Darbe’nin ilk işareti

Büyük projeyi ABD eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger 2014’te ağzından kaçırdı: “1919-1920’de kurulan ulusal sınırlar yıkılmalıdır.” Tam da dediği gibi oldu.

Suriye-Irak fiilen üçe bölündü. PKK özerk yönetimler ilan etmek için Güneydoğu’da hendek terörünü başlattı. DEAŞ-PKK/YPG-DHKP-C gibi birbirine hiç benzemeyen terör örgütleri aynı anda Türkiye’ye karşı saldırıya geçti.

Asıl darbeyi 15 Temmuz’da FETÖ’yü sahaya sürerek vuracak ve Türkiye’nin fişini çekeceklerdi. Zaten darbenin asıl amacı Türkiye’nin Suriye’ye müdahale etmesini engellemek ve Akdeniz’e açılan terör devletini hayata geçirmekti.

Plan tutmadı. Milletin çelikten iradesiyle darbe püskürtüldü. Türkiye’nin direncini kıramadılar. Ama vazgeçmediler.

ABD Savunma Bakanlığı için raporlar yazan Rand Corporation darbeden sonra “Türkiye’de yeni bir darbe girişimi olabilir” dedi! ABD’nin Türkiye ile ilgili ezberinin hiç değişmediği anlaşılmış oldu.

Filmi biraz daha geriye sarmakta fayda var. Yıl 2008. Aylardan ekim. “Central Asia-Caucasus Institute” himayesindeki Swante E. Cornell ve Halil Magnus Karaveli isimli iki araştırmacı bir Türkiye raporu hazırlar.

Bu raporun sonuç bölümünde “Cumhuriyetin 100. Yılında Türkiye” adıyla üç senaryoya yer verilir.

Birinci senaryo: AK Parti ve Erdoğan’ın başarılarının devamı halinde Türkiye daha muhafazakâr bir ülke olacak.

İkinci senaryo: Deniz Baykal CHP’nin liderliğinden istifa etmeye ikna edildiğinde yerine AKP erkânı içerisinde tartışmalı isimleri yolsuzluk dosyalarıyla saf dışı bırakarak öne çıkan Kemal Kılıçdaroğlu gelecek. CHP yeniden modern ve Avrupa tarzı bir sosyal demokrat parti hüviyetine kavuşacak.

Üçüncü senaryo: Türkiye’de işlerin yolunda gitmemesi durumunda askeri yönetim yeniden işbaşına gelecek.

Gördüğünüz üzere, meşhur üst akıl Türkiye’de neler olacağını daha 2008 yılında adeta nokta atışıyla tahmin etmiş. CHP’de değişim tamamlanmış. Recep Tayyip Erdoğan’ı tasfiye etmek için darbe dâhil her yol denenmiş. Denemeye de devam ediyorlar.

Yarıda kaldığını düşündükleri işlerini tamamlamak için ne gerekiyorsa yapacaklarından hiç şüpheniz olmasın. Buna darbe de dâhil. Bıkmadan, usanmadan saldıracaklar.

Bize düşen, en iyi bildiğimiz işi yapmak olacak. 15 Temmuz ruhuyla bu saldırıları püskürtmek. Vatanı korumak. Gerisi boş laf.

Uçan araba hayal mi?

Önce Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay. Ardından da Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank Türkiye’nin uçan araba üretebileceğini söyledi.

Deyim yerindeyse kıyamet koptu. Türkiye uçan araba falan yapamazmış. İyi eğitilmiş yeterli insan kaynağımız yokmuş. Ar-Ge ve okuma alışkanlığı olmayan bir ülkede bu iş nasıl olacakmış?

Bu eleştirileri muhalefetin yapması normal. Ama adının önünde ‘Profesör’ etiketi bulunan biri söyleyince biraz tuhaf kaçıyor. Maalesef bizim bilim insanlarımızda hâlâ “Almanlar yapmış abi. Bizden bir şey olmaz” mantığı hakim.

Allah’tan bu ülkenin gençlerinin ufku geniş. SİHA-İHA teknolojisinde Türkiye’yi ilk 10 ülke arasına sokan da, savunma sanayiinde başa güreştiren de gençlerdeki bu vizyon ve heyecan. Yönü hep Batı’ya dönük profesörlerimize kalsa haddimizi bilip oturmaya devam edeceğiz.

Bu arada dünyada uçan araba yatırımları hızla artıyor. Kısa bir süre önce Microsoft ve American Airlines elektrikli uçan araba geliştiren bir İngiliz şirketine yatırım desteği verme kararı aldı. American Airlines’ten yapılan açıklamaya göre, İngiltere merkezli “Vertical Aerospace” adlı startup şirketine kentlerin üzerinde uçmak için tasarlanmış 1 milyar dolar değerinde 250 uçan araba ön siparişi verilmiş. Acaba orada da bu yatırımla dalga geçen bilim insanları ve siyasetçiler olmuş mudur?

NOT: Türkiye’nin uçan araba projesi Cezeri 15 Eylül 2020 günü test uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. Demek ki neymiş? Türkiye uçan araba yapabilirmiş. Birilerinin hayallerinin bittiği yerde Türk gençliğinin gerçekleri başlarmış.