Bildiriden Kartaltepe Kışlası’na

Tümgeneral Davut Ala. 3. Ordu Kurmay Başkanı ve Erzincan Garnizonu Komutanı.

Kamuoyu onu 15 Temmuz’un Gazi Albay’ı olarak tanıyor. O gece FETÖ’cü hainlerle girdiği çatışmada tam yedi kurşun yarası aldı.

Bir parmağı koptu, karaciğerinin yarısı gitti. Diyaframı delindi, kaburgasının bir bölümü kırıldı.

Vücudun sağ tarafı paramparça oldu. Ama komutanlığını yaptığı Kartaltepe Kışlası’nı FETÖ’cü hainlere teslim etmedi.

O gece İstanbul Kartaltepe’de Davut Albay ve arkadaşlarının yazdığı kahramanlık destanını anlatmaya sayfalar yetmez.

Silah arkadaşları yanında şehit düştü. Yaralı olarak ele geçirdiği FETÖ’cü hainlere “Yazıklar olsun size. Yaptığınız vatanı bölmekten başka bir şey değil” dedi.

Aldığı cevap “Siz göreceksiniz, iki sene sonra sizi yargılayıp, asacağız” oldu.

Çatışmanın en şiddetlendiği anda önce sağ parmağından vuruldu. Kopan parmağını avucunun içine aldı, helikopterle kaçmaya çalışan hainlere doğru tekrar ateşe başladı. Bu kez karaciğerinden vuruldu. Şehit olacağını düşünerek vali yardımcısı arkadaşını aradı.

Şehadet getirdi. “Hakkınızı helal edin, çocuklarım önce Allah’a, sonra size emanet” dedi.

Tam 10 gün komada kaldı. Yaşamasına mucize gözüyle bakılıyordu. İyileşti, çok sevdiği üniformasına kavuştu.

Gelelim bu hikâyeyi neden hatırlattığımıza...

Davut Ala bir kahraman. En hakikisinden üstelik. Ama küçük bir kusuru var.

Dini bayramlarda ve Kandil günlerinde kutlama mesajı paylaşıyor.

Böyle kusur mu olur demeyin... Bazılarına göre bu çok büyük bir kusur, eksiklik.

Kime göre mi?

104 emekli amiralin darbe çağrışımlı bildirisinde imzası olan isimlerden Türker Ertürk’e göre.

Efendim... Davut Ala, Türk milleti ve İslam âleminin Miraç Kandili’ni kutlayan bir mesaj yayınlayamazmış.

Çünkü Türker Ertürk bundan rahatsız oluyormuş.

Oturmuş klavyenin başına, “Eğer bu mesaj doğruysa yazıklar olsun” demiş!

Ertürk haklı. Vatan için ciğerini veren, FETÖ’cü hainlerle klavye başında değil kışlada çarpışan yiğitlere bu kadar kolay ‘yazıklar olsun’ çekenlere yazıklar olsun demek lazım.

Şimdi soru şu: 15 Temmuz’da kışlasını hainlere teslim etmeyen Davut Ala vatansever değil mi?

Ertürk ve arkadaşları kadar mavi vatan bilincine sahip değil mi? 90’larda kaldığını düşündüğümüz bu tartışmalarla ülkenin enerjisini tüketmeye kimsenin hakkı yok.

Ne demişti Mustafa Kemal Atatürk? Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır.

Başka söze gerek var mı?

Zevzeklik mi, sistematik saldırı mı?

İyi Parti lideri Meral Akşener’e göre emekli amirallerin bildirisi zevzeklik.

CHP lideri Kılıçdaroğlu’na göre ise bildiri sahte gündem!

Akşener en azından bu antidemokratik bildiriye tepki koyuyor. Kemal Bey’in açıklamasından ise amirallere bildiriyi iktidarın hazırlattığı anlamını çıkarmak bile mümkün!

Bir başka görüşe göre ise bu bildiri Türk Silahlı Kuvvetleri’ni hedef alan sistematik bir saldırının son halkası.

Harp Okullarının yönetmeliğinin tartışmaya açılması.

Mustafa Kemal Atatürk’ün adının askeri kurs yönergesinden çıkarıldığı iddiası.

Milli Savunma Üniversitesi’nde “Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi” dersinin kaldırıldığı iddiası.

Bunların tamamı asılsız çıktı. Ve en son 104 amiralin bildirisi.

Yıpranan sadece Silahlı Kuvvetler değil, ülke oldu.

“28 Şubat bin yıl sürecek” diyen darbecilerin bir bildiği varmış. Darbeci zihniyet dimdik ayakta.

Birileri Türkiye’yi sabah erken kalkanın darbe yaptığı Orta Amerika ülkeleri ve Afrika’nın kabile devletleriyle eşitleme sevdasından hiç vazgeçmiyor.

Olan ülkeye, sana, bana, çocuklarımızın geleceğine oluyor.