etmişti.

ABD’nin Çin teknolojilerinin kullanılmaması yönünde müttefiklerine yaptığı baskı bir sonuç vermedi. ABD üniversitelerindeki buluşların Çin casusları tarafından ele geçirilmesi de önlenemedi.

ABD ne yapmalı?

ABD’nin öncelikle müttefikleri ile iyi ilişkiler kurup, güven tazelemesi gerekiyor. ABD’nin Kuzey-Güney komşuları ve Avrupa Birliği ile yaptığı anlaşmaları pervasızca ve tek taraflı olarak bozması, hiç hoş karşılanmadı. Orta Doğu, İsrail, Suudi Arabistan ve Afganistan politikaları ile ABD, dünyada yalnızlaşıyor.

ABD ve müttefikleri birlikte konuşmadıkça, Çin kimseyi dinlemeyecektir. Öte yandan, gümrük tarifeleri ve ithalat tavanları, en çok ABD’ye ve serbest ticarete zarar verir. Müttefikler, ABD’ye ekonomik olarak da güvenmelidir.

Ticaret anlaşmalarının tek taraflı iptali, güven kaybetmekten başka işe yaramaz. Anlaşmalar, tarafların çıkarları gözetilerek, bir an önce yenilenmelidir.

Ticaret kısıtlamaları, bir pazarlık unsuru olarak görülmemelidir.

ABD’de iş yapan büyük Çin şirketlerinin geri gönderilmesi tehdidi, akıl işi değildir.

İsrail dışında hiçbir devlet artık ABD’yi arkasında göremiyor. Gerçek sorun budur.