Beşinci Kol ve bizim Henri

Tarihin bilinen ilk “Beşinci Kol” faaliyetinin bu topraklar üzerinde gerçekleştiğini biliyor muydunuz? Spartalıların savaşta bir türlü yenemedikleri Troyalılara yolladıkları Truva atından bahsediyorum. Kusursuz bir beşinci kol çalışmasıydı.

Fatih Sultan Mehmet’e kuşatma devam ederken “Ne işimiz var İstanbul’da, dönelim” diyen Çandarlı Halil Paşa… Yavuz Sultan Selim’i Çaldıran seferinden vazgeçirmeye çalışan Hemdem Paşa… Her ikisi de kendi dönemlerinin fonlanmış etki ajanları olarak beşinci kol faaliyeti yürütüyorlardı.

Yakın tarihin etki ajanlarına geçmeden “Nedir bu beşinci kol” sorusunun kitabi cevabına bir bakalım: Fiili müdahaleyle ele geçirilemeyen bir devleti propaganda, casusluk, sabotaj ya da terör yoluyla müdahaleye uygun hale getirmek. Maalesef bizim hiç yabancısı olmadığımız bir süreç bu.

Gelelim modern çağın etki ajanlarına ve yürüttükleri beşinci kol faaliyetlerine. Sorularla ilerleyelim. Bu ülke en son ne zaman fiili müdahaleyle ele geçirilmeye çalışıldı? 15 Temmuz 2016 günü. Peki darbenin planlayıcılarından olduğu gerekçesiyle hakkında yakalama kararı çıkarılan CIA ajanı Henri Barkey, 15 Temmuz günü saat 18:00’de ne yapıyordu? Büyükada’daki Splendid Otel’den Ruşen Çakır’ın Medyascope.tv’sinde canlı yayındaydı!

Kim bu Henri Barkey?  İzmir doğumlu bir CIA ajanı. Çok iyi Türkçe biliyor. Robert Koleji mezunu. Uzmanlık alanı Kürt meselesi ve darbeler! Kendisi gibi Robert Kolej mezunu olan Osman Kavala ile yakın dostlar. 15 Temmuz’dan sadece 3 gün sonra Kavala ile Karaköy’deki restoranda karşılaşıyorlar. Kavala “Tesadüfen karşılaştık” diyor. Ama HTS kayıtlarına göre Barkey, Kavala’nın şirketine ait telefonlarla tam 93 saat, 34 dakika, 1 saniye görüşme yapmış. Kavala ve Barkey’in yolu darbeden önce de kesişiyor. Nerede mi? Diyarbakır’da. Darbeden 2 hafta önce ikisi de Diyarbakır’da boy gösteriyor!

“Bunlar hep tesadüf” diyenler için filmi biraz daha geri saralım. Tarih Mart 2014… Türkiye 31 Mart yerel seçimlerine gidiyor. Barkey “Türkiye’nin yerel seçimleri” başlıklı bir rapor açıklıyor. Raporda “Ordudaki Gülenciler eğer Gülen hareketine karşı bir büyük operasyon yapılırsa emir-komuta zincirinin dışında bağımsız hareket edebilir” diyor!

Adam 2 yıl öncesinden FETÖ’cü darbenin haberini veriyor. FETÖ’nün askerlerine “Darbeye hazır olun” mesajı yolluyor. Raporda ayrıca Türkiye’nin büyük bir kaos ortamına gireceğini, büyük  halk ayaklanmaları çıkacağını, Güneydoğu’da özerk yönetimler kurulması gerektiğini iddia ediyor. (Bknz: Hendek olayları) Peki Barkey’in bu mesajları Türk kamuoyuna kim tarafından ve nasıl ulaştırılıyor? Tabii ki fonlanmış medya ve onun tam bağımsız gazetecileri tarafından. Modern zamanlarda beşinci kol faaliyetleri işte böyle yürütülüyor.

Barkey ve Türkiye’deki ilişki ağı buzdağının sadece görünen yüzü. Somut bir örnek üzerinden meseleyi anlatmak için bu yazıya konu ettik.

Türkiye’ye yönelik fonlanmış medya üzerinden yürütülen sayısız operasyon ve etki ajanı var. Bağımsız gazetecilik edebiyatıyla sokağı hareketlendirmeye, kaos ve istikrarsızlık ortamı yaratmaya çalışıyorlar. Haklarını teslim edelim, iyi iş çıkarıyorlar.

Ama bu devlet, bu millet sahipsiz değil. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kıbrıs’tan verdiği “Yalan habere tahammülümüz yok” mesajı önemli. Ekim ayında TBMM açılır açılmaz bu beşinci kol faaliyetlerine set çekecek, etki ajanlarına ‘dur’ denilecek bir yasal düzenleme hayata geçirilecek.

İletişim Başkanı Fahrettin Altun “Bazı yabancı liderlerin Türk siyasetini dizayn etme niyet ve gayretlerini açıkça ifade ettiği bir ortamda, hiçbir yabancı devlet ve kuruluşun medya sektörüne çeşitli fonlar sağlamasını söz konusu çıkar ve hedeflerden bağımsız yorumlayamayız” açıklamasıyla izlenecek yol haritasının işaretlerini verdi. ABD kendi ülkesinde bu tip yayın kuruluşları için ne yapıyorsa Türkiye de aynısını yapabilir. ABD’de yabancı bir ülkenin fonladığı medya kuruluşu 6 ayda bir ABD makamlarına çalışmaları hakkında detaylı bilgi vermek zorunda. Bizdekiler de versin. Madem sadece gazetecilik yapıyorlar. Korkacak bir şeyleri olmamalı.