Bergama’dan Saros’a çevre yalanları

Tarih 27 Ekim 2002.

Ege Ordu Komutanı Hurşit Tolon, Bergama’daki Ovacık altın madenini ziyaret eder. Madeni işleten yabancı şirket yetkilisinden brifing alır. Duydukları karşısında hem şaşırır hem de üzülür. Türkiye’de 300 milyar dolarlık altın rezervi bulunmaktadır. Ancak devlet bu altını çıkarmak yerine yılda 200 ton ithalat yapmaktadır!

Altın işine giren özel sektörün önü ise sözde çevreci eylemlerle kesilmektedir. Bergamalı köylülerin altın madenine karşı direnişi 90’lı yılların ülkedeki en dikkat çekici çevre eylemi olarak nam salmıştır.

Oysa gerçekler bambaşkadır. Necip Hablemitoğlu “Alman Vakıfları ve Bergama Dosyası” adlı kitabında bu eylemlerinin arkasında kimlerin olduğunu, Türkiye’nin altın çıkarmasının kimleri rahatsız ettiğini belgeleriyle ortaya koyar.

Ancak bu ifşa birilerini rahatsız eder. Tolon’un ziyaretinden sadece 20 gün sonra Hablemitoğlu öldürülür. Yıllar sonra bir FETÖ suikastına kurban gittiği ortaya çıkar.

Sonra ne mi olur? Bergama’daki altın madenine FETÖ çöker. Baskıdan bunalan yabancı firma komik bir bedelle madeni FETÖ’cü Akın İpek’e devreder. Ve o meşhur çevre eylemleri bıçak gibi kesilir!

Bu hikâyeyi niye mi anlattık? Benzer bir tiyatro şimdilerde Saros Körfezi’ne yapılan FSRU projesi bahane edilerek yeniden sahnelenmek isteniyor. FSRU denilen şey; sıvılaştırılmış doğal gazın muhafaza edildiği, yeniden gazlaştırma ünitesine alındığı bir yüzer depolama tesisi. Stratejik önemdeki enerjide arz güvenliği bütün gelişmiş ülkelerde bu tip tesislerle sağlanıyor.

10 milyonluk Yunanistan bile enerji arz güvenliğini sağlamak için Saros’a kuş uçuşu 70 km mesafedeki Dedeağaç’a FSRU tesisi kuruyor. Hem de ne tesis. Toplam 170 bin metreküp LNG depolama ve yıllık 6.1  bcm gazlaştırma kapasitesine sahip. Tesiste temin edilecek LNG, denizin altından ve karadan geçecek 28 km’lik boru hattıyla Yunanistan’ın ulusal iletim hattına bağlanacak. Sadece Yunanistan’ı değil komşusu Bulgaristan ve Güneydoğu Avrupa’yı da besleyecek projeye AB 166 milyon euro destek veriyor! Bizim için şaşırtıcı olan şu ki Yunanistan’da kimse çevrecilik maskesiyle FSRU tesisine karşı çıkmıyor.

Geçelim kıyının öte tarafına, yani Saros’a. Geçen yıl Karadeniz’de 540 milyar metreküp doğal gaz bulan ve yakın gelecekte dünya enerji piyasasında söz sahibi konumuna gelecek Türkiye’nin FSRU tesisi kurması istenmiyor!

Bahane tıpkı Bergama’da olduğu gibi çevre. Saros Projesi hayata geçmesin, Türkiye enerjide arz güvenliğini çeşitlendirmesin diye düğmeye basılmış durumda. Hafta sonunda “Adalet İçin Saros’uma Dokunma” adıyla miting bile yaptılar. Çevreyi sadece hükümet karşıtı eylemlerde hatırlayan sanatçılarımızın işe dâhil olması an meselesi.

Oysa Saros’a yapılacak FSRU tesisi Yunanlıların Dedeağaç’a yaptığı tesisten çok daha çevre dostu bir proje. Yunanlılar gibi denizin içine onlarca kilometrelik boru hattı döşenmiyor. Kıyıya yapılan küçük bir iskele çevre felaketi olarak sunuluyor. Türkiye bu tesisi devreye aldığında Balkanlar ve Avrupa’nın arz güvenliğine katkı sağlayabilecek bir konuma gelecek. Nüfus ve sanayi yoğunluğunun ağırlık merkezi Marmara’da olası bir enerji problemine en düşük maliyet ve en yüksek hızla müdahale edebilecek.

Ama gel gör ki bunu çevreye aşırı duyarlı STK’larımıza, sanatçılarımıza anlatamıyoruz. Samimi olanların derdinin Saros olduğundan şüphem yok. Ancak Yunanistan’ın Dedeağaç projesinin AB’nin Ortak Menfaat Projesi kapsamına alındığı bir süreçte Türkiye’nin Saros projesine böylesine bir direnç gösterilmesi ilginç. Moda tabirle, zamanlama manidar...

CHP’nin HAVET’çileri

Kimse farkında değil ama Cumhurbaşkanı adaylığı meselesi üzerinden CHP’de çok sert bir parti içi iktidar savaşı yaşanıyor.

Bülent Kuşoğlu’nun “Adayımız Kılıçdaroğlu” çıkışına açıktan destek veren bir tane MYK üyesi yok! Karşı çıkan var mı? O da yok. Hepsi mahcup bir şekilde “Havet” diyor. 

Bu durumun siyasetteki anlamı şudur: CHP yönetiminde hatırı sayılır bir grup siyasi geleceğini Kılıçdaroğlu’nda değil Ekrem İmamoğlu’nda görüyor. Tüm işaretlere rağmen Kılıçdaroğlu’nun aday olacağına inanmıyorlar. Ve aday netleşene kadar hem Kılıçdaroğlu’nu hem de İmamoğlu’nu idare etmeye çalışacaklar.

Ne zaman renklerini belli edecekler derseniz... “Taraf olmayan bertaraf olur” aşamasına gelince tabi ki. CHP’deki son durum böyle.