BİR ŞEY İSTEME

Neil Pasricha, mutluluğun reçetesini “The Happiness Equation (Mutluluk Denklemi)” kitabında anlatıyor. Susan Kein, Pasricha için, “Dale Carnegie geçen yüzyılda vardı. Stephen Covey son 10 yılın adamı idi; şimdi Pasricha var” diyor.

“Want Nothing + Do Anything = Have Everything (Bir şey İsteme + İstediğini Yap = Her şeye Sahip Ol) formülü, Pasricha’nın mutluluk reçetesinin temel denklemini oluşturuyor. Gerçekten ben de, krallarla, prenslerle, en meşhurlarla ve en zenginlerle birlikte olma fırsatını yakaladım ama onların hiçbirinin gerçek mutluluğu yakalamış olduklarını göremedim. Pasricha da, aynı tecrübeyi yaşamış ve mutluluk formülünün “9 Sır”rını şöyle açıklıyor.

Birinci sır

Büyük bir başarının ardından mutlu olacağınızı zannedersiniz. Oysa, önce mutlu olmayı deneyin; başarı onu takip edecektir. Shakespeare’nin dediği gibi, “İyi veya kötünün ne olduğunu, düşünce sisteminiz belirler”.

Bildiğimiz tarih olayları, bu dünyada geçmiştir ve hayatımızın çok büyük bir bölümünü, hayatta kalabilmek için harcamışızdır. Belki de, mutlu olmak için zamanımız bile olmamıştır. Binlerce yıldan beri, insanlar sadece aç kalmamak ve güvende olabilmek için yaşamışlardır; çoğu hiç mutlu olmayı deneme fırsatı bile bulamadan, ölmüştür.

Hayatımız boyunca, problem aramak, problemi bulmak ve problemi büyütmekle uğraşmışızdır. Çiplerimiz, bizim mutlu olmamamız üzerine programlanmıştır. Mutlu olabilmemizin yüzde 90’ı kontrol bile edemeyeceğimiz nedenlere bağlı olduğu halde, hayatımız boyunca mutlu olmaya çalışmışızdır. İş - evlilik - para, hepsi kontrol edebileceğimiz yüzde 10’luk mutluluk bölümü içindedir. Bu durumda, düşünce sistemimizi değiştirip, dünyada hiç kimsenin, hiçbir eşyanın veya servisin olmadığını varsayıp, sadece davranış ve kavrayış biçimlerinizi kontrol ederek, mutlu olabileceğinizi varsayabilirsiniz.

Yapılan tüm araştırmalar, mutlu insanların 10 yıl daha fazla yaşadıklarını gösteriyor. Üstelik, mutlu insan hiçbir zaman her şeye sahip olan kişi olmamıştır. Öyleyse, önce mutlu olmalıyız.

İkinci sır

Eleştiriler umudunuzu kırmasın; mutluluğunuzu bozmasın. Birbirini etkileyen 3 çeşit başarı var. İşinizdeki başarı, sosyal hayatınızdaki başarı ve içsel hayatınızdaki başarı. İlk iki başarı biçimi, sadece hissettiğiniz gerçek başarıyı, içsel başarınızı etkiler. İçsel başarı, hissettiğiniz gönül rahatlığıdır. İşte, gerçek başarı budur. Gerçekten başarmak istediğiniz budur.

Bir eleştiri ile karşılaştığınızda, bu eleştirinin altında yatan gerçek nedenin ne olduğunu düşünün. Başkalarının görüşünün, sizin görüşünüzle çok az olasılıkla örtüştüğünü göreceksiniz. Bu örtüşme azaldıkça, “kendine güven” denilen olgu ortaya çıkar. Eleştirilerin büyük çoğunluğu, eleştirenin kendine güvensizliği veya küstahlığı ya da sizi içine sindirememesi, hor görmesi nedeniyle ortaya çıkmıştır. Yani, gerçek eleştiriler değildir.

Eleştirilerin altındaki nedeni buldukça, kendinizi daha çok seveceksiniz ve kabul edeceksiniz. Kendinizi kabul ettikçe ve özür dileyecek bir şey yapmadıkça “kendine güven” olgusu, daha da içinize yerleşecektir.

Wimbledon sporcu girişinin tepesinde, şu sözler yazılıdır. “Burada zafer ya da felaket ile karşılaşabilirsiniz. Bu iki geçici durumu da aynı soğukkanlılıkla karşılayınız.”

Devamı var...